Hayatın gölgesinde kalanlar

Görme engelli bir genç, üniversite sınavında ilk 25’e girmiş ve Türkiye’nin önde gelen bir üniversitesini kazanmış.

Görmeyen birine göre elde ettiği bu başarıyı takdire değer buldum ve kendisini arayarak görüşmek istediğimi söyledim. Üniversite kampüsünde buluştuk.

Konuşurken “Görmemene rağmen nasıl başardın” diye sormuş bulundum. Verdiği cevap, ders niteliği taşıyordu. Şöyle dedi: “Türkiye’nin şartları, benim gibi görmeyen insanlara bir dezavantaj oluşturuyor. Fakat, bu engelimi ortadan kaldırır, beni siz görenlerle aynı şartlara taşırsanız körlük şekilden öte bir anlam ifade etmez ve sizden bir farkım kalmaz. Eğer, bana herkes gibi bir eğitim imkânı ve üniversiteye hazırlık sürecinde yeterli materyal sunarsanız sizinle aynı yarışta koşabilirim. Nitekim de öyle oldu. Bu başarıda abartılacak bir durum yok. Türkiye 30’uncusu ne kadar başarılıysa ben de o kadar başarılıyım.”

Genç, çokça zikredilen fakat fiiliyatta pek de bir karşılığı bulunamayan fırsat eşitliğinden bahsediyordu.

O tarihten sonra ‘rağmen’ edatı üzerine çok düşünmeye başladım.

Kelime kullanıldığı cümleye gayret, başarı, zor bir durum ve genel olarak bir eşitsizlik anlamı katıyor…

Engeline rağmen, yokluğuna/yoksulluğuna rağmen, kadın olmasına rağmen, başörtülü olmasına rağmen…

Örnekleri siz çoğaltın.

Bu sıralar “eşitiz-değiliz” tartışmaları yaşanıyor. Anayasanıza “Ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir” diye yazmak, insanları eşit kılmıyor ki. Çünkü toplum olarak ‘rağmen’lerimiz çok…

Buyurun size başka bir fotoğraf.

Bir kağıt toplayıcısı, çöp konteynerinin önünde, çöpten bulduğu gazeteyi kaldırıma yaymış okuyor. Muhtemel ki okumaya hevesi var. Ancak şartlar onu kitap ve defter kağıtlarına değil, atık kağıtlara mecbur kılmış. Türkiye’de bu genç gibi ‘zarurete mahkûm” milyonlarcası var. Belki bir dağın başında çoban, belki pamuk tarlasında bir ırgat, belki bir inşaatta işçi… Kim bilir!..

İnsanlar arasındaki eşitsizlikler tamamen ortadan kalksa ve liyakat müessesesi gerçek anlamda çalışsa, insanların mevcut pozisyonları ve yeri nasıl değişirdi acaba?

 

Yorum Yazın