Ahlâk, Haklar ve İzinler

Bilim, özellikle dürüst kişileri seçmez ya da içine almaz. Onları sadece, aldatmanın ödüllendirilmediği bir ortama koyar….. Bütün bildiğim, bilim adamları da vergi memurlarına veya eşlerine, tıpkı herkes kadar çok veya az yalan söyleyebilir.

S. E. Luria

ÖZGÜRLÜĞÜN ÖNEMİ

Her türlü yayın yapmada, çeşitli yasal ve ahlâkî ilkeler gözönüne alınmalıdır. Çoğu zaman birbiri ile ilgili olan ana hususlar, özgünlük ve sahiplik (yayım hakkı) sorununu içerir. Başka birinin fikrini çalma veya yayım hakkını bozma suçlamalarından kaçınmak için, eğer bir başkasının çalışması veya hatta bazen kendi çalışmanız yeniden yayımlanacaksa, belli bazı izinlerin alınması zorunludur.

Bilimsel yayınlarda, sorunun ahlâkî yönü daha da öne çıkar. Çünkü bilimde özgünlüğün, başka sahalarda olduğundan daha derin bir anlamı vardır. Örneğin, kısa bir hikâye ahlâkî ilkeleri bozmaksızın defalarca basılabilir. Oysa ki temel bir araştırma makalesi, temel bir dergide sadece bir kez yayımlanabilir. Çift yayın, eğer uygun yayım hakkı elde edilmişse yasal olabilir. Fakat evrensel olarak, bilim ahlâkı açısından çok büyük bir günah olarak kabul edilir. “Aynı fikir veya verilerin çeşitli uluslararası veya ulusal dergilerde tekrarlı yayımı, bilimsel kısırlığı yansıtır ve kişinin kendi reklâmını yapması için ahlâkî ortam olarak kabul edilen ortamın sömürülmesi demektir. Kendi kendinin fikirlerini tekrarlı kullanma, bilimsel tarafsızlık ve tevazu eksikliğini gösterir” (14).

Her temel araştırma dergisi, genellikle en baştaki yazılı amaçlar kısmında veya “Yazarlara Direktifler” de belirtilen istekler çerçevesinde olmak üzere özgünlük ister. Tipik olarak bu tür ifadeler aşağıdaki gibidir.

“Bir makalenin (tarama/değerlendirme dışında) bir dergiye gönderilmesi normal olarak, daha önceden yayımlanmamış, başka yerde yayımlanmak üzere incelemede olmayan ve kabul edilirse, İngilizce veya başka bir dilde, editörlerin izni olmadan aynı şekilde başka yerde

yayımlanmayacak olan, özgün araştırma sonuçlarını veya yeni fikirleri sunması demektir. (“Bilimsel Makalelerin Hazırlanması Üzerine Genel Görüşler”, The Royal Society, London)

“Editörlerin izni”, makalenizin tümünü veya önemli bir kısmını başka bir dergide yeniden yayımlamak isterseniz, verilmeyecektir. Böyle bir izin, herhangi bir şekilde elde edilmiş olsa bile, ikinci derginin editörü önceki yayımın farkında ise yayımlamayı reddedecektir. Normal olarak, editörün izni (veya yayım hakkı sahibi adına kim bu görevi yapıyorsa) sadece, eğer yayım temel olmayan bir dergide yapılacaksa verilecektir. Açıktır ki; tablolar ve gösterilimler gibi makalenin bazı kısımları, tarama/değerlendirme makalelerinde yayımlanabilir. Hatta, eğer yayının temel yayın olmama karakteri açıksa, makalenin tümü yeniden yayımlanabilir. Örnek olarak; bir kurumun “Collected Reprints” yayınında, belli bir konunun “Selected Papers” yayınında veya belli bir bilim adamının makalelerini toplayan “Festschrift” yayınında yeniden yayıma hemen daima izin verilir. Bununla beraber bütün bu durumlarda, hem ahlâkî hem de yasal nedenlerle uygun izinler alınmalıdır.

YAYIM HAKKI SORUNLARI

Bir başkasının çalışmasını yeniden yayımlarken uygun izinler alınmasının yasal nedeni, yayım hakkı yasasıdır. Eğer bir dergiye yayım hakkı verilmişse (hemen hepsi öyledir), yayımlanmış makalelerin yasal sahipliği, yayım hakkını elinde tutan kişiye verilmiş olur. Bu nedenle, yayım hakkı alınmış malzemeyi yeniden yayımlamak isterseniz, yayım hakkını elinde tutan kişinin onayını veya bu hakkı bozmaktan dolayı mahkemeye verilme riskini göze almalısınız.

Yayımcılar yayım hakkını; kendileri adına veya çalışmaları dergilerde bulunan bütün yazarlar adına, böyle yayımlanmış çalışmaların izinsiz kullanımını önlemek için yasal baz oluşturmak amacıyla edinirler. Böylece yayım kurumu ve yazarları; fikir çalma, yayımlanan verilerin yanlış kullanımı, reklâm veya başka amaçlar için izinsiz baskı ve diğer muhtemel kötü kullanıma karşı korunurlar.

1909 Yayım Hakkı Kararnamesi (A.B.D.) altında, metnin bir dergiye sunulmasıyla, yazarların dergiye (yayımcı) sahip olma hakkı da taşıdığı varsayılırdı. Derginin yayımlanmasıyla uygun yayım hakkı yazısı yerinde olarak ve bunu takiben kopyaların belirlenmesi ve yayım hakkı kayıtları için gerekli ödemenin yapılması ile, o sayıda bulunan bütün makalelerin sahipliği etkin olarak yazarlardan yayımcıya geçerdi.

1 Ocak 1978’te yürürlüğe giren, 1976 Yayım Hakkı Kararnamesi (A.B.D.) bu durumun artık varsayılamayacağını, yazılı olması gerektiğini belirtmektedir. Yayım hakkının yazılı transferi olmaması durumunda, yayımcının sadece makaleyi dergide yayımlama hakkı olduğu kabul edilir. O zaman yayımcı; kopya, fotokopi, mikrofilm üretme veya başkalarına bu hakkı verme (veya başkalarını yasal olarak önleme) hakkından yoksun olacaktır.

Bu nedenle birçok yayımcı şimdi, dergiye katkıda bulunan her yazarın yayımcıya yayım hakkını, metni gönderirken veya yayım için kabul edildiğinde devretmesini istemektedir. Bu işi yapmak için yayımcı, “Yayım hakkı devir formu” diye adlandırılan belgeyi her makale gönderen yazara gönderir. Şekil 11’de, Biyoloji Konsülü Editörleri (15) tarafından önerilen form gösterilmektedir.

Yeni Yayım Hakları Kararnamesi’nin yazarların ilgisini çekebilecek diğer bir yönü, fotokopi yapma ile ilgilidir. Yazarlar, bir taraftan makalelerinin yaygınlaşmasını görmek isterler, diğer taraftan bunun dergiler pahasına olmasını istemezler (umarız). Bu nedenle yeni yasa, aynı zamanda yayımcıyı izinsiz sistematik kopyalamaya karşı korurken, bazı kütüphane ve eğitsel kopyalamayı (izin almaksızın ve yayım hakkı ödemeksizin yapılan kopyalama) “makul kullanım” olarak tanımlayarak bu çelişkili durumları yansıtmaktadır.

Dergi makalelerini kullanmak için sistematik fotokopi yapanların izin almasını kolaylaştırmak ve yayım hakkı ödemelerini yayımcıya göndermek için, bir “Yayım hakkı Temizleme Merkezi” kuruldu. Bilimsel yayımcıların her çapta olanlarının büyük bir kısmı merkeze katılmış durumdadır. Bu temizleme merkezi kullanıcı için, önceden izin alma ihtiyacı olmadan ve yayımcının belirlenen yayım hakkı ödemesini merkeze yapmaya istekli olması durumunda, istediği kadar kopya yapma imkânını sağlar. Böylece kullanıcı, yüzlerce değişik yayının izin formunu bulmak ve sonra yayım hakkını ödemek gibi durumlarla karşılanmaktansa sadece bir yere muhatap olur.

Bilimsel ahlâk ve Yayım Hakkı Yasası’nın her ikisi de temel öneme haiz olduğundan, her bilim adamı bunlara karşı son derece hassas olmalıdır. Esas olarak bu, yayım hakkını taşıyandan izin elde etmedikçe, bir metnin büyük bir kısmını, tablo ve şekilleri yeniden basmamanız gerektiği anlamına gelir. İzin almış olsanız bile böyle yeniden basılmış malzemeyi “şu dergi veya kitaptan izinle basılmıştır; yayım hakkı (sene) (yayım hakkı sahibi)” şeklinde bir yazı ile damgalamanız önemlidir.

İki konudan (ahlâk ve yayım hakkı yasası), ahlâk daha önemlidir. Yayım hakkı yolsuzluklarının açıkça bilinenlerinde bile “zararları” ispat etmek güçtür. Bu nedenle, mahkemeye verilme korkusu gerçekleşmesinden daha önemlidir. Bununla beraber, kaynaklara uygun krediyi vermezseniz, bir başkasının çalışmasının kısa ifadeleri bile olsa meslekî ahlâk kuralları bozulur. Böyle ahlâkî kural bozmalar, kötü niyet olmasa bile meslektaşlar arasında adınızı çok kötü etkileyebilir.

En basit şekliyle ortaya konursa, bilimsel yayının dürüstlük ve güvenilirliğini korumak her bilim adamının sorumluluğudur.

Bu arada; bir yapımcı, paranın geri verileceği şeklinde bir garanti koymaya karar verir. Her ürünün altında şu ifade gözükmektedir. “Yetersiz bulunursa, para geri verilecektir”. Bununla beraber yapımcı bana, alınan bütün paraların yeterli bulunduğunu söyledi.

Kaynak: Robert A. Day, Bilimsel Bir Makale Nasıl Yazılır ve Yayımlanır?, çev. Gülay Aşkar Altay, Tübitak, 1996, s. 121-124.
http://journals.tubitak.gov.tr/kitap/maknasyaz

Yorum Yazın