IN MEMORIAM ZAHA HADİD

“Yapılarım iyimserlik sözünü veriyor. Çağımızda ütopyadan bahsetmek biraz zordur, ama belki bizler onu zaman zaman yapmalıyız. Zaten buna inanıyorum, mimarlıkta mümkün olduğunu tahmin edemediklerimizi ifade edebiliriz; her şeyde yeni bir düzen, dünyaya farklı bir bakış. Benim için bunun siyasi bir boyutu vardır. Londra’da mimarlık fakültesine başladığımda, ilerlemenin düşüncelerde bile yer alması istenmiyordu.”

Zaha Hadid 2006 yılında Alman Zeit gazetesine verdiği röportajda bu cümleleri sarf ettiğinde, dünyanın her tarafında fütüristik yapılarıyla ilgi çeken kariyerinin zirvesinde Irak kökenli uluslararası tanınmış kadın mimardı. Ne üzücü ki bu röportajdan 10 yıl sonra 65 yaşında 31 Mart 2016 da Miami’de hayatını kaybetti. Öldüğünde yaklaşık 400 çalışanı ile 21 ülkede 36 projesi hayata geçiriliyordu.

Zaha Hadid’in mimarlık anlayışını devam ettirmeye çalışan ekip, Katar’da dünya futbol şampiyonası için bir stad, New York’ta gökdelen, Taipeh’de bir köprü ve Irak parlamento binası projelerini tamamlamaya çalışırken, Alman ortağı mimar Patrick Schumacher farklı metropollerde ofisler kurmayı planlayarak, Hadid’in ruhunu canlı tutmayı hedefliyor.

1950 yılında Bağdat’da doğan Hadid, imtiyazlı ve sosyal demokrat bir ailenin kızı olarak, çocukluk yıllarında bu şehirde toplumsal değişime şahit oldu ve 11 yaşında mimar olmaya karar verdi. Bağdat’da yeni binalar inşa edilirken, toplumsal gelişmenin mimarlığa da etkisi olduğuna tanıklık etti. Beyrut Amerikan Üniversitesinde Matematik bölümünü bitirdikten sonra, Hadid ailesi Londra’ya taşındı. Beş yıllık Mimarlık eğitimini Architectural Association School’da aldıktan sonra, 1980 yılında kendi ofisini kurdu. Çeşitli yarışmalarda ödüller kazanmasına rağmen, yaptığı tasarımların hiç biri gerçekleşmiyordu. Yatırımcılar cesur tasarımlarından korkuyor, Hadid’de bunun bedelini iş alamayarak ödüyordu. İlk gerçekleşen projesi 1993’te Almanya Weil am Rhein şehrindeki Vitra itfaiye binası oldu. Sivri açılarıyla göze çarpan bu bina, herkes tarafından alkışlanmadı, özellikle itfaiyeciler yapıyı kullanışlı bulmadılar, yapı bu yüzden yıllar sonra bir etkinlik merkezine dönüştürüldü.


İtfaiye Binası, Weil am Rhein

Bu projeden sonra Zaha Hadid’i kimse durduramadı ve kendisi global bir marka oldu. Sivri, dik açılı tasarımları zamanla yumuşadı, tabiri caizse betonu sıvılaştırdı, kıvrımlı, eğri hatlarla bezeli yapılar ortaya çıkardı. Dinamik tavanlar, duvarlar, kolonlar, tüm satik kuralları tamamen yok sayıp, bir anlamda mühendislerin korkulu rüyası oldu. Kendi deyimiyle yapılarının optimist olduğunu, mimarisiyle postmodern ve geleneksel mimarlıktan kurtulup, yeni bir mimari anlayışının mümkün olabileceğini söylüyordu. “360 değişik derece seçeneği varken, neden birine takıldık?” sözüyle, 90 derece kavramını eleştiriyordu. Ve aynı zamanda yenilikçi anlayışından vazgeçmeyeceğini şu sözleriyle vurgulamıştı: “Ödün vermeyi seven meslekldaşlarımı incitmek istemem, ama ödün vermek benim tarzım değildir”.

Her şey hızlıca değişiyordu: çalışma biçimleri, teknik ve sanat dünyasında yaşanan gelişmeler ve değişimler varken, böyle bir dünyada Hadid’e göre mimarlık sanatı “klasik” kalabilir miydi?

Gerçekleştirdiği yapıların hepsi prestij adına hayata geçirilirken, özellikle kullanım amacından ziyade bulunduğu şehirlerin simgesine dönüşmüşlerdi. 2004 yılında mimarların Oscar’ı olarak kabul edilen Pritzker Mimarlık Ödülünü alan ilk kadın mimar olarak tarihe geçmiştir, 2009 yılında ise Japon Sanat ve Kültür ödülü “Praemium Imperiale”a layık görülmüştür.

Hadid çeşitli malzemelerin ona sunduğu imkanları kullanarak mimarlık dışında diğer tasarımcı özelliklerini de dışa vurmayı başardı. Mobilyadan takıya, ayakkabıdan arabaya kadar farklı ürünler tasarladı.

Sinema ve baleyi seven Hadid, son yıllarda bunlara zaman ayıramadığı için üzgün olduğunu, hayatının büyük bölümünü uçakta geçirdiğini söylüyordu. Hadid kendine bir ev planlamak hiç istemedi. Sebebini ise şöyle açıklıyordu: “Evde olamadığım için.”

Ne yazık ki, Zaha Hadid’in Türkiye’de bir projesi olmadı. Kartal Sanayi bölgesi için tasarladığı ve bir yarışma sonucunda kazandığı iş merkezleri, yüksek standartlı konut semtleri, konser salonu, müzeler, tiyatrolar, yat limanı gibi kültür tesisleri içeren projesi bürokratik, hukuki ve idari nedenlerle hayata geçirilemedi.

Kartal Kentsel Dönüşüm Projesi, Kartal/ İstanbul

1980’lerden itibaren yaratıcılık anlayışını ve yeteneğini birçok üniversitede misafir öğretim üyesi olarak gelecek nesillerle paylaştı. Kısa hayatını verimli yaşayan Hadid kadın meslektaşlarına önemli bir kılavuz oldu. Mimarlık zor bir uğraştı, mimaride kural tanımazlığın mümkün, erkek egemen bir sektörde kadınların söz hakkına sahibi olabileceğini ispatladı.

Bu yazıyı yine Zaha Hadid’in 2005 yılında bir röportajda söylediği cümlelerle sonlandırmak isterim: “Mimarlık, değişik güçlerin ve değişik insanların coşturucu bir birleşimidir. Mimarlara hayallerinin tutarlı bir şekilde gerçekleşmesine izin verilse, dünya daha iyi bir yer olurdu.”

In Memoriam Zaha Hadid
Zaha Hadid

Çiğdem Şen

Yorum Yazın