Bayram gazetesi

Biz gazeteciler, eleştirmeyi kendimize en önemli vazife biliriz. İktidarı, muhalefeti, işvereni, mahkemeleri, çalışanı, sendikaları, üniversiteleri… -işimize geldiği nispette- yerden yere vurur; milletin/devletin açığını arayıp dururuz. Lakin dönüp bir gün kendimize bakmayız.

İşçilerini üç kuruş yolunda kurban edenleri haklı olarak paylarız, fakat ‘kendi çalışma şartlarımız insani mi?’ diye düşünmeyiz.

Bu satırları niye yazma ihtiyacı hissettim söyleyeyim?

Ben hemen her dini bayramda çalışan bir gazeteciyim. Bu durumdan da son derece rahatsızım. Zira, bayram yapmak en insani ihtiyaçlardan biri. Özellikle de bizim kültürümüzde…

Marketler bu günlerde açık olur, çünkü insanların devamlı gıdaya ihtiyacı var. Hastaneler açık olur, çünkü sağlık probleminin zamanı yok. Vatandaşın gıda gibi olmasa da haber alma ihtiyacı var. Elbet bu da karşılanmalı. Ancak bugünkü gibi değil…

Gazeteciler Cemiyeti 1946 yılında çok insani bir gelenek başlatmıştı. Akşam, Cumhuriyet, Memleket, Son Saat, Son Posta, Tanin, Tasvir, Vatan, Yeni Sabah gazetelerinin patronları bir araya gelip Ramazan ve Kurban Bayramlarının ilk günleri dışında -İlk günün gazetesi arife hazırlanıyor- gazete çıkarmama kararı aldı. Bu tarihten önce de gazeteler dini bayramlarda çıkmıyor, onun yerine Kızılay ve Çocuk Esirgeme Kurumu gazeteleri basılıp dağıtılıyordu. Bunların yerini Gazeteciler Cemiyeti’nin çıkardığı ‘Bayram Gazetesi’ doldurdu.

Her bayram, ihtiyacı olan gazeteciler Bayram Gazetesi’nde mesai yapardı. Bu sırada bayramın ruhuna yakışır bir şekilde mesleki kaynaşma ve dayanışma sağlanırdı. Ne var ki bu gelenek 1992 yılının haziran ayına denk gelen Kurban Bayramında bozuldu.

Sabah Gazetesinin sahibi Dinç Bingin ve Genel Müdürü Zafer Mutlu, gazeteyi bayramda da çıkaracaklarını duyurdu. 46 yılda birçok gazete kurulmuş, birçokları da tarih olmuştu. Nitekim bayramda çıkmama geleneğini başlatan gazetelerden de geriye sadece ikisi kalmıştı.

Bilgin, çekirdekten yetişip patronluğa yükselen bir gazeteciydi. Meslekte kıyasıya rekabet yaşanıyor, acımasız promosyon savaşları yapılıyordu. Bilgin’in bu psikolojik atmosferin içinde attığı adım tepkiyle karşılandı. Milliyet, Hürriyet, Cumhuriyet, Yeni Günaydın, Süper Tan, Dünya, Türkiye ve Tercüman gazetelerinin sahipleri bir bildiri yayımlayarak durumu protesto etti. Bildiride, “Kaybedilecek maddi menfaat ne olursa olsun halkın güvenine layık olarak 8 gazete bayramda yayımlanmayacak” denildi. Sabah’ın kararından vazgeçmemesi, bütün ilanların onlarda toplanması demekti. 1946’da başlatılan gelenek zamanla kanuni bir çerçeveye de alınmıştı. Sabah, Bugün ve Foto Maç gazetelerini elinde bulunduran Bilgin, sektör temsilcilerinin “dava eder, gazeteyi toplattırırız” açıklamalarını dinlemedi.

Bir de Basından Sorumlu Devlet Bakanı Gökberk Ergenekon “Bayramda alıştığım gazeteyi okumak isterim” yönünde demeç vermesin mi? Bakandan cesaret alan Dinç Bilgin, üç gazeteyi Kurban Bayramı’nın ikinci günü yayımladı. İstanbul’da Gazeteciler Cemiyeti, başkentte Ankara Gazeteciler Cemiyeti soluğu Asliye 3. Ticaret Mahkemesi’nde aldı. Hakim, gazetelerin dağıtımının durdurulmasına karar verdi. Ancak, Dinç Bilgin logoların üzerine küçücük bir yazı koymak suretiyle gazetelerin isimlerini değiştirip bildiğini okudu. Sabah, üçüncü gün “Yeni Sabah”, Bugün “Yurtta Bugün”, Foto Maç ise “Sine Maç” diye çıktı. İstanbul’da Nöbetçi Savcılık ‘toplatamam bu anayasaya aykırı’ diyerek görevsizlik kararı verdi. Bilgin işi sağlama aldı ve bayramın dördüncü gününde gazetelerini “Dünyada ve Türkiye’de Sabah”, “Erkan Bugün” ve “Süper-Maç” isimleriyle bastı. Gazeteciler Cemiyeti Haysiyet Divanı toplandı, Dinç Bilgin ve Zafer Mutlu üyelikten çıkarıldı. 1993 yılının Ramazan Bayramı’nda ise bütün gazeteler Sabah’ın yolunda ilerlemek zorunda kaldı.

Gazeteci bir patron, gazetecilere senede 5 gün bayramı çok görmüştü. Bilgin, on yıl sonra bütün servetini kaybetti ve bir kenara çekildi. Genel Müdürü ise ortalıktan kayboldu.

Bayram günleri, gazeteler sayfa sayısını düşürür. Çünkü ilan azalır, haber de zaten gelmez. Dar alanda kısa paslaşmalar yaşanır yani. Bu durumun çaresine de bakılmaz. Meslekte iki mahalle var. Biri diğerini yandaşlıkla, diğerini onu candaşlıkla itham ediyor. Birlik yok. Birliği sağlayacak ortam da yok. Meslek örgütlerimizin ağırlığı zaten kalmadı.

İnsan için var olan gazetecilik mesleği; insanların mutlu günlerinde kendi çalışanlarını mutlu edemiyor.

Bari size iyi bayramlar…

Yorum Yazın