Biraz mola lütfen!

Geçenlerde bir dergide okudum, insan ömrü gittikçe uzuyormuş. Önümüzdeki elli yıl içinde bu konuda çok önemli gelişmeler olacakmış. Bilim adamları, bir yandan ölüme yol açan hastalıkları ve kazaları ortadan kaldırmaya, yaşlanmayı geciktirmeye yönelik bilimsel çalışmalar yaparken bir yandan da insanlara az yeme, vitamin takviyesi gibi doğal metotları öneriyorlarmış. Hatta altmış yıl içinde, ortalama insan ömrünün 100 dolayında olacağı iddia ediliyormuş.

Erzincan’ın Kemaliye kazasından on üç yaşında İstanbul’a gelin gelen, eşinin, yani hiç görmediğim dedemin, erken yaşta vefatı üzerine, üç erkek çocuğunu tek başına büyütmek zorunda kalan rahmetli babaannem, bir ölüm haberini aldığında şöyle derdi: “Az yaşa, çok yaşa, akıbet gelir başa!’’ Çocuk aklımla, bunun ne manaya geldiğini bilmediğimden, boynuna sarılır, “İnşallah sen çok yaşarsın babaanneciğim’’ derdim.

İnsan hayatı öyle hızlı bir koşuşturma içinde geçiyor ki, inancı ne denli kuvvetli olursa olsun, ölümü unutabiliyor insan. Okul hayatı, iş hayatı, yuva kurma telaşı, çocuklar, ev kirası, araba taksidi, çocukların eğitimi ve benzeri onlarca sorun birbiri ardına çıkıveriyor karşımıza. Bazıları kolay bazıları güç halloluyor. Bazen bunlardan bir kaçının üst üste geldiği de oluyor. Aslında hayat böyle hızla devam ederken, ölümü hatırlatacak çok şey oluyor çevremizde ama biz biraz da ölümü düşünmekten kaçındığımız için, pek dikkat etmiyoruz bunlara.

İşte bunun için, ölümü unutmamak adına, karşıma çıkan fırsatları iyi değerlendiririm ben; bir hasta ziyaretine gitmek veya bir cenazeye katılmak için mola veririm hayatıma. O ortamlarda düşünme fırsatı bulurum. Babaannemin sözünü hatırlarım hemen. Ölümü hatırlarım. Sağlıklı olduğuma şükrederim. Sevdiklerime daha fazla zaman ayırmak için söz veririm kendime. Beni mutlu eden şeyleri yapmaya karar veririm. Daha iyi bir evlat, daha iyi bir eş, daha iyi bir baba, daha iyi bir arkadaş ve her şeyden önce daha iyi bir insan olacağıma söz veririm kendi kendime. Zihnimi tazeler, ondan sonra devam ederim hayatıma.

Siz de öyle yapın lütfen. Hızla geçen hayatınızda bu küçük mola fırsatlarını kaçırmayın. Hastane ziyareti yapın, cenazeye katılın. Ruhunuzun nasıl dinlendiğini, zihninizin nasıl berraklaştığını hem siz hissedeceksiniz hem de çevrenizdekiler.

 

Yorum Yazın