Uçmak

Uçmak…

Uçup konmak. Sevinçten göklere uçmak. Üzüntüden dibe vurmak.

Sevinince uçarız biz; üzülünce batarız. Belki de bu yüzden uçup gitmek isteriz. Uçmak sevinçtir diye, uçmak bataklıktan çekilip kurtulmaktır diye. Özgürlüktür diye. Biçare çırpınan eller, kanat çırpar yükselince. Çırpındıkça eli kolu bağlı kalan; kanatlandıkça özgürleşir. Elindedir artık mutluluk. Kol kanat germeyi de bilir kolu kanadı kırıklara.

Yükselen derinliklerin tadına varmaktır uçmak… İçinin bir hoş olmasıdır. Yürekten kalkan vapurların, köpük köpük heyecanlar arasında ilerlemesidir. Taşıdığı umutlara sırtını dayamasıdır. Uçmak, yol almak, güvenmek, gönül vermek…

Haylaz çocuğun uçurtmasının bir yıldızın kuyruğuna takılmasıdır o zaman, gam denilen. Tecrübe denilen. Meğer daha iyisi olacakmış dedirten. Her şerde bir hayır gizlendiğini gösteren.

Uçup gitmek Kaf dağına, bahar dalındaki sevdanın yurduna, bir güzelin koynuna ya da adı konulmadık diyarlara…

 

Uçmak İlknur Çelik

Yorum Yazın