İnsancıklar

İnsancıklar - Hazel Dahbest

İnsancıklar uçamaz! Bunu Tanrının yalnızlığı kadar iyi bilseler de uçmayı deneyecekler. Şimdide yamacın bir başında duran masum bir insancık. Elbet deneyecek o da. Yamacın ucuna doğru koşmaya başlayacak sert adımlarıyla. Biliyordu ki denize düşecek, koşarken dünyadan götürmek istediği sadece masum bir papatya kokusu olacaktı. Unuttuğu veya umursamadığı bir şey vardı. Koşmaya devam ederken ayaklarının altında ezilen diğer papatyaların hayatı. Arzuladığı ve içini delirten papatyanın kokusunu içine çekecek ve yamaçtan aşağı bırakacaktı kendini bilmediği bir acıyla. Dibi görünmeyen denize huşu içinde girecek ve yok olacaktı. Ağlayamayacak, çünkü yalnızlığın gözyaşlarında boğulan Tanrının, biriktirdiği gözyaşları arasında boğulacaktı uçmayı deneyen her bir insancık gibi! Üzülmüyor da değilim yahu, masum bir papatya gibi üzülüyorum onu gördükçe. Sevdiği papatyanın kokusunu, kimsenin bilmedi bir yerde saklamak isteyecekken, onca papatyanın ölümüne sebep olacaktı. Yine de o bir insancıktı. “Hata yapabilir miydi acaba?” Tabi boğulacaktı.

İnsancıklar, ya tanrının gözyaşlarında ya da papatyasına koşarken ölecektiler. Yalnızlığından ölen insancıklar ise, bu saçma sözleri okurken tavana bakarak düşünmeye başlayacaktı.

İnsancıklar
Hazel Dahbest

Yorum Yazın