Gökyüzünün ışıltısı altında

gokyuzunun-isiltisi-altinda

Çok süslü bir gökyüzü var bu gece. Tıpkı önceki gecelerde olduğu gibi…

Süslüymüş, parlakmış gece gökyüzü. Yeryüzündeki icatlardan göğün güzelliği perdeleniyormuş. Ne dersiniz, yeniden mi düşünsek şu Edison icatlarını? Biz burada bir lamba yaktıkça, gökyüzünde kaç yıldızı söndürüyoruz kim bilir? Oysa derin suların inci taneleri gibi, o uçsuz bucaksız göklerin yıldızları hep oradalar; göğün üzerinde taç gibi. Başımızın üstünde ne büyük bir değer. Farkında değiliz, fark etsek de layıkıyla taşıyamıyoruz. Meğer dünyanın sultanlarıymışız o taçlarla. Sahip olduklarımızı har vurup harman savurup, tacımızdan bir bir düşürdüğümüz yıldız tanelerini kim bilir nerelerde arıyoruz?

Gönlümüz… Bastığımız topraklar… Ülkemiz… Ah bu göçebe ruhu yok mu? Ne gönle sadık ne de toprağa. Gönüller de, topraklar da alınır satılır olmuş. Toprak ne ki ona sahip olunsun? Ayağımız topraktan, yerden kesilmiş. Uçacağız sanmışız. Göğümüzü parlatmışız renk renk ışıklarla. Hâlbuki ne göğü gördük ne de uçabildik. Havai fişekler süsledi havai hayatlarımızı. Büyük gürültülerle patladı gökyüzünde fişekler.

Hani saklı kalmıştı ya o yıldızlar, onların ışıltısı altında el ele vereceğiz bir gün. Bir yıldız, hem de kocaman bir yıldız eşliğinde birbirimizin gözlerinin, yüreğinin içindeki parıltıları seyredeceğiz. Yeniden takacağız tacımızı; zarafetle, aşkla. Güzelliğe dair ne varsa elbette aşkla olacak, O Aşk’tan doğacak.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>