Gölgeler

Ateş dans ediyor duvarda. Sanki bütün oda yanıyor. Daha da yaklaştırıyorum elimi muma. Gözlerimi kapattığımda her şey yok oluyor. İçimde denizler, dağlar, nehirler… Gecemde yıldız yağmurları var. Dağlarım kum olup birer birer çöküyorlar. Denizlerim ve nehirlerim ayağa kalkmış birbirlerine çarpıyorlar. Üstüm başım sırılsıklam. Kim inkar edebilir. Elimle beraber bütün kainat yanıyor. Kim bilir diğerlerinin kainatlarında […]

Ayna: Ölüme Övgü

Uykulu gözlerle uzun uzun baktı bana. Kabusları henüz peşini bırakmamıştı. Yüzüne serin bir su çarptı ve tekrar baktı boş gözlerle. Hızlıca kahvaltısını yapıp, alelacele giyindi. Ve sonunda beklediğim o an… Hoşnut bir şekilde inceledi kendini. Siyah saçları, siyaha yakın kahverengi gözleri, uzun kavruk yüzü… Her detayı bir ressamın, bir heykeltıraşın elinden çıkmış gibiydi.  Birden yüzünü […]

Çöldeki Damla

Tek bir şarkı, değiştirebilirdi hayatınızı, her anlamda hemde. Şarkıların girişleri her zaman önemli olmuştur benim için, o yakalama etkisi kaçınılmazsa , sonrası bir rüzgar etkisiyle esip geçerdi içinizden. İlk titreşim aslında iyi hissettirirdi, çarpışma anı kaçınılmazdı duygularla, sonrasında yüzde oluşan bir tebessümle , her şeyin ötesine geçiş başlardı. Tek bir kelime bir kitap yazdırabilirdi kişiye, […]

Eşeğin İşi Çıkmış

Nasreddin Hoca, bir gün eşeğine binmiş, biner binmez de hayvan huysuzlanıp olanca hızıyla koşmaya başlamış… Hoca, dur demiş, çüş demiş ama eşeği bir türlü durduramamış. Derken Hoca’yı bu halde gören bir komşusu: -Hocam, ne bu telaş? Nereye böyle? Diye seslenmiş. Hoca, çaresizlik içinde cevap vermiş: -Efendim, eşeğin çok acele işi çıktı… Oraya gidiyoruz… Nasreddin Hoca kimdir Fıkralar Nasreddin Hoca […]

Uyanış

“Her gün bir yerden göçmek ne iyi, Her gün bir yere konmak ne güzel Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş, Dünle beraber gitti cancağızım Ne kadar söz varsa düne ait Şimdi yeni şeyler söylemek lazım” Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî İş çıkışı hızlı adımlarla evine ilerliyordu. Onu gören bir yere yetişmeye çalıştığını düşünürdü, ama evde yapacak mühim bir […]

Alaycı Güneş

Dışarı çıktım, tekrar ve tekrar kendimi aramak için, vakti gelmişti. Daha uzun süreler öylece bulunmayı bekleyemezdim. Öyle ya beni kendimden başka kim bulabilirdi bu evrende, kendim bulamazsam, kim bulabilirdi? Kayboldum diye söylene söylene yürümeye devam ettim. Yerlere bakıyordum, aynı zamanda göklere. Yanımdan geçip giden kedilere, köpeklere, yukarıdaki ve aşağıdaki kuşlara, her yerde olabilirdim. İnsanın kaybolduğunun […]

Renklerin Ölümü

Her sabahki gibi büyük bir isteksizlik vardı içinde uyanmaya karşı. Oysa kabuslar peşini bırakmazdı; ama yine de uyumayı severdi. Her gece yaşayamadığı dünyayı rüyasında görmeyi düşlerdi. Daha gözleri yavaşça kapanmaya başlamadan kendisini bir yere koşarken görürdü. Ya yetişecek bir tren, ya yetişmesi gereken işleri vardı. Öyle çok koşardı ki sabahları ter içinde midesinde ve bacaklarında […]

Konuşulmayan Ülke

Bir zamanlar sayısı belli olmayan yaşamların olduğu bir gezegendi, bizim yaşadığımızdan farklı değildi aslında geçmişte, sonrasında ise tamamen sessizliğe bürünülen bir yer. Yalnız ne zaman gidileceği belli değildi, tamamen oraya ait olmak kastedilen. Gidiş yolu belliydi lakin. Konuşulmayan ülkeyi ziyaret edebilirdiniz ara sıra, yalnız bunun çok hoşunuza gideceğini sanmıyorum. Görev bilincinin bulaştığı hiçbir bedeni kabul […]

Alice harikalar diyarında / Alice’in tanıklığı

XII. Alice’in tanıklığı Alice telaş arasında şu son dakikada ne kadar büyüdüğünü unutmuştu. ”Buradayım” diye seslenerek öyle ivediyle yerinden fırladı ki, eteğinin ucu yargıcıların locasına değdi ve locadakilerin hepsi tepe üstü aşağıdaki kalabalığın üzerine düştüler. Onların böyle yere serili kalmaları Alice’e bir hafta önce devirdiği kırmızı balık kavanozunu anımsattı. Çok üzülüp ”Vah vah! Bağışlayın!” diye haykırarak, […]

317

Peki ama nasıl oluyor da siz insan için sadece normal olumlu olanın…kısacası yalnız refahın, mutluluğun yararlı olduğuna böylesine kesin, kendinize büyük bir güvenle inanabiliyorsunuz? Çıkarlar konusunda mantığınız yanılıyor olamaz mı? Öyle ya, belki yalnızca mutluluğu sevmiyordur insan? Belki aynı ölçüde acıyı da seviyordur? Belki de acı da mutluluk kadar çıkarınadır? Fyodor Dostoyevski / Yeraltından Notlar […]