Anne ve baba olmaya psikolojik hazırlık-1

Birçok evli çiftin hayallerindendir, çocuk sahibi olmak. Özellikle kadınlar bu konuda yani anne olma konusunda daha hassas, istekli ve duyarlıdırlar. Kadınların bu konuya bakış açısı erkeklerinkinden çok daha farklıdır. Hakikatte de, zihnî ve kalbi tefekküre kapı araladığımızda çocukların ve bilhassa çocuk sahibi olmanın yoğun hisleri haiz olduğunu görürüz. Ancak Peygamberî öğretiyi dikkate aldığımızda ‘anne’ ve ‘baba’ modellerinin ne ve nasıl olması gerektiğini sorgulayan hikmet ehli hanımlar ve beyler, bu sâfiyane isteklerinin sonrasını da iyi tahlil ederler/etmelidirler.

Anneliğe ve babalığa hazır hale gelebilmek için psikolojik hazır bulunuşluk önemli bir unsurdur. Öte yandan ebeveynlere emanet olarak bahşedilen çocukların bakımı, eğitim/öğretimi ve çocuğu büyütürken bilinmesi gereken pedagojik ilimler hususunda yeterli düzeyde bilgi sahibi olmak gerekmektedir. Çocuk sahibi olmaya karar verildiği andan itibaren, gerek anne adaylarının gerek baba adaylarının yaşam tarzlarını, alışkanlıklarını ve sağlık durumlarını kontrol etmeleri gerekir. Özellikle anne adayları için bu husus, gebelik dönemini daha rahat ve sağlıklı geçirmeleri açısından daha mühimdir. Acıbadem Fulya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Hüsnü Görgen : “Özellikle var olan sağlık sorunlarınızın gebelik öncesinde kontrol altına alınarak tedavi edilmesi son derece önemlidir.” diyor.

Özellikle toplumumuzda âmiyane bir ifade ile ‘ Aman ne olacak, siz çocuk yapın gerisi gelir’ tarzındaki söylemler kişileri yanlış yönlendirebilmekte ve yanlış sonuçlara sürükleyebilmektedir. Belki kastedilen şey, ‘ Çocuğu veren Allah rızkı da beraberinde gönderir, mühim olan çocuğu dünyaya getirmektir’ şeklinde olabilir. Âmenna, çocuğu emanet eden Allah elbette ki rızkı da eksik etmeyecektir. Ancak pürüzlü olan anlayış şudur ki, işin hiç tedbir alınmadan, adeta ‘saldım çayıra, Mevla’m kayıra’ dercesine fiiliyata dökülmesidir. Bizler insan/kul olmamızın gereği olarak sünnetullaha uygun davranıp gerekli tedbirleri aldıktan sonra işi rabbimize havale etmeli, tevekkül etmeliyiz. Aksi takdirde Allah-u Teala’nın vermiş olduğu ama bizim hatalarımızın ve tedbirsizliğimizin sebep olduğu olumsuz durumlar Allah’a isyana kadar götürebilir.

Çocuk evliliğin meyvesidir. O meyvenin ta başından sonuna kadar en güzel şekilde oluşmasını, büyümesini ve yetişmesini sağlamak; sonrasında Allah’ın davasına en güzel biçimde sunmak ‘Habil’ce’ davranmak olur. Bu sebeple çocuk sahibi olmadan önce bireylerin özellikle ahlâki ve psikolojik ortamlarının yeni bir bireyin sağlıklı yetişmesine elverişli hale getirilmesi büyük bir önem arz etmektedir. Bu hazırlık dönemine tüm anne-baba adaylarının gerekli hassasiyeti göstermeleri sağlıklı, üretken ve salih bir neslin yetişmesi için gereklidir.

Yine halk arasında yaygın olan ve maalesef evli çiftleri ciddi etkileyen önemli bir tabir daha mevcuttur. Evlilikler zaman zaman huzursuz vakitler, olumsuz durumlardan geçerler. Bu durumlarda aile büyükleri veya durumu bilen çevredeki kimseler, çocuk yapılmasını tavsiye ederler. Çünkü çocuk olduğu zaman dikkatin onun üzerine yoğunlaşıp diğer hususların görmezden gelineceği düşünülür. Hâlbuki istisnaları bulunmakla birlikte çoğu zaman çocukların geleceği de, düzelmeyen aile sorunları içerisinde kararır. Yitirilen dinî değerlerimiz, aile geleneğimiz ve ahlâkî yapılarımız bırakın çocuk yaparak ailenin toparlanmasını, aile efradının aynı çatı altında yalnızlaştığı hatta birbirlerine tahammül edemez hale geldiği bir duruma sürüklenmiştir. Çocuk berekettir, neş’edir, mutluluk kaynağıdır. Elbette ki böyledir. Ancak çocuk demek aynı zamanda gelecek demektir. Resulullah’ın –sav- ‘çoğalın’ ifadesini sadece kem’iyyet (nicelik) olarak düşünmek büyük bir noksanlık olur. Çünkü insanlığın amacı ‘kulluk’tur. Kulluk ise ancak Muhammedî bir ahlaka sahip olmakla mümkündür. Yani asıl mesele keyfiyyet (nitelik) bakımından şuurlu, dinamik, ahlaklı, dindar, üretken ve salih bireyler yetiştirmektir. Evliliği kurtarmak için çocuk yapmak değil, çocuk yapabilmek için evliliği kurtarmak olmalıdır önceliğimiz. Eğer bu mümkün değil ise geleceğimizi tehlikeye atmanın, geleceğimiz olan çocuklarımızın hayatlarını karartmanın bireysel ve toplumsal sonuçlarını ağır bedellerle öderiz.

Bazı toplumsal söylemler ve bunların evli çiftler üzerindeki etkileri hususu üzerinde durmaya çalıştık. Öte yandan tüm bunları göz önünde bulundurduktan sonra aşırı kaçınan tavırdan da uzak durmamız gerekmektedir. Yani sahip olunan en ufak olumsuz durumda dahi çocuk sahibi olmaktan vazgeçmek veya bunu ertelemek uygun değildir. Bu hususta mutedil davranmak icap eder. Öncelikle eşler birbirlerine ‘cennet sermayesi’ gözüyle bakmalı, bahşedilecek çocuklarını da öyle yetiştirmeliler ki, kendilerinden sonra bu dünyada hayra ve Hakk’a hizmet hususunda bırakacakları bir eserleri olabilsin. Konuya ehil olmamakla birlikte okuyucularımıza bir ışık olması duasıyla kaleme almış olduğumuz yazı, bir sonraki yazımızda devam edecektir.

Gayret bizden, dua sizlerden, Tevfik Allah’tandır. Selam ve muhabbetle…

/p

/p

Yorum Yazın