Alternatif tarih

Tarih toplumların ve sosyal grupların kendilerini izlemek için oluşturduğu bir aynadır.  Görüntü ile yansımasının çoğu zaman birbirinden farklı olduğu bir ayna. Çünkü toplumlar da bireyler gibi içinde yaşadığı toplumsal hadiselerden, aşklardan, nefretlerden bağımsız değildir. Tarihi toplumsal ve bireysel hafızalar oluşturduğu için, gerçeklik iddiasına rağmen bir tarihin tüm gerçekliği yakalaması mümkün değildir. Bu yönüyle tarihe bir izafiyet atfetmek yanlış olmaz. Nitekim ‘Aslanlar kendi tarihini yazana kadar avcıların kahramanlıkları dinlenecektir’ sözü tarihin birey algısı kadar sübjektifliğini de gösterir.

Gücü elinde bulunduran ve aynada görmek istediği toplumu inşa etmek isteyen sistemlerde, tarih tam anlamıyla avcının tarihidir. Avın aslan veya daha güçlü bir canlı olmasının hiçbir değeri yoktur. Hele o tarih iyi bir kurguya sahipse, aslanın destanını anlatmak imkânsızdır. Bu yüzdendir ki hemen hemen tüm toplumlarda gerçeklere tanıklık eden, yaşayan hafızalar ‘alternatif tarih’ meraklıları için bir başvuru kaynağı olur.

Alternatif tarih avcının anlatmaya çekindiği ve anlatmayı sakıncalı bulduğu zamanlarda ortaya çıkar. Avcıyla aslanın yerini değiştirir. Paul Thompson’un ifadesiyle tarihin toplumsal alanı kökten değiştirmek gibi bir misyonu vardır. Ancak yaşayan hafıza olmasına rağmen alternatif tarih hiçbir zaman kurgulanan tarihle mücadele edemez, çünkü alternatif tarih herkese ulaşmaz ve/veya ulaşması istenmez. Tarihi araştırmalarda bir yöntem olmasına rağmen alternatif tarihin öğretilen resmi tarihin seyrini değiştirmesine izin verilmez. Çünkü kurgulanan (resmi) tarihin genel bir politika olarak her bireye öğretilmesi zorunlu görülür.

Tarihe merak saldığım şu günlerde öğrendiğim tarih ile okuduğum tarihin aynı konulardan bahsetmelerine rağmen aynı eksende ilerlememesi yıllar önce dinlediklerimi hatırlattı. Bugün, çocukluk yıllarımda babaannemin kendi çocukluk anılarını dinlerken gerçekliğine pek ihtimal vermediğim tarihin asıl tarih olduğunu, öğretilen tarihin ise kurgulanan tarih olduğunu daha iyi anlıyorum. Oysa tarihin gerçek amacı olayları belli bir politika doğrultusunda kurgulamak değil, yaşanmışlıkların daha iyi bir istikbal inşa etmeye yardımcı olmasını sağlamaktır. Çünkü gerçekliklerin bir gün ortaya çıkma gibi bir huyu var; bana da gösterdiği gibi.

Yorum Yazın