İnsanlar Neden Korkak veya Cesur, Bencil veya Ahlaklı Davranır?

İnsanlar davranışlarını neye göre belirlerler? Hayatta ne tür önceliklere göre tercihte bulunurlar? İnsanlar neden korkak veya cesur, bencil veya ahlaklı davranır? Menfaatin veya bilginin bunda bir rolü bulunur mu? Bu sorular hayli zamandır üzerinde düşündüğüm bir husus. Genel görünüm şu:

İnsanların çoğunluğu
1. Korku
2. Bencillik
3. Menfaat
4. Cehalet ile;

Pek azı ise
1. Cesaret
2. Ahlak
3. Ortak yarar
4. Bilgi ile hareket ediyor.

Konu üzerinde çok fazla tartışma yapılabilir. Meseleye varlık ve bilgi felsefesi üzerinden de yaklaşılabilir, elit teorileri açısından da. Bu mesele o kadar şümullü ki psikanaliz ve sosyal psikolojinin olduğu kadar eğitimbiliminin ve ahlak felsefesinin de cevap vermesi beklenir.

Çoğunluk ve azınlık meselesinin siyaset teorisindeki yansımalarından biri çoğunluğun tiranlığı tezidir. Çoğunlukçuluğa karşı çoğulculuğun hayli güçlü kabul ve varsayımları bulunuyor. Haliyle bu konu sadece elit teorilerinin değil, demokrasi teorilerinin de odak noktasındadır.  Çünkü bir toplumda tek kişi dahi rıza göstermezse çoğunluğun yönetimi meşru olabilir mi? Çoğunluğun yönetimine rıza gösterilse dahi, azınlığın hakları ne olur, nasıl korunur? Farklı görüş ve düşüncelere sahip olanlar kendilerini nasıl ifade edebilir? Hak ve özgürlükler nasıl güvence altına alınabilir? Bunların eşitlik ve adalet ile ilişkisi nasıl kurulur?

Diğer yandan çoğunluk-azınlık meselesinin ilahi metinlerde geniş yer tuttuğunu görüyoruz. Kur’an’da mesela bencillik, menfaat, korku, cehalet birçok durumda çoğunlukla ilişkilendirilmektedir. Cesaret, ahlak, ortak yarar ve bilgi ise birçok durumda az sayıda insanla birlikte anılmaktadır.

Çokluk ve azlık hususunda Kur’an’da yer alan hüküm ve ifadeler üzerinde düşünmenin meselenin derinleştirilmesine katkısı olacaktır. Burada bir çerçeve sağlaması bakımından konu ile ilgili ayetlerden bir kısmı sunulmuştur.

Çoğunluk ve azınlığa dair bazı ayetler

“(Bu yaptıklarında) bir bela olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra (tövbe ettiler), Allah da onların tövbesini kabul etti. Sonra yine onlardan çoğu kör ve sağır kesildiler. Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir.” (Maide 71).

“…Çünkü insanlardan birçoğu âyetlerimizden gerçekten habersizdir.” (Yunus 92).

“Allah, içinde rahat edesiniz diye geceyi ve (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak da gündüzü yaratandır. Şüphesiz Allah, insanlara karşı sonsuz iyilik sahibidir, fakat insanların çoğu şükretmezler.” (Mümin 61).

“Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka” (Asr 1-3).

“Andolsun, biz bunu insanlar arasında, düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler.” (Furkan 50).

“Andolsun, cehennemi seninle ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracağım.” (Sad 85).

“Andolsun, size hakkı getirdik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmayanlarsınız.” (Zuhruf 78).

“Ayetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okunduğu zaman, inkar edenler, inananlara, ‘İki topluluktan hangisinin bulunduğu yer daha hayırlı meclis ve mahfili daha güzeldir?’ dediler.” (Meryem 73).

“Binlerce kişi oldukları halde, ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenleri görmedin mi? Allah onlara ‘ölün’ dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz Allah insanlara karşı lütuf ve ikram sahibidir. Ama insanların çoğu şükretmezler.” (Bakara, 243).

“Biz hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek oranın şımarık zenginleri, ‘Biz, sizinle gönderileni inkar ediyoruz’ demişlerdir. Yine, ‘Bizim mallarımız ve çocuklarımız daha çoktur. Bize azap edilmeyecektir’ demişlerdi. Ey Muhammed, de ki: ‘Şüphesiz, Rabbim rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Fakat insanların çoğu bilmezler.’ Ne mallarınız ne de çocuklarınız, sizi bizim katımıza daha çok yaklaştıran şeylerdir! Ancak iman edip salih amel işleyenler başka…” (Sebe 34-37).

“Biz onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulmadık. Ama gerçekten onların çoklarını yoldan çıkmış kimseler bulduk.” (Araf 102).

“Çoklukla övünmek sizi, kabirlere varıncaya (ölünceye) kadar oyaladı.” (Tekasür 1-2).

“Davud dedi ki: ‘Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır.’ Dâvûd bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. (Sad 24).

“De ki: ‘Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticâret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve onun yolunda cihattan (cehdetmekten) daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah fasık topluluğu doğru yola erdirmez.’ (Tevbe 24).

“Eğer dileseydik herkese hidayetini verirdik. Fakat benim, ‘Andolsun, cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım’ sözüm gerçekleşecektir.” (Secde 13).

“Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Mûsâ’ya iman etmedi.” (Yunus 83).

“Hani, çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, fakat (bu çokluk) size hiçbir yarar sağlamamış, yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. Nihayet (bozularak) gerisin geriye dönüp kaçmıştınız.” (Tevbe 26).

“İblis, ‘Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlâsa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım’ dedi.” (Hicr 39-40).

“…İçlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler.” (Bakara 246).

“İnsanların çoğu bilmezler” (Araf 187, Casiye 26, Duhan 39, En’am 37, 111, Mümin 57, Nahl 38, Neml 61, Rum 6, 30, Sebe 36, 38, Yunus 55, Yusuf 68).

“İnsanların çoğu şükretmezler” (Bakara 243, Yunus 60, Yusuf 38).

“Kardeşleri dediler ki: ‘Biz güçlü bir topluluk olduğumuz halde Yûsuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Doğrusu babamız açık bir yanılgı içindedir.’ (Yusuf 8).

“Kavminin inkâr eden ileri gelenleri, ‘Biz, senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz’ dediler.” (Hud 27).

“Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh’a dedik ki: ‘Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle.’ Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.” (Hud 40).

“Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta, haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür!” (Maide 62).

“Onların çoğu Allah’a ancak ortak koşarak inanırlar.” (Yusuf 106).

“Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin.” (Tevbe 55).

“Sen ne kadar şiddetle arzu etsen de insanların çoğu inanacak değillerdir.” (Yusuf 103).

“Siz Allah’ı bırakıp; sadece sizin ve atalarınızın taktığı bir takım isimlere (düzmece ilahlara) tapıyorsunuz. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah’a aittir. O, kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. İşte en doğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.” (Yusuf 40).

“Şeytan onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı. İnananlardan bir grup dışında hepsi ona uydular.” (Sebe 20).

“Tâlût ordu ile hareket edince, ‘Şüphesiz Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka.’ dedi. İçlerinden pek azı hariç, hepsi ırmaktan içtiler. Tâlût ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince, (geride kalanlar) ‘Bugün bizim Câlût’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok.’ dediler. Allah’a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: ‘Allah’ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. Allah sabredenlerle beraberdir’.” (Bakara 249).

Ramazan ve bayram vesilesiyle dilerim insanlığa dair kapsamlı bir muhasebe yapar, kendimize ve içinde yaşadığımız dünyaya dair sonuçlar çıkarırız.

 

 

İnsanlar neden korkak veya cesur davranır
Çoğunluk ve azınlığa dair bazı ayetler
İnsanlar neden bencil veya ahlaklı davranır
Kur’anda çoğunluk nasıl tarif edilir
İnsanlar neden korkak olur
İnsanlar neden cesur olur
İnsanlar neden bencil olur
İnsanlar niçin ahlaksız olur
İnsanlar neden ahlaklı olur
Emre Bağce

Yorum Yazın