Hoş geldin DVB-T2

Ülkemiz televizyon yayıncılığında yılan hikâyesine dönen frekans ihalesi, teknolojinin dayatması sonucu nihayet sonuçlanacağa benziyor. Sayısal karasal yayıncılık eli kulağında, tüm yurtta hayata geçmek üzere. Ülke gündeminde henüz hak ettiği konumda olmamakla beraber yalnızca sektörü değil günlük hayatı da etkileyecek bir konu. Peki bu yayıncılık nedir ve bizlere ne katkılar getirecek, kısa bir bakışta fayda var.

Sayısal karasal televizyon yayıncılığı, buna kısaca DVB-T denilebilir, VHF ve UHF frekans bantlarını kullanarak havadan yerel vericiler aracılığı ile yapılan, yeni nesil sayısal yayıncılık türüdür. Dünyada sayısal karasal yayıncılıkla ilgili benzer ama farklı standartlar olmakla beraber ( DVB-T, ATSC, ISDB-T, DTMB gibi; ekonomik ve siyasal nedenlerden ötürü bu konuda da dünyada bir birlik sağlanamamıştır), ülkemizde kabul edilen ve bu yönde çalışmalar yürütülen standart DVB-T2’dir. Ülkemizde bu çalışmalar RTÜK tarafından takip ve koordine edilmektedir. Frekans ihale süreci de bu kuruluş tarafından yapılacaktır.

Mevcut kullanımdaki analog karasal yayıncılıkta, 7 veya 8 Mhz’lik bir kanaldan yalnızca bir adet Tv yayını yapılabilirken, DVB-T2’de, kabul edilen ulusal frekans planına göre, bir kanaldan ortalama olarak 11 adet Pal kalitesinde SD (standart tanımlı) Tv programı veya 3-4 adet HD Tv programı yayınlanabilecektir. Bu ortama geçilince artık her bir kanal çoklu kanal olarak tanımlanacaktır. Bir başka deyişle, eskiden olduğu gibi, bilhassa metropol şehirlerde geçerli olan ve önceki ihale süreçlerini sekteye uğratan en büyük sebeplerden biri olan ‘yayın yapabilecek kanal sayısı’ndaki kısıtlamalar ortadan kalkmaktadır. Kullanılacak sayısal sıkıştırma formatı olarak da Mpeg-4 belirlenmiştir.

Sayısal karasal yayınları izleyebilmek için, bu sinyalleri çözen set top box cihazlarına ihtiyaç var. Yeni nesil tv alıcılarının bazılarında bu özellik üzerinde gelmektedir ( yeni tv alıcısı alınacaksa DVB-T2 özellikli olanlar tercih edilmelidir). 20-30 cm’lik küçük bir antenle oldukça kaliteli izlenimler elde edilebilecektir. Bir diğer önemli özellik de hareket halindeki alıcılarda yayınların izlenebilecek olmasıdır.

Tek frekans ağı (Single Frequency Network SFN) teknolojisi sayesinde artık vericilerin birbirini enterfere etmesi, yayınların bozulması gibi olaylar tarihe karışacak. Aynı zaman da verici güçleri eskisine oranla misli oranlarda azalacak ve insan sağlığı üzerindeki tartışmalar en aza inecek. Tabi ki işletme giderlerinin azalması da güncel tabirle ‘bonus’ olarak yayıncı kuruluşlara geri dönecek. Ana yayının yanı sıra yardımcı data ve içerikler de izleyicilere ulaşacak. Sayısal yayınların nimetlerinden izleyiciler önemli oranda yararlanacaktır.

2006 yılında TRT’nin metropol şehir vericilerinden test yayını olarak başlayan, ancak bitkisel hayatta devam eden süreç, artık takvim dahilinde plana bağlanmıştır. Sayısal karasal yayınların 2014 yılı sonunda tüm Türkiye’yi kapsaması amaçlanmaktadır. 2015 yılı analog vericiler için şalter kapatma (analog switch off -ASO) hedefi olarak belirlenmiştir.

Sayısal karasal yayıncılıkla ilgili olan ve bunun hayata geçmesi ile gündeme düşecek bir diğer teknolojik gelişme de DVB-H’dir. Başka bir yazının konusu olabilecek bu teknoloji, altyapısı sayısal karasal yayıncılığa bağlı olan, fakat daha fazla ses getirmesi beklenen bir uygulama olmaya aday. Bu teknolojinin de kullanıma geçmesiyle neredeyse ikizimiz haline gelen cep telefonları, Tv yayınlarının izlenmesi gibi ek bir işlevi de yerine getirecek.

Önümüzdeki birkaç yıllık kısa dönem, yayın teknolojileri için büyük değişikliklere gebe bir dönem. Teknoloji günden güne ivmesini artırarak gelişmekte, yayıncılık da bundan nasibini en fazla alan sektörlerden biri olma konumunda. Özelinde de, sayısal karasal yayıncılık geç de olsa ülkemize gelmek üzere. Biz de ona ‘hoş geldin’ diyoruz. Hep beraber ‘seyredeceğiz’.

 

Yorum Yazın