6360 Sayılı Kanun kapsamında alternatif idare biçimleri

Türkiye Cumhuriyeti 1982 Anayasasının 123, 126 ve 127. Maddelerinde Türkiye’nin idari yapılanmasının genel hatları ortaya konmuştur:

İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir. İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır. Kamu tüzelkişiliği, ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulur.

Türkiye, merkezî idare kuruluşu bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre, illere; iller de diğer kademeli bölümlere ayrılır. İllerin idaresi yetki genişliği esasına dayanır. Kamu hizmetlerinin görülmesinde verim ve uyum sağlamak amacıyla, birden çok ili içine alan merkezî idare teşkilatı kurulabilir. Bu teşkilatın görev ve yetkileri kanunla düzenlenir.

Mahallî idareler; il, belediye veya köy halkının mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileridir.

Mahallî idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir.

….Kanun, büyük yerleşim merkezleri için özel yönetim biçimleri getirebilir.

…Merkezî idare, mahallî idareler üzerinde, mahallî hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahallî ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idarî vesayet yetkisine sahiptir…”

Görüldüğü üzere; idari yapılanmalar ve bunların kamu tüzelkişilikleri ancak kanunla düzenlenebilir.

Türkiye’nin idari yapısında anayasal kamu tüzelkişiliğini haiz birimler; il (il özel idaresi), belediye ve köylerdir ki bunları yerinden yönetim ilkesine bağlı mahalli idareler olarak nitelendirilmektedir.

Son 10 yıldan itibaren kamu yönetimi alanında görülen kanuni boyutta (5393 sayılı Belediye Kanunu, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ve saire) yaşanan değişikler ile birlikte gerçekleşen zihinsel dönüşümde önemli adımlardan biri de kabul tarihi 12/11/2012 olan 06/12/2012 tarihinde 28489 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6360 sayılı “On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”dur.

6360 sayılı Kanun’un 1. Maddesine istinaden 14 il (Aydın, Balıkesir, Denizli, Hatay, Malatya, Manisa, Kahramanmaraş, Mardin, Muğla, Ordu, Tekirdağ, Trabzon, Şanlıurfa ve Van ) Büyükşehir Belediyesine dönüştürülerek sınırları il mülki sınırları olarak belirlenmiştir. Aynı kanunun 2. Maddesinde geçen diğer Büyükşehir Belediyelerinin (Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, Erzurum, Gaziantep, İzmir, Kayseri, Konya, Mersin, Sakarya ve Samsun) sınırları il mülki sınırı haline dönüştürülmüştür.

Ayrıca, yine aynı kanunun 1. Maddesinin 5. Bendine göre il özel idarelerinin kamu tüzel kişilikleri kaldırılmıştır. İl Özel İdarelerinin fonksiyonunu yerine getirecek olan yerel idare birimin Büyükşehir Belediyelerinin olacağı aşikârdır.

6360 Sayılı Kanunun amacı kentlerde olması gereken optimal büyüklük ve konsolidasyonu ve merkez-çevre ilişkisi boyutunda çevreye hızlı ve yerinde hizmet sunumu sağlamaya yönelik olacağı kanısındayım.

Pekala, optimal büyüklük nedir? Kısaca değinelim.

Optimal büyüklük ve konsolidasyon

20. yüzyıl yerel yönetimler için altın çağı olarak nitelendirilmekle birlikte, batı ülkelerinde II. Dünya Harbi’nden sonra kentleşme, demokratikleşme ve refah devleti anlayışının doğuşu; devleti, yeni mal ve hizmetlerin üretimi ile karşı karşıya bıraktığı gibi, piyasa mekanizmasınca üretilen bir kısım hizmetlerinde devletleşmesi sonucunu doğurmuştur. Kamu sektöründeki bu denli büyüme yerel yönetimlerin hizmet üretimindeki fonksiyonlarını büyütmüş, buna karşın örgüt yapılarının, fonksiyonel kapasitelerinin ve finansal kaynaklarının yetersiz kalmasına sebebiyet vermiştir.[1]

Avrupa ülkelerinde küçük ölçekli yerel yönetimler konsolide edilerek geniş ölçekli birimler meydana getirilmiştir. Çünkü geniş ölçekli yerel üniteler, küçük ölçekli yerel ünitelere kıyasla daha iktisadi, etkin ve daha büyük işlevsel kapasiteye sahip olacaktır.[2]

Küçük ölçekli yerel birimlerin konsolide edilerek daha büyük ölçekli yerel idarelerin oluşturulması düşüncesi iki temel düşünceye dayanır:[3]

  1. İktisadi etkinlik sağlanarak kamusal hizmet maliyetleri düşürülebilir.
  2. Küçük yerel idarelerin kapasitelerinin sınırlı olmasıdır.

Bölge idari birim olarak optimal büyüklüğü sağlar mı? Veya sadece optimal büyüklük mü sağlamaktır elzem amaç? Veya idari teşkilat içinde bir reform gerekli mi? Nasıl olabilir?

Bölge

“Bölge; üniter tek merkezli devletlerde ortaya çıkan bir idari birimdir. Bu idari birimin üç özelliği vardır:

1) Bölge il üstü bir kademedir.

2) Bölge bir devlet değildir.

3) Bölgenin en az ölçütü onun hukuki ve idari bir varlık olarak tanınmasıdır”[4]

Bölgeselleşme nedenleri

Bölgeselleşme olgusunun nedenleri beş başlık altında toplanabilir: Ekonomik nedenler, güvenlik gereksinimi, siyasal nedenler, kültürel ve dilsel[5] ve kamu hizmet yeknesaklığı.

 


[1] Marleen Brans, Theories of Local Government Reorganization: An Empiricial Evolvotion, Public Administration, Vol: 70, Autumn 1992, s. 430.

[2] SerkanParıldar, Bölgeselleşme ve Bölgesel Devlet Modelleri, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Kocaeli, Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2009, s. 32.

[3] Halil Kalabalık, Avrupa Birliği Ülkeleri ile Karşılaştırmalı Yerel Yönetim Hukuku, Ankara: Seçkin Yayınları, 2005, s. 210.

[4] Atilla Nalbant, Üniter Devlet Bölgeselleşmeden Küreselleşmeye, 1.b., İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 1997, s. 225-226.

[5] Jacques Vandamme, “les Etats Européans Face Aux Défits Transnationsux et Regionoux” Jean Lecal – Robertopopini (sous ladir.de) Lesdémokraties Saint-EllesGouvernobles içinde, Ekonomica. Paris, 1985, s.107 den aktaran Nalbant;a.g.e.,s227.

Yorum Yazın