Bir zamanlar Yugoslavya

Yugoslavya’nın etnik, dinsel, dilsel ve yoğun olarak da kültürel farklılıkları barındırmasından kaynaklanan sorunları vardı. Tito zamanında ‘ulus’ olarak tanımlanan Sırplar, Hırvatlar, Boşnaklar, Slovenler, Makedonlar, Karadağlılar aslen Slav olsalar da aralarında farklılıklar bulunmaktaydı. Bu farklılıklar milletlerüstü ‘Yugoslav kimliği’nin milli kimliklerin yerini almasını zora sokmaktaydı. Arnavutlara ‘kurucu ulus’ statüsü tanınması diğer topluluklar için rencide edici bir durumdu. Buna ek olarak bütün cumhuriyetlerin içinde ‘Sırp hegemonyası’ kendini hissettiriyordu. Özellikle Arnavutların kuşkulanmakta haklı nedenleri vardı: Kendi cumhuriyetlerine sahip olamamaları, Tito’nun ‘Zafer Nutku’nda hitap edilen Yugoslav halkları arasında sayılmamaları gibi.

‘Yugoslav’lar Güney Slav uluslarının bütünleşmesini savunanlarca oluşturulan yapay bir kimlikti. Kendilerini bu kimlikle nitelendirenlerin nüfus içindeki oranı, yıllar itibariyle değişken bir seyir izlemiştir. Yugoslavların sayısı 1961 nüfus sayımında 317 bin olarak belirlenmişti. Bu rakam on yıl sonra 273 bine gerilemiş; bunu izleyen 1981 yılında 1 milyon 217 bine yükselmiştir.

Yugoslav kimliğine aidiyet duyanların veya öyle olduklarını ifade edenlerin sayısında yıllara göre ciddi farklılık veya dalgalanma görülmesinin bazı nedenleri vardı. Gerçek kimliğini ortaya koyamayan insanlar baskı yüzünden, haklarının kısıtlanabileceği düşüncesinden, ikinci sınıf insan konumuna düşme korkusundan kendilerini ‘Yugoslav’ olarak tanımlamışlardı. Ulus kimlikleri resmi olarak tanınmadan önce, Bosnalı Müslümanların büyük bir bölümü kendini bu şekilde isimlendirmiştir. Buna paralel olarak çeşitli dönemlerde belirli baskılara maruz kalan Romanlar (Çingeneler) gibi kimi azınlıklar da bir sığınak olarak ‘Yugoslav’ limanına sığınmışlardır.

Yugoslav kimliği bazen de bilinçli olarak birleştirici, bütünleştirici bir unsur olarak kullanılmıştır. Güney Slav ulusları arasında herhangi bir gerilim olduğunda veya çatışma kıvılcımı hissedildiğinde, bu çatışmaların önüne geçmek için Yugoslav aidiyeti hemen ön plana alınmış ve birbirinden farklı etnik yapılar arasında tutkal olma umuduyla kullanılmıştır. Tito’nun ölümünden sonra yapılan nüfus sayımında milliyetini Yugoslav olarak tanımlayanların büyük bir oranda artması bu görüşü doğrular niteliktedir.

Uygulanan politikalar çokuluslu Yugoslavya’da ‘Yugoslav kimliği’ni kalıcı ve sürekli kılamamıştır. Tüm etniklerin bir arada olacağı bir eritme potası olacağına, Güney Slav halkları her fırsatta kendi milli kimliklerini öne çıkarmaya hazır olmuşlardır.

Sonuçta, Tito döneminde milli kimlikler aşılamamış ve daha geniş ‘Yugoslav kimliği’ benimsenememiştir. Bir Yugoslavya sözünde bu durum veciz bir biçimde ifade edilmektedir:

“Yugoslavya, altı cumhuriyet, beş ulus, dört dil, üç din, iki alfabe, bir siyasal parti ve sadece bir Yugoslav’dan (Tito) ibarettir.”

 

Yorum Yazın