Ay’a övgü

Gece, mavi ile yeşili siyah bir yorganla örttükten sonra mehtap sarı bir tül çeker üstlerine. Şimdi bir başka rengin sultanlığı başlamıştır. Tabiat uyurken, ay bir mum gibi başucunda erimektedir sabahın ilk ışıklarına değin. Bir huzur, bir sükûnet vardır ay ışığında. Sanki tabiata ninni söylemektedir ya da bir masal anlatmaktadır mutluluğa dair.

Tabiatın uykusunun en tatlı yerinde bir cümbüştür kopar. Tuhaf yoğun renkli parlak ışıklar, birbirine karışan yüksek sesli uyumsuz notalar. Renklerin ve notaların savaşı başlamıştır adeta. Hayrete düşer tabiat. Bu uyumsuzluğun kaynağı da ne? Kim görmüş renklerin ve notaların böyle bir cehennem yarattığını?

Sevgili doğa, seni uyandıran bu sesler, bu renkler insanların gece eğlencesinin bir parçasıdır. Birbiriyle çarpışan bu renklerin şatafatından, yoruculuğundan ve tüketiciliğinden insan yapımı olduğunu fark etmedin mi? Henüz sabah olmadı. Bak ay nasılda gülümsüyor biz insanlara. Sanki bir anne gibi çocuklarının renkli ve albenili yapay şeyleri sevişlerini anlayışla izliyor ve onları bu zararlı şeylerden korumak için öyle bir parlıyor ki bütün parlak ışıklar soluk kalıyor yanında. Ama biz inatçı, kaprisli çocuklar gibi yok sayıyoruz onu. Oysa başını kaldırıp gökyüzüne bakınca etrafını sarmış tüm sahtelikler içinde gerçekliği görüyorsun.  Biz ısrarla başımızı gökyüzüne çevirmiyoruz. Onun yerine neon ışıklı yıldızlarla süslüyoruz sokakların çatısını ve gerçek yıldızlar biraz daha uzaklaşıyor bizlerden, biraz daha sönükleşiyor. Ne kadar yapaylaşırsa o kadar yozlaşıyor sanki ışık diğer her şey gibi.

Ey ay, nasılda gerçeksin, ne kadar alımlı, ne kadar bilge. Dünyada nice şairlere ilham verdin. Senin güzelliğinle anlatıldı sevgilinin güzelliği. Alınma sakın, insanların doyumsuzluğundan bu sahte ışık. Sen yine güzeller güzelisin. Nice sevgili sevgilinin güzelliğini seninle anlatmaya devam edecek. Ama yeryüzünde olsaydın sana kadrinin bilineceğine dair söz veremezdim. İnsanlar nice aylar batırdı. Benim dünyamda nice güzellikler hoyrat ellerde yok oldu. Bir zamanlar gölgesine şiirler bestelenen ağaç yok artık. Plastik çiçeklerimiz ve neon yıldızlarımızla teselli buluyoruz. Sen uzaktan gülümsemeye devam et, sırt dönme bize. Yine gecemizi aydınlat. Sen bize umutsun, güzelliğe dair umut. Sen bize aynasın, biz sana bakınca insan eliyle yaratılmışın acziyetini görüyoruz ve kâinatın sahibinin kudretine tanık oluyoruz.  Elbette kandiller sönecek, mumlar eriyecek ve ışıklar kapanacak. İşte o gün sadece hakikat olan kalacak.

Yorum Yazın