Çocukta spor yapma alışkanlığı

Çocuğa küçük yaşta kazandırılacak düzenli spor yapma alışkanlığı, onun bir ömür boyu sürecek yaşam biçimini etkileyecektir.

Her ülkede spora başlama yaşı eğitim yapısı ve yöresel farklılıklardan ötürü değişkenlik göstermekle beraber genellikle 3-5 yaş aralığıdır.

Spora başlamadan kastedilen düzenli antrenman yapılması değildir.

Çocuğun, üç yaşını doldurup dört yaşına adım attığı dönem henüz ruhsal ve fiziksel gelişimlerin tamamlanmadığı evredir. Bu süreç bir yandan gelişme gösterirken diğer yandan çocuk, bireysellik yönünü keşfetmeye ve kendini tanımaya başlayacaktır. Ruhsal ve fiziksel gelişmeye yardımcı olacak etkinlik, oyun düzeni içinde yapılacak spor çalışmalarıdır. Yönetimlerin bu yaş gruplarına yönelik spor alanları yapması ya da yapılacaklar içinde yine küçük çocuklara yönelik bölümler ayırması çok önemli.

3-5 yaş grubunda çocuklar koşmayı öğrenmelidir. Bu yapılırken, yarış kaygısı taşımadan kısa mesafeler hedeflenmelidir. Beş metrelik mesafelerde düz veya asimetrik koşular uygun çalışmalardır. Evde, bahçede, spor alanlarında yapılabilir. Ancak oyun ilkesi asla unutulmamalıdır. Bu tür koşularda anatomik ve fizyolojik olaylar aile tarafından gözlemlenebilir. Ayak, bacak, kolların konumları gibi anatomik bulguların yanı sıra kardiyovasküler sistem adı verilen kalp ve akciğer birlikteliği hakkında gözlemsel tıbbi sonuçlara varmak daha kolay olacaktır. Bu çalışmaları yaparken çocuk yarışma kaygısından uzak, oyun düzeninde tutulmalı ve ağır yük altına sokularak bedensel ve ruhsal gelişimine zarar verilmemelidir.

Biz spor adamları erken dönem spor yapacak çocuklara genellikle, atletizm, jimnastik ve yüzme dallarını öneriyoruz. Jimnastik ve yüzme için başlama yaşı bana göre dört olmalıdır. Bazı uzmanlar jimnastik için başlama yaşını üç’e çekmekte ve ileri yaşları jimnastik sporuna başlamak için geç kalınmış olarak kabul etmektedirler. Yine anne karnında gelişen yüzme yetisi nedeniyle, yüzme sporuna çok erken başlanması konusunda ortak bir kanı hâkimdir.

Çocuk dört yaşını tamamlayıp beş yaşına girdiğinde bazı gelişmelerin farkına varacaktır. Yön ve çevreye uyum duygusunun gelişmesi ve kendini tanımaya başlaması en önemlilerindendir. Oyun becerileri üst düzeylere varmıştır. Ruhsal ve fiziksel gelişmesi devam eden çocuğun, anne baba bağımlılığı devam ederken ve henüz oyun döneminden çıkamamışken, 5,5 yaşında başlayan okul evresinin,  beraberinde ruhsal sıkıntıları getirmesi doğaldır. Bu dönemde yapılacak sportif çalışmalarda oyun anlayışının içine küçük hedefler konmalıdır. Yine düzenli antrenman periyotları ölçülü olarak başlamalıdır.

Gelelim futbola.

Tüm dünyada en çok izlenen sportif dal olması ve kendine özgü sihirli dünyasıyla özellikle erkek çocuklarının hatta son dönemlerde bayanların ilgi odağı haline gelmiştir. Bir çocuğun evde, sokakta, okulda en önemli oyuncağı toptur. Özellikle baş döndürücü rakamların telaffuz edildiği futbol dünyasında, artık her anne baba çocuğunun futbolcu olmasını hayal etmektedir. Futbola başlama beş, altı yaş aralığıdır. Bu dönemde çocuğun asla ağır top ile oynamasına müsaade edilmemeli, yerine ayak ve bacakların gelişimini engellemeyecek, plastik veya lastik toplar verilmelidir.

Bu çocuklarla, her iki ayakla topa vurma, ayak içi ve üstü ile vuruş egzersizleri, yine her iki ayakla yapılacak kısa mesafeli top sürüşleri yapılabilir örneklerdir. Bu çalışmalarda çocuk asla zorlanmamalı, yapılamayan hareketler için kızılmamalıdır. Unutulmamalı ki her çocuk futbolcu olacak diye bir kural yok ve bu konuda çocukların ve büyüklerin şartlanması oldukça yanlıştır.

Bir spor adamı olarak beni endişelendiren, beş buçuk yaşında okula giden çocukla yedi yaşındaki çocuğun aynı sınıfta olması gibi bir durumdur. Bu çocuklar için kesinlikle yaş grupları oluşturulmalı ve oyunlar yaş gruplarına göre oynatılmalıdır.  Aradaki bir buçuk yaş, kuvvet, beceri, uyum farklılığını çok net ortaya çıkaracak; maalesef uzun yıllar sürecek bir eşitsizlik ortamının doğmasına neden olacaktır.

Yorum Yazın