Bahar

Her şey öylesine karışık ki, duygularımız, düşüncelerimiz, insani değerlerimiz adeta hallaç pamuğu gibi oradan oraya atılıyor. Ya savruluyoruz yada nefrete sarılıyoruz. Işık hızında ilerliyor zaman, mekan, insan. Duramıyoruz, düşünemiyoruz, sevemiyoruz; sadece bir atlet edasıyla koşuyoruz, nereye olduğunu bilmeden varacağımız noktayı kestiremeden.

Şimdi birkaç dakikalığına soluklanalım, duralım. Bahar geldi! Cemreler teker teker düşmeye başladı, önce hava ısınacak sonra su, sonra toprak… Sıra kalplerimize gelecek. Kış görmeden buz kesmiş ruhlarımızı cemreler ısıtacak.

Evvela badem ve erik ağaçları giyecek beyaz gelinliğini; sonra kayısı, elma, şeftali, ayva sıraya girecek. Laleler gülen yüzler oluşturacak, kısacık lale zamanını kaçırmak istemeyenlerin akınına uğrayacaklar. Ya erguvanlar, leylaklar, sümbüller, mis kokular yayacak ve yaratanın mucizesini gösterecekler gören gözlere, ibret alacak gönüllere. Umut olacaklar bu kadar çaresiz kalmış insanlığa. Kara toprak, kuru kahverengi dallar böylesine çiçekler açıyorsa, bizim kararan, katılaşan gönüllerimiz neden çiçekler açmasın diye düşünecek insanlar. Güzelleşen cümlelerimiz gülen yüzlere dönüşecek. Şekilden, estetikten uzak beton yığınların arasında bir avuç kalmış yeşil alanlarımızda, parklarımızda kuşların cıvıltısı ile çocukların neşesi birbirine karışacak.

Kış aylarında görmediğimiz kara inat, bahar yağmurları yağacak. Derelerimiz nehirlerimiz coşacak, çağlayanlarımız iştiyakla akacak. Ahmak ıslatan yağmurlarıyla ıslanacağız. Buram buram toprak kokusu çekeceğiz içimize. Neyden yaratıldığımızı ve nereye gideceğimizi hatırlayacağız belki. Gideceğimiz son noktayı düşününce nefretlerimiz anlamsız, ihtiraslarımız manasız hale gelecek. Sevmek için bahaneler arayacağız. İçimiz içimize sığmayacak, kıpır kıpır olacak. Yeniden aşık olacağız güneşe, aya, yakamoza, yıldıza, uçan kelebeğe, cıvıldayan kuşa, martılara, menekşeye, laleye, dağa-taşa, denize, çocuklara, yaşadığımız şehre, sevdiklerimize ve bize sevmeyi öğretene.

Şükrü öğretecek bahar bize, direnmeyi, dirilmeyi, yokluğu değil yokluktaki varlığı anlatacak…

Fazla hayali mi geldi bahara dair anlattıklarım? “Güzel bakan güzel görür, güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır” der Bediüzzaman Saidi Nursi. Hayatından gerçek anlamda lezzet almak isteyenler bütün olumsuzluklara rağmen insanlığın içine düştüğü çıkmaza inat, baharla yeniden yenilenerek başlayalım, ne dersiniz?

Serap Pekçetin Otlu
Bahar
Serap Pekçetin Otlu yazıları

1 Yorum

  • Gulbahar dedi ki:

    Bu günün baharın başlangıcı olduğunu düşünerek uyudum sabah bu kadar güzel bir tasvir bu kadar canlı bir manzara ve sanki bahar senfonisi eşliğinde duyumsadigim yazınız ile karşılaşmak ne güzel oldu serapcim eline sağlık.

Yorum Yazın