Çocukta hedef belirleme ve kişilik gelişimi

İlkokul yıllarımdaydı. O zamanki cumhurbaşkanımız bizim kasaba yakınında yapılması planlanan büyük bir sulama kanalı projesinin temellerini atmaya geliyordu. Temel atacağı köye bizim kasabadan geçerek gidecekti. Birçok kişi konvoyun geçeceği yere toplanmıştı. Ben de kalabalığın içinde heyecanla bekliyordum. Yaz dönemiydi ve hava çok sıcaktı.

Bir önceki köyden konvoyun hareket ettiği haberleri geldi. Çok geçmeden kasabanın girişinde konvoy göründü. Sadece benzerlerini Almanya’da yaşayan akrabalarımız geldiğinde gördüğümüz arabalarla önce korumalar geldi, güvenlik halkası oluşturdular. Ardından cumhurbaşkanının arabası durdu. Arabadan indi. Halka doğru biraz yaklaştı ve halkı selamlamaya başladı. Bu esnada kasabadan büyüklerimizin hiç görmediğim bir heyecan içinde onu alkışladığını, ona doğru hamle yaparak yaklaştıklarını hatırlıyorum. Ben de yürüdüm, ona temas edecek kadar yaklaştım. Cumhurbaşkanı halkı selamlamak için elini uzattığında, ceketinin altından sıyrılan gömleğine bakakaldım. Çünkü daha önce hiç bu kadar beyazlıkta bir gömlek veya benzeri bir kıyafet görmemiştim. Uzun süre sadece gömleğine baktım. Bir de çevremde bulunan kasaba büyüklerinin gömleklerine baktım. Hiçbirinin gömleği o kadar beyaz ve güzel değildi. Düğme yerine taktığı renkli şeylerinse kol düğmesi olduğunu lise yıllarında öğrendim.

Yakın köydeki açılışa traktörlerle gittiğimizi hatırlıyorum. Yaklaşabildiğim kadar yaklaşmış ve sadece gömleğini, kravatını ve diğer giysilerini hayranlıkla izlemiştim.

O gün kendime bir hedef belirlemiştim. Cumhurbaşkanınınki kadar beyaz gömlekler giymek istiyordum. Okul hayatımda, özellikle de üniversite sınavına hazırlandığım zamanlarda beni harekete geçiren olaylardan biri bu oldu. Dershaneye gitmedim. Özel dersler almadım ancak küçük yaşlarda motivasyon sağlayan bir deneyimim oldu.

Şu an rehber öğretmenim. Öğrencilerime hedefler belirlemeye çalışıyorum. Birçok anne-baba da çocuğunu hedefsiz, gayesiz buluyor ve bizlere başvuruyor. ‘Hedefi yok, bir hedef belirlese daha iyi olacak’ gibi klişe cümleleri çevremizde belki de çok duyuyoruzdur. Özellikle büyük şehirlerde okula bile servisle gidip gelen öğrencilerin yaşam zenginliğini azaltarak nasıl hedef belirleyeceklerini düşünüyorum. Her şey kontrolümüz altında. Onun dışına çıkamayan çocuklar, gençler doğal olarak kendilerine hedef de belirleyemiyorlar. Belirledikleri hedefler de yeni bir telefon icat etmek değil, yeni bir telefona sahip olabilmek oluyor. Kişiliğini kazanmakta zorlanan, çevresine birçok konuda -hedef belirleme konusunda bile- bağımlı kalan gençler oluşuyor.

Yukarıda paylaştığım kendi hikâyemle de vurgulamaya çalıştığım şey, küçük yaşlarda çocukların yaşam zenginliği oluşturmalarına fırsat tanımak gerektiğidir. Köylerde yaşamıyoruz artık. Çocuğumuzu da güvenliğinden emin olmadan rahatça dışarı bırakamıyoruz. Ama okul gezilerine, maçlara, sinemaya gitmesi, yaz kamplarına katılması, bir tanıdığımız varsa yazları yanında kısa süreli de olsa çalışması sağlanabilir.

Kişi bizzat yaşayarak, tecrübe ederek, gittiği, gezdiği yerler ve tanıştığı kişiler karşısında duygu ve düşüncelerini ifade ederek kendini tanır.

Amacımız eve girmeyen, hiç durmadan bir şeyler yapmak veya bir yerlere gitmek isteyen çocuklar olmaları değil elbette. Anne ve babalar çocuğunun hayal dünyasını, yaşamını zenginleştirecek etkinlikleri kestirebilirler. Çocuklarının ayda bir ya da aileye uygun aralıklarla bu tarz ekinliklere katılmasına izin verebilirler.

İstanbul’da yaşayanlar için birkaç örnek verebiliriz. Mesela, çocuk Ayasofya’ya giderse bir mimari eserin ne kadar etkileyici olduğunu görüp mimariye merak duyabilir. Florya’da bulunan Hava Müzesi’ne giderse, çeşit çeşit onlarca uçağın içinde kaybolup pilot olmak isteyebilir. Santralistanbul Enerji Müzesi’nde küçükler için yapılan etkinlere katılırsa, yeni enerji üretme yolları arayabilir. Bir sirk gösterisi izlerse, insan vücudunun hareket sınırlarının ne kadar geniş olduğunu gözlemleyebilir. İstanbul Büyük Şehir Belediyesi yaz izcilik kampına katılırsa, kendi özbakım becerilerini gerçekleştirmeyi, ailesinden ayrı, tek başına hayatını sürdürmeyi, problemlerini çözmeyi öğrenebilir. Tüyap kitap fuarına giderse, okumak kadar yazmak, dahası okurlarıyla buluşmak isteyebilir.

 

Yorum Yazın