Bursa’dan geçerken

Bursa… Osmanlı’nın doğup büyüdüğü şehir. Koca imparatorluğun temellerinin atıldığı topraklar. Ecdadın ilk başkenti.

Şimdilerde Bursa deyince akla; ipek, havlu, kestane şekeri vs. gelse de, buram buram tarih kokan, eski ile yeninin hem birbirinden bu kadar farklı, hem de birbirine bu kadar yakın ve böylesine iç içe yaşadığı yeşile sarılmış şehir Bursa.

Şehirlere ayrıcalık katan, geçmişleri, koruyabildikleri kültürleriyse eğer, Bursa da bu ayrıcalıklı yerlerden biri. Yeni haliyle de güzel ama benim gibi tarih seven biriyseniz, sizi çeken eski tarafı olacaktır şehrin.

Yavuz Bahadıroğlu bir yazısında “Eski yapılar geçmişin şahitleridir adeta. Onları dinlemesini bilirseniz, size çok şeyler anlatabilirler. Dokunmasını bilirseniz, kim bilir onlar da size dokunur belki. Dinlemesini bilirseniz, size çok şey anlatabilirler sessizce.” der.

Belki de bu yüzdendir ki, eski yapılar kimilerine göre rahatlama mekânlarıdır, kimilerine göre birer taş yığını.

Eğer siz de benim gibi geçmişe dokunmak, ecdatla yarenlik etmek isterseniz, bizzat görmeniz gereken, yaşayan bir tarih Bursa.

Benim de bu hislerle başladığım yolculuğumda ilk durağım Osman Gazi’nin türbesi oldu. Ardından Orhan Gazi’yi ziyaret ettim. Dualarımda ecdadı hatırladım. Biraz hüzünlendim sahip çıkamadığımız emanetlerini düşünüp, belki de mahcup oldum.

Ardından saat kulesi ve nihayet Koza Han. Koza Han, Ulu Cami ile Orhan Gazi Camisi’nin arasında, eskiden ipek böceği kozalarının satıldığı yermiş.

İki katlı bir han. Üst katında ipek satan dükkânlar, alt katta modern kafeteryalar var.

Dediğim gibi eski ile yeni iç içe. Zıtların estetik dansı adeta.

Son durağım Havlucular Çarşısı oldu. Eski doku muhafaza edilerek inşa edilmiş bir mekân. Gözünüzün görebildiği her yer havlu, her yer renk cümbüşü.

Alışveriş yapmasanız dahi bu çarşıyı gezmek, bu havayı teneffüs etmek yetiyor insana.

Bir güne sığdırılan bir gezi olunca benimkisi, görmek istediğim birçok yeri ikinci ziyaretime bıraktım “inşallah” diyerek. Dönüşte, her ne kadar uzaktan selamlaşsak da ışıklar arasında, Yeşil Cami de bunlardan biriydi.

Bursa’yı ziyaret ettim diyemiyorum. Bursa’dan geçtim. Tadı damağımda, hazzı ruhumda kaldı. Dedim ya methini duysanız dahi, bizzat ziyaret etmeniz gereken tarihi bir mekân Bursa.

Ben de gezemediğim yerleri düşünerek, sonraki ziyaretlerime “inşallah” dedim.

Yorum Yazın