Alice harikalar diyarında / Alice’in tanıklığı

XII. Alice’in tanıklığı Alice telaş arasında şu son dakikada ne kadar büyüdüğünü unutmuştu. ”Buradayım” diye seslenerek öyle ivediyle yerinden fırladı ki, eteğinin ucu yargıcıların locasına değdi ve locadakilerin hepsi tepe üstü aşağıdaki kalabalığın üzerine düştüler. Onların böyle yere serili kalmaları Alice’e bir hafta önce devirdiği kırmızı balık kavanozunu anımsattı. Çok üzülüp ”Vah vah! Bağışlayın!” diye haykırarak, […]

Salur Kazan’ın Evinin Yağmalandığı Destan

Bir gün Ulaş oğlu, yırtıcı kuşun yavrusu, zavallının biçarenin ümidi, Amıt suyunun aslanı, Karacuğun kaplanı, yağız al atın sahibi, Han Uruz’un babası, Bayındır Han’ın güveyisi, kudretli Oğuz’un devleti, kalmış yiğit arkası Kazan yerinden kalkmıştı. Doksan başlı otağlarını kara yerin üzerine diktirmişti. Doksan yerde alaca halı, ipek döşemişti. Seksen yerde büyük kaplar kurulmuştu. Altın kadehler, sürahiler dizilmişti. […]

Çörekleri kim çaldı?

XI. Alice harikalar diyarında / Çörekleri kim çaldı? Mahkeme salonuna girdiklerinde, Kral ve Kraliçe tahtlarına kurulmuşlardı; çevrelerine de türlü türlü küçük kuş ve hayvanla bir deste iskambil toplanıp yığılmıştı. Önlerinde, iki yanında birer nöbetçi askerle, elleri kelepçelenmiş Yürek Oğlanı duruyordu. Kral’ın yanıbaşında da, bir elinde kıvrılmış bir kâğıt, öbür elinde de bir borazan tutan Beyaz Tavşan […]

Alice harikalar diyarında / Istakoz kadrili

X. Istakoz kadrili Yalancı Kaplumbağa derin derin içini çekti, sonra yüzgeçlerinin tersiyle gözlerini sildi, Alice’e baktı, bir şey söylemek istedi; fakat hıçkırmaktan bir iki dakika konuşamadı. Ejder ”Tıpkı boğazına kemik filan kaçmış gibi” diyerek yerinden kalktı, Yalancı Kaplumbağa’yı sarsalayıp arkasına vurmaya başladı. Sonunda Yalancı Kaplumbağa’nın sesi yerine geldi, yanaklarından yaşlar süzülerek söze başladı: ”Belki denizde […]

Dirse Han Oğlu Boğaç Han Destanı

Bir gün Kam Gan oğlu Han Bayındır yerinden kalkmıştı. Şami [1] otağını yer yüzüne diktirmişti. Alaca gölgeliği gök yüzüne yükselmişti. Bin yerde ipek halıcığı döşenmişti. Hanlar hanı Bayındır yılda bir kerre ziyafet verip Oğuz beylerini misafir ederdi. Gene ziyafet tertip edip attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kestirmişti. Bir yere ak otağ, bir yere […]

Alice harikalar diyarında / Su kaplumbağası’nın öyküsü

IX. Su kaplumbağası’nın öyküsü Düşes, ”Ah şekerim benim! Seni gördüğüme ne kadar sevindim bilmezsin” diyerek sevgiyle Alice’in koluna girdi, birlikte yürümeye başladılar. Alice de onu böyle keyfi yerinde bulunca pek hoşnut olmuştu; ”Mutfakta rasladığım zamanki hırçınlığı biberdenmiş demek” diye düşündü. Kendi kendine ”Eğer ben Düşes olursam” dedi (bunu pek umarak söylememişti ama) ”mutfağımda biber miber […]

Alice harikalar diyarında / Kraliçe’nin kriket alanı

VIII. Kraliçe’nin kriket alanı Bahçeye girilen yerde büyük bir gül ağacı vardı. Gülleri beyazdı. Fakat üç bahçıvan harıl harıl onları kırmızıya boyuyorlardı. Alice, ”Amma da tuhaf şey!” diye düşündü, daha iyi seyretmek için bahçıvanlara yaklaştı, o sırada birinin şöyle dediğini duydu: ”Bana baksana Beşli! Üstüme boya sıçratıp durma!” Beşli ters ters: ”Ne yapayım” dedi, ”Yedili dirseğime […]

Alice harikalar diyarında / Deli işi bir çay toplantısı

VII. Deli işi bir çay toplantısı Evin önünde bir ağaç altına masa kurulmuştu; Şapkacı ile Mart Tavşanı da başına geçmiş çay içiyorlardı. Aralarında bir tarla sıçanı oturmuş derin derin düşünüyor, öbürleri de dirseklerini ona dayamışlar, başının üstünden konuşup duruyorlardı. Alice “Fare hiç de rahat olmasa gerek” diye düşündü “Neyse ki uykuda, bir şey duymaz.” Masa koskocamandı, […]

Alice harikalar diyarında / Domuzla biber

VI. Domuzla biber Bir iki dakika durdu, evi gözden geçirdi; acaba şimdi ne yapsam diye düşünürken ansızın korudan doğru koşa koşa gelen üniformalı bir uşak gözüktü. (Uşak olduğunu giyiminden anlamıştı; yoksa, yalnızca yüzüne bakarak karar verseydi balık derdi.) Uşak yumruklarıyla kapıya hızlı hızlı vurdu. Kapıyı tekerlek suratlı, kurbağa gibi patlak gözlü başka bir uşak açtı. […]

Alice harikalar diyarında / Bir tırtılın öğüdü

V. Bir tırtılın öğüdü Tırtıl ile Alice bir süre hiç ses çıkarmadan bakıştılar. Sonunda Tırtıl ağzından marpucu çıkardı; uykulu baygın bir sesle Alice’e “Sen kimsin?” diye sordu. İnsana konuşmak için cesaret verecek bir söz değildi bu. Alice oldukça çekinerek yanıtladı. “Vallahi efendim, şu sırada pek bilemiyorum. Bu sabah yataktan kalktığım zaman kim olduğumu biliyordum, ama […]