Balık Kroket

Balık Kroket - Yaşar Sevimli

Gökyüzü kazanını dolduran, ay ve yıldızlar, ışıl ışıl süslüyordu geceyi…

Bazen, katran rengi gecelere eşlik etmeye mahkûm ve cesurluğundan taviz vermeyen denizler…

Ayrı bir dünya, ayrı bir gezegen, bir lebideryadır denizler…

Kazan, bir kaynatılırsa taşacaktı sanki denize yıldızlar ve ay. Yaz günlerinin en sevileni karpuz dilimi ay, asil duruşuyla ve denize yansımasıyla, yalnız bırakmıyordu balıkları, Sanki ay; denizi bir ayna gibi kullanıyordu, güzelliğine bakıyordu aynadan.

Bir gece, Ay şef, bir yemek yapmaya karar verir ve yıldız arkadaşlarının yardımına ihtiyacı vardır. Önce, karatahtaya benzeyen gökyüzüne, yıldızları kullanarak kocaman harflerle yazar; gerekli olan malzemelerin listesini.

Patates
Tereyağı
Süt
Taze soğan
Kefal
Kakule
Kişniş
Karanfil tozu
Kimyon
Tarçın
Tuz
Yumurta
Galeta unu
Kızartmak için: Sıvı yağ

Gökyüzüne bir şeyler yazıldığını gören çok uzaktaki yıldızlar, meraklarına yenik düşüp, toplanırlar Ay şefin başına, Ay şef, görev dağılımı yapmak için kolları sıvar. Büyükayı takımyıldızını hemen yanına çağırır. Patates, tereyağı, süt, taze soğan, yumurta, galeta unu ve sıvı yağ bulup getirmelerini ister. Büyükayı, samanyolundan geçerek, yola koyulur.

Yıldızlar, hayatın yükünü çekmiş, yüzlerinde yaşadığı yıllardan izler taşıyan, bir yaşlı çiftin yaşadığı köy evine misafir olmuşlardı. Mışıl mışıl uyuyorlardı, birbirinin ellerini tutup kenetlenmişlerdi. Uykuda bile ayrılmak istemiyorlardı. Bir yastıkta kocamışlardı belliydi her hallerinden. Bu manzara karşısında duygulanan bir yıldız gözyaşlarını tutamamıştı oracıkta. Hemencecik işe koyuldular, bir kaçı evin kilerine, bir kaçı mutfağa, bir kaçı ise bahçeden taze soğan toplamaya gitmişti. Herkes gittiği yerden dönmüştü ve eksik var mı diye gökyüzüne bakıp, kontrollerini yapmışlardı. Eksik yoktu ve geri dönüş hazırlığına başladılar. Yıldızlardan biri aldıklarının karşılığını vermek için yaşlı çiftin başına giderek onlara mutluluk ve sağlık saçtı. Bunu yapan ise gözyaşlarını tutamayan yıldızdı.

Büyükayı, geri geledursun, Gökyüzünde Ay şefin yönetiminde hummalı çalışma devam ediyordu. Şef baharatların temini için kutup yıldızını görevlendirmişti. İstanbul’un tarih kokan sokaklarının birinde, bir aktar buldu ve girdi içeri. Buram buram kokuyordu aktar, kokular birbirine karışmıştı. Hemen işe koyuldu ve istenen baharatları hazırladı. Ağlayan yıldızın, yaşlı çifte yaptığı güzel hareketi gören kutup yıldızı boş durur mu? Durmaz. Yanında bir çuval dolusu güneş tozu getirmiştir ve bırakıverir dükkânın bir köşesine, daha sonra oradan ayrılır.

Büyükayının ve kutup yıldızının döndüğünü gören, Ay şef onları mutlulukla karşılar. Şefimiz yemek için her şeyin hazır olduğunu söylüyordu ve başlıyordu yemeğini yapmaya…

Önce, sanki undan yapılmış o upuzun ellerini hemen altındaki kadim dostu denize daldırarak, yeterince kefali hemencecik toplar. Balıkları, temizlemeleri için 12 yaşlarında iki küçük yıldıza verir. Balıklar temizlendikten sonra, küçük yıldızlar kutu kutu pense oynarmış gibi el ele tutuşarak tencere şeklini alırlar ve balıklar o tencerede deniz suyuyla haşlanmaya bırakılır.

Bir yandan Ay şef, patatesleri de başka bir yıldız tenceresine koyarak haşlar. Haşlanan patatesleri soyup, başka yıldız kümeciğinden oluşan bir kapta, gümüş gibi parlayan bir yıldız çatalıyla patatesleri ezer. Ay şef yemeğini büyük bir zevkle hazırlıyordu. Ağzında, geceyi şenlendiren ve meltemin o ince uğultusuyla karışan bir ıslık vardı. Islığı o kadar güzel çalıyordu ki, denizin üstü tiril tirildi. Balıklar aşka gelmiş denizin yüzeyinde dans ediyorlardı. Bu festival havasında, yemeğini icra etmeye devam ediyordu. Ezilen patateslere, tereyağını ve sütü ekleyip püre haline getiriyordu.

Daha sonra patateslere, haşlanmış kefalleri doğrayıp ekliyordu. Taze soğanları da 150 yıllık bir çınar gibi görüyor ve o derece narin davranıyordu. Taze soğanları doğradıktan sonra patateslere ekliyordu. Ay şef için baharatların ayrı bir önemi vardı. Kutup yıldızının getirdiği baharatlar önüne serildi. Ay şef baharatları, kar görmemiş 5 yaşındaki bir kız çocuğunun masumiyetiyle, özlemiyle koyuyordu patates ve balık karışımının içine.

Karışımı yoğurmaya gelmişti sıra. Ay şef undan ellerini yine kullanarak karışımı yoğurmaya başlıyordu. (Ay şef kızmasın ama kendisi dolunay olunca bembeyaz bir un kurabiyesinden farksızdır bence, çayını yudumlarken mehtaba karşı bir insanın, alıverip oradan yiyesi geliyor o kurabiyeyi…) Karışım, kıvama gelince, püreden bir parça kopararak, insanın boğazına düğümlenen sözcükler büyüklüğünde eliyle şekil verir bütün karışıma.

Yıldızlar tava olmak için birbirleriyle yarışırlar. Kura çekilerek yıldız tavayı oluşturacak yıldızlar belirlenir. Ay şef püreye şekil verme işlemini bitirdikten sonra, kroketler önce çırpılmış yumurtaya sonra galeta ununa batırılarak, sıvıyağ konmuş yıldız tavaya koyulur ve kızarması beklenir.

Gökyüzünün derinliklerinde, havada asılı duran yıldız topluluğunun oluşturduğu tavadan çıkan yağ tanecikleri, yıldızların sıcağıyla bir havai fişeğe dönüşür ve aydınlatır tüm geceyi.

Balık kroketler hazırdır. Herkese yetecek kadar kroket vardır. Herkes tadına bakar ve Ay şefi tebrik ederler.

Yıldızlar, samanyolu şarkısını hep bir ağızdan söylemeye başlarlar. Ay şef her anlamda şeftir yıldızlar için, şef eşliğin de söylenen şarkılar, vals yapan yunuslar, alkış tutan akrepler ve daha fazlası…

Mutlulukla uyanmıştı adam birden,

Saat 11’i çeyrek geçiyordu. Aç hissetmişti kendini

Ve hemen hazırlanıp bir balık haline gitmek için çıktı evden…

 

Balık Kroket
Yaşar Sevimli
Balık kroket tarifi
Yemek tarifleri
Eğlenceli yemek tarifleri

Yorum Yazın