Nuri Bilge Ceylan sineması üzerine

Nuri Bilge Ceylan, Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra Mimar Sinan Üniversitesi’nde iki yıl sinema eğitimi gördü.

Sinemaya, Koza adlı kısa filmiyle adımını atan Ceylan, bu filmiyle Cannes Film Festivali’nin ilgili bölümüne katılma başarısını gösterdi. Ceylan, 1997’de ilk uzun metrajlı filmi olan ve başta Berlin Film Festivali olmak üzere pek çok dünya festivalinde gösterilen üç bölümlü, otobiyografik ve pastoral Kasaba filmini, 1999 yılında da bir meta-film olan ve ilk iki filmdeki otobiyografik izleği sürdüren ve büyük başarı kazanan Mayıs Sıkıntısı’nı çekti.[1] Film, Berlin Film Festivali’nin yarışmalı bölümünde gösterildi. 2002 yapımı dram filmi Uzak, Altın Palmiye’den sonra festivalin ikinci önemli ödülü olan ‘Büyük Jüri Ödülü’nü kazandı. Ceylan’ın dördüncü uzun metrajlı filmi olan İklimler, 2006 Cannes Film Festivali’nin yarışma bölümüne kabul edildi. Ceylan, 2008 Cannes Film Festivali’nde küçük zaafların büyük yalanları doğurmasıyla parçalanan bir ailenin, gerçeklerin üzerini örterek bir arada kalma çabasını anlatan Üç Maymun filmiyle “En İyi Yönetmen Ödülü”nü aldı. Cannes Film Festivalinde Bir Zamanlar Anadolu’da filmiyle Büyük Jüri Ödülüne layık görüldü. Yönetmen Nuri Bilge Ceylan, ‘Kış Uykusu’ filmiyle bu yıl 67. si düzenlenenn Cannes Film Festivali’nel altıncı kez katıldı ve bu festivalde ‘Altın Palmiye’nin sahibi oldu.

Nuri Bilge Ceylan, 1990 sonrası oluşmakta olan yeni kuşak Türk Sinemacılarının arasında kendi anlatım dilini oluşturmayı başardı. 90’lar Türkiye için yeni umutların yeşermeye başladığı, aynı zamanda umutsuzluğun ve karamsarlığın kol gezdiği yıllardır. 1980 sonrasının yenilmişliği ile hesaplaşma yıllarıdır 1990’lar. 1980’lerin kültürel iklimi Nurdan Gürbilek’in deyişiyle iki farklı iktidar söyleminin iç içe geçtiği yıllardır. Birincisi baskının, yasağın, devlet şiddetinin çizdiği bir dönem; diğeri ise toplumun daha az tanıdık olduğu bir başka iktidar biçimi, kendini kurumsuzluk olarak sunan, yasaklayıcı değil oluşturucu, kışkırtıcı, içerici bir iktidar.[2]

Nuri Bilge Ceylan sinemasında ev, çocukluk, taşra, nostaljiye düşmeden anlatılmaktadır. Taşra geçmişte değil bu gündedir. Uzak; taşradan kaçmaya çalışan Yusuf ile taşrayı içinde taşıyan Mahmut’un kesişmesini anlatmaktadır. Kasaba; taşrada zamanın durağanlığının, Mayıs Sıkıntısı ise gitmek isteyip de gidememenin, sıkıntının filmidir.

Nuri Bilge filmlerinde geniş yer tutan taşra olgusu Türkiye’nin sosyolojik ve siyasal dönüşümlerini anlamakta önemli bir ayraçtır da. Filmde işlenen taşra-kent karşıtlığı -genel kabul gören bir yaklaşımdan yola çıkarak- 50’li yıllardan beri Türkiye toplumunun gündeminde olmuştur. Taşra, kültüründen ekonomisine kadar kentin öteki yüzünü ifade eder. Modernleşme yanlıları zamana gönderme yaparak taşrayı kentin geçmişi olarak ifade etme eğilimindedir. Taşra, anti-modernliği simgelemektedir. Oysa taşrayı geçmişe yerleştirmek kent ile olan ilişkisini göz ardı etmek anlamına gelecektir. Çünkü kent taşra ile sürekli etkileşim halinde ve birbirinden haberdardır. Türkiye’nin kendi taşrası ile tanışmasını iki döneme ayırabiliriz. 1980 öncesi ve sonrası. 1980 öncesi, kent ile uyumlu, uysal ve kente eklemlenmek isteyen bir taşralı kimliğini sembolize ederken 1980 sonrası çatışmacı ve kentin imkânlarına ulaşmak için gözünü budaktan sakınmayacak olan bir taşralı kimliğine işaret eder.[3]

Yapılan bir söyleşide Ceylan, filmlerinde net bir anlatımdan uzak durduğunu, sinemanın, derinleşebilmek için izleyicinin hayal gücüne ihtiyaç duyduğunu, muğlaklığın kesinlikle şart olduğunu vurguluyor. Yönetmenin anlatmak istediği kafasında son derece sahih ve net iken izleyicilerine muğlak alanlar bırakıyor. Bu da Ceylan’ın filmleri için farklı okuma olanakları sağlıyor bizlere.[4]

Bazı eleştirmenler, Nuri Bilge Ceylan sinemasında belli belirsiz, daha doğrusu tanımlaması zor ama hissedilmesi mümkün bir melankoniye dikkat çekmektedir.  Bu melankoli bazen varoluşsaldır bazen de durumsal veya toplumsal… Diğer taraftan Nuri Bilge kahramanlarının insani zaaflarını, dürüstlükle, yalınlıkla gözler önüne serer. Karakterlerinin duygularını beyazperdeye aktarırken son derece yapmacıksızdır. Bir Zamanlar Anadolu’da ve Üç Maymun insani zaafları anlatırken kahramanlarının dramını da göz önüne sermektedir.[5]

Kış Uykusu

Arka planda Kapadokya ve Peri Bacalarının masalsı bir fon olarak yer aldığı film, Bir Zamanlar Anadoluda’dan sonra bozkırı tekrar selamlıyor. Yılkı atlarının koştuğu, uzun ve tenha yolların eski model bir ciple geçildiği, karın örttükçe yoksulluğu daha belirgin hale geldiği ‘sakil Anadolu kasabaları’ ile bir otelde geçiyor Kış Uykusu. Otello Otelin sahibi Aydın, emekli bir tiyatrocu ve daimi bir ‘aydın’dır. Aydın’ın mutsuz eşi Nihal, eşinden boşandıktan sonra onlarla birlikte Otelde yaşamaya başlayan Necla, filmin ana karakterleridir. Otelde yaşayan karakterlerin dış dünyası bırakıp geldikleri İstanbul ile yaşadıkları bu yoksul bozkır kasabasıdır. Yoksul insanlar ile sınırlı ve muktedir bir ilişki kuran ana karakterler, beyaz perdeye bu ilişkileri üzerinden yansıtılıyor.

Aydın, bu küçük kasabada yaşayan yoksul, cahil ve kaba insanları yerel gazeteye yazdığı köşe yazılarıyla ‘ahkam keserek’ kurtarmak ve eğitmek istiyor. Aslında buradaki Aydın karakteri, Yönetmenin Uzak filmindeki Mahmut’un biraderi sayılabilir. Filmin öyküsü ideallerini gerçekleştiremeyen, yenilgisiyle yüzleşememiş ve içinden çıktığı toplumla hesaplaşmasını tamamlayamamış bir Türkiye aydını ve onun taşra ile devam eden sıkıntısıdır. Yoksulluk ve bu duruma bir lütuf olarak sunulan yardımlar ile Nihal’in yardım meleği özelliği de filmin üzerinde düşünülmesi gereken noktalarından. Köy öğretmeni Levent, iş bilir adam Hidayet, mağdur ve mütedeyyin Hamdi Hoca, tutunamayan öfkeli baba İsmail, -son otuz yıldır her türlü zulmün anıtı olmuş bir kare olarak- ‘taş atan çocuk’ İlyas aslında kendi dilleri ve meşreplerince ülkemizi anlatıyor bizlere.

Filmografi

Koza (1995)

Kasaba (1997)

Mayıs Sıkıntısı (1999)

Uzak (2002)

İklimler (2006)

Üç Maymun (2008)

Bir Zamanlar Anadolu’da (2011)

Kış Uykusu (2014)

Notlar
[1] http://tr.wikipedia.org/wiki/Nuri_Bilge_Ceylan

[2] GÜRBİLEK, Nurdan (2001), Vitrinde Yaşamak, Metis Yayınları, İstanbul.

[3] Hasan GÜLER, Nuri Bilge Ceylan Sineması Üzerine Değerlendirme “Uzak: Kazanan Kaybedenlerin Öyküsü”, Ekonomik Yaklaşım, Cilt : 22, Sayı : 79, ss.107-116.

[4] http://www.ntvmsnbc.com/id/25340033/

[5] http://turkish.ruvr.ru/news/2014_05_26/Altin-Palmiye-Nuri-Bilge-Ceylanin

Kaynaklar

http://turkish.ruvr.ru/news/2014_05_26/Altin-Palmiye-Nuri-Bilge-Ceylanin

Nurdan Gürbilek, (2001), Vitrinde Yaşamak, Metis Yayınları, İstanbul.

Hasan Güler, Nuri Bilge Ceylan Sineması Üzerine Değerlendirme “Uzak: Kazanan Kaybedenlerin Öyküsü”, Ekonomik Yaklaşım, Cilt: 22, Sayı : 79, ss.107-116.

32 yıl sonra Altın Palmiye “Kış Uykusu”nun
Nuri Bilge Ceylan Sineması Üzerine
Öznur Vuran Doğan yazıları

Yorum Yazın