Aşk İle Viran İden Gönlini Ma’mûr İstemez

Işk ile vîrân iden gönlini ma‘mûr istemez Hâtırın mahzûn iden bir lahza mesrûr istemez Hâk-sâr olup hevâ ile gubâr olan gönül Hâk-i râh-ı yârdan bir dem özin dûr istemez Hoş gören âkil fenâ tavrını şöhret gözlemez Künc-i uzlet isteyen kendüyi meşhûr istemez Lâ‘l-i nâba meyl kılmaz bağrını pür-hûn iden Dâmenin pür-eşk iden lû’lû-yı menşûr istemez […]

Ey Canımın Canı, Ne de Hoş Salına Salına Gidiyorsun; Bensiz Gitme

Ey canımın canı, ne de hoş salına salına gidiyorsun; bensiz gitme. Ey dostlarının canına can katan, gül bahçesine bensiz gitme. Ey felek, bensiz dönme; ey ay, bensiz parlama. Ey yeryüzü, bensiz durma; ey zaman, bensiz geçme. Bu dünya seninle hoş; o dünya seninle hoş. Bu dünyada  bensiz kalma; o dünyaya  bensiz gitme. Ey iz’an,  bensiz bilme; ey dil,  bensiz söyleme. Ey göz, bensiz […]

Bu fani dünya yok oluş seli üstünde bir köprüdür

Bu fani dünya yok oluş seli üstünde bir köprüdür Bu fani dünya yok oluş seli üstünde bir köprüdür, Ona yüz vermeyip geçen tevekkül sahipleri özgürdür. İster yüce, ister alçak, ister hükümdar, ister kul ol, Dünyada hayra çalışmak gerek, o bir ölmez oğuldur. *** Şiirin aslı *** Cihân-ı bî-beka seyl-i fenâ üstünde bir püldür Cihân-ı bî-beka […]

Fuzûlî Divanı / Kıtalar

Zulm ile akçeler alup zâlim Eyler in’am halka minnet ile Bilmez anı ki itdügi zulme Görecekdür ceza mezellet ile ‘Müdde’âsı bu kim rızâ-yı İlâh Ana hâsıl olur bu âdet ile Cenneti almak olmaz akçe ile Girmek olmaz behişte rüşvet ile Doğruluğ ile iste ulüvv-i makam kim Geldükçe hâlüne vire devr-i felek revâc Doğruluğ ile harflere […]

Aşık isen hûn-ı gam yemekten ey dil lezzet al

Aşık isen hûn-ı gam yemekten ey dil lezzet al Arif isen, cam-ı mey nuş eyleyip bir halet al Bî bakaadır mal dünyaya gönül meyleyleme Kıssa-î Kaarûn’u var gûş eyle andan ibret al Almağa can nakdini minnet mi eylersin bana Kıl tekellüm bir nefes, benden anî bî-minnet al Ruhm edip ben nâ-tüvânâ girdi gamzen zahmına Ey […]

Ağlasa âşık belâ-yı hecr ile nâlân olup

Ağlasa âşık belâ-yı hecr ile nâlân olup Ağlasa âşık belâ-yı hecr ile nâlân olup Gözlerinden akan anun yaş yerine kan olup Geh cefâ kûhı gubârından örünse kisveti Geh belâ vadisini geşt eylese üryân olup Her ne denlü cevrler görse vefalar eylese Her ne denlü gülseler hâline ol giryân olup Râz-ı aşkı aşikâr etmeğe takat bulmasa […]

Hasılı malı mülkü dünyanın gam oldu bana

Hasılı malı mülkü dünyanın gam oldu bana Hasılı malı mülkü dünyanın gam oldu bana Yıllardır ağladı halimi görüp Âdem bana Mum gördü gözümün yaşını, içimdeki ateşi Gam meclisinde akıtır gözyaşını her dem bana Gam gecesi çığlığım işitilmez olsa zayıflıktan İnce-kalın ses aheng etse tan değil ya bana Can verecek âkıbet zülfü sevdandan senin Gönül ehli […]

Fuzûlî Divanı / bir

Gazel  Mende Mecnûn’dan füzûn âşıklık isti’dâdı var Âşık-i sâdık menem Mecnûn’un ancak adı var N’ola kan tökmekde mahir olsa çeşmüm merdümi Nutfe-i Kâbildür ü gamzen kimi üstadı var Kıl tefâhur kim senün hem var men tek âşıkun Leyli’nün Mecnûn’ı Şîrîn’ün eğer Ferhâd’ı var Ehl-i temkînem meni benzetme ey gül bülbüle Derde yoh sabrı anun her […]

Gramerci ile gemicinin hikayesi

Gramerci ile gemicinin hikayesi Bir dil bilgini gemiye binmişti. Kendini öven bir yüzle gemiciye dönüp: “Sen hiç gramer okudun mu?” dedi. Gemici, “Hayır” deyince, “Ömrünün yarısı boşa gitmiş” dedi. Bu sözden gemicinin gönlüne bir hiddet geldiyse de sustu, bir cevap vermedi. Sert bir rüzgar, gemiyi girdaba düşürdü. Denizci o bilgine bağırarak, “Yüzmesini bilir misin?” dedi, […]