Allah için sevmek

Sevgili Müslümanlar!

Sevgi, yaratılıştan sahip olduğumuz mükemmel bir duygudur. Fıtratımız gereği sevgiye meyilli varlıklar olduğumuzdan her Müslüman için de geçerlidir. Muhakkak ki herkes bir şeyleri sever. İslam dininin temel esaslarının sevgiye dayalı olduğunu ve dinimizin sevgi dini olduğunu biliyoruz. Her güzel ve makbul olan işin temelinde “Allah için” prensibi olduğu gibi, bir Müslümanın sevgisinin ölçüsü de şüphesiz ki bu yönde olmalıdır. Kişi seviyorsa sevdiğini Allah için sevmek gibi ulvi bir gaye hedeflemelidir. İslam dini bu konuya o kadar hassasiyet göstermiştir ki, Sevgi Peygamberi, Efendimiz (sas); “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız”(1) buyurarak, pek mühim bir mesele olan İmanı ve uhrevi bir gaye olan Cennete girme şartını adeta sevgi temelleri üzerine oturtmuştur. Gönüllerin Sultanı, Efendimiz (sas) başka bir ifadelerinde: “Üç özellik vardır ki bunlar kimde bulunursa o, imanın tadını tadar; Allah ve Resulünü herkesten fazla sevmek, sevdiğini Allah için sevmek, Allah kendisini küfür bataklığından kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmeyi ateşe atılmak gibi çirkin ve tehlikeli görmek(2) buyurarak, birbirimizi sevme ahlakının ölçütünü ‘Allah için sevme’ olarak beyan buyurmuşlar ve bunun faziletini vurgulamışlardır.

Muhterem Müslümanlar!

İslam’da ‘Allah için sevmek’ konusu öylesine hassas bir konudur ki, Âlimler ve Arifler daima bunu dile getirmişler ve teşvik etmişlerdir. Hatta Allah rızası için birbirini seven toplumlarda daima huzur ve mutluluğun olduğu gözlemlenmiştir. ‘Allah için’ prensibi dışında kurulan birliktelik ve oluşturulan bağlarda, bu gaye göz ardı edildiği vakit sevginin de bittiği görülmüştür. Menfaat için kurulan sevgi menfaat bitene kadardır. Ancak O’nun rızası doğrultusunda kurulan sevgiler, dostluklar, birliktelikler yücedir. Zira O’nun rızası birbirinin hakkına riayet etmeyi öğretir ve gerektirir. O’nun rızası dışında olanlar kalitesiz, temelsiz ve zayıftır. Yalnız Allah için yapılan sevgi bakidir.

Değerli Müslümanlar!

Kurulacak tüm ilişkilerin, içinde sevgi unsurunu barındıran her şeyin Allah için ve O’nun rızasına uygun olması bir Müslümanın hassasiyetlerindendir. Sevgili Efendimiz (sas): “Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız.” (3) ve Biriniz bir kardeşini sevdiği zaman bunu ona söylesin”(5) buyurarak, bizlere sevgiyi tesis etme yolunu ve bunu nasıl idame ettireceğimizi beyan etmiştir. Selamlaşmak güvence vermektir. Güvence verene güvenmek gerekir. Sevdiğini bildireni de aynı şekilde sevmek gerekir. Tabii bu mukaddes sevgi bağının dünyevi ve uhrevi mükâfatları vardır. Allah bir kutsi hadiste: “Benim rızam uğrunda birbirlerini sevenler için peygamberlerin ve şehitlerin bile imreneceği nurdan minberler vardır” (4) buyurarak bunu mü’minlere müjdelemiştir. Yaratılmamızın gayesi olan ibadet ve Allah’ın rızasını kazanma ile ilgili bir diğer kutsi hadiste : “Sırf benim için birbirini seven, benim rızam için toplanan, benim rızam uğrunda birbirini ziyaret eden ve sadece benim rızam için sadaka verip iyilik edenler, benim sevgimi hak ederler.”(5) buyrulur. Başka bir hadisinde de Allah Resulü (sas); “Mahşer günü Allah’ın Arşının gölgesinde barınacak yedi sınıf insanı”(6) sayarken birbirlerini Allah için sevenleri ilk sıralarda zikrederek bizlere bu mükâfatların mahiyetini müjdelemiştir.

“Ya Vedûd! Yalnızca sana iman ettik ve yalnız senin rızan için sevdik. Bizleri, en sevdiğin kulun, Rahmet Peygamberi’nin (sas) haber verdiği mükâfatlardan mahrum eyleme.Bizleri sev ve sevdiklerinle beraber eyle, âmin.”

Kaynak:

(1)  Müslim,iman 93-94                                    (3)  Ebu Davud Edeb 113          (5)  Muvatta Şa’r 16
(2)  Buhari, iman 9, 14, ikrah 1, edeb 42      (4)  Buhari ezan 36, zekat 16       (6)  Buhari ezan 36, zekat16

 

Yorum Yazın