Bülbülü Öldürmek – Harper Lee

Eğitim dendiğinde akla kurslar, okullar ve üniversiteler vasıtasıyla bireylere gerekli olan bilgi ve kabiliyetlerin sistematik bir biçimde verilmesi geliyor. Sistematik bilgiden kasıt, bireyin yaşamı boyunca elde edebileceği ve gündelik yaşamında kullanabileceği bilginin bazı kurallar çerçevesinde öğretmenler, danışmanlar ya da akademisyenler tarafından verilmesidir denebilir. Ancak eğitimin tanımını tam anlamıyla yapmak kolay değil. Eğitim siyasal, ekonomik ve ahlaksal birçok öğretiyi içerisinde barındırabilir. Eğitim, insanın davranışının ve sosyal yeterliliğinin geliştirilmesi olarak da tanımlanabilir.

Eğitimin kurumsal olarak okul ve üniversiteler gibi kamusal alanlarda veriliyor olması bir bakıma bireysel gelişimin önüne çekilmiş setlere benzetilebilir. Keza eğitimin sadece okullarda ve kurumsallaştırılmış alanlarda verilebileceği yanılgısına düşmek günümüzün hatırı sayılır hatalarındandır. Bunun yanında yabancılaşmış ve yaşam içerisinde makineleşmiş insan olarak tanımlayabileceğimiz “evden işe-işten eve” tabirine uygun bireyler ve ailelerin çocuklarına verecekleri eğitimin bozuk bir saati andıracağı söylenebilir. Bu sözde eğitimin çocukları sorunlu, üretkenlikten yoksun, özgüven eksikliği bulunan bireylere dönüştüreceği aşikâr. Nitekim eğitim seviyesindeki yükselişle bu konu hakkındaki bilinç doğru orantılı artıyor görünüyor.

Anlatmak istediğim şey eğitimin sadece okullarda verilen sistematik bilgiden ibaret olmadığıdır. Eğitim kimilerine göre ailede başlarken, kimileri söylenenin aksine kurumsal yapıların eğitimdeki payının ailede verilen eğitime oranla daha yüksek olması gerektiğine inanır. Oysa eğitimin ailede başladığı fikrini paylaşan onca insanın, söylediklerinin aksini yapıyor olması eleştiri kapılarını ardına kadar aralamaktadır.

Eğitimin ailedeki önemi nedir? Aile, eğitimin başladığı ve ailede bittiği yer olma lüksüne sahip midir? İşte bu sorularla yeniden yüzleşmek için okurlarıma önerebileceğim muazzam mı muazzam, iyimser mi iyimser bir kitap var. Amerikan edebiyatının belki de gelmiş geçmiş en tartışılması ve üzerinde tezler yazılıp yorumlanması gereken devasa nitelikteki bu eserin adı Bülbülü Öldürmek.

Bülbülü Öldürmek adlı eserin ana teması, ailede verilmesi gereken eğitimin önemi ve bu eğitimin toplum üzerindeki etkisidir. Harper Lee kitabında özenle işlediği eğitim temasını farklı renklerdeki insanlara karşı olan bakış açılarıyla bütünleştirir, uyumlaştırır. Çocuklarına, insanlara karşı önyargılı davranmamaları gerektiğini ve bir ırkın asla ama asla başka bir ırktan daha üstün olamayacağını hatırlatır; topluma yararlı ve sağduyulu insanlar olarak çocukların nasıl yetiştirilmesi gerektiğini Atticus karakteri üzerinden çok sade ve anlaşılır bir dille okuyucularına sunar.

Atticus’un çocukları ilk başlarda her ne kadar önyargılı, korku dolu, hatta o zamanki Amerikan toplumunun ırkçılık yönlerini benimsiyor gibi görünüyor olsalar bile, hikayenin ilerleyen bölümlerinde bir baba olarak Atticus’un mütevazı yaşamı içerisinde çocuklarına aşıladığı o ailevi saygı, bakış açısı ve eğitim takdire şayan bir şekilde karşımıza çıkar. Bu hususta yazarımız Harper Lee, insanlara karşı önyargı ile yaklaşmanın ancak bülbülü öldürmek anlamını taşıyacağını gösterir. Toplumda eğitim ile hoşgörü bir arada bulunabilmeli, bülbüller özgürce uçabilmeli ve her defasında şarkılarını diledikleri gibi söyleyebilmelidir. Yazar, aynı şekilde, toplum bilincinin sağlam temeller üzerine inşa edilebilmesi için ailede verilen eğitimin önemine ısrarla vurgu yapar.

Unutmayalım ki evimiz, eğitimin gündüz başladığı ve akşam bittiği tek yerdir.

Bülbülü Öldürmek Roman Harper Lee

okur-yazar-kitaplik-kitap-lik-kitaplarin-dunyasi

Yorum Yazın