Şeker Gübresi

Bir tavan arası boşluğu, göze takılan, fareler bile girememiş içeri. Susmuş zamanından önce ağustos böcekleri. Kaleminin ucundaki tohumları görkemli ağacın, kalmış gölgesinden. Şeker gübresinde büyümüş biber, diğer biberin içinde. Yorulmuş parmakları, fazlaca alev almış odun ateşinde. Uyuyakalmış değer verdiği, sorgusunda düşüncelerin. Kaçmış uykusu diğerinin, farkında olunmamış bir dalışta. Tutacağını sanarak boşluktaki zamanı, kaldırmış elini yukarıya. […]

Nehir Rigel

Nehrin ardındaki dağların tepesinden geliyordu müzik, bir seyre dalış görkeminde, duyumsal şölen misali. İçinden çıkmış bir arı kovanı, vızıltılar petekleşmiş içinde, olmaması gereken bir yerde, yuva kurmuş kendine! Reddetmiş bedenini, kırıntıları kalmış bir yansımada o sivriliğin. Keskin değildi, görebildiği kadar gözlerin, etkisi kaçınılmaz olsa da sisli ormanın. Kesiyordu eteklerini en derinden yüzeye doğru. Doldurdu ciğerlerini, […]

Vicdan

Kelimeler mi tükendi, kulaklar mı tıkandı? Niçin bu suskunluk vicdanım? Bin umutla çağırıyorum adını her yanda, Haykırışlarım yorgun, Nihayetsiz dönüyor biçare adımlar. Yoksa kurudun Kara kışa mı karıştın? Buz kesen yüreklerde Senden ne bir haber ne bir iz var. Vicdan Emre Bağce Emre Bağce şiirleri

Nehrin Altındakiler

Tori nehri altında yaşarmış geçmişten kalma iki canlı türü, Nehrin altındakiler haberdarmış, üstünde ne olup bitiyorsa, Altındakilerin iyiliği, çarpışırdı yukarıdakilerin kötülüğüyle. Siu, en meraklılardan nehirden, yenik düşmüş birkaç kez, derinden alacaksa da yarayı. Geçmişten gelen, ama gelecekte olanın vahşiliğinden uzakta, düşünülenin aksine. İyi olan her şeyin inancı yok olmuş küçük bir kötülükte, yıkıcılığı mor içinde […]

Bayram

Âfâk bütün hande, cihan başka cihandır; Bayram ne kadar hoş, ne şetâretli zamandır! Bayramda güler çehre-i mâ’sûm-i sabâvet, Ümmîd çocuk sûret-i sâfında iyandır Her cebhede bir nûr-i mücerred lemeânda; Her dîdede bir rûh demâdem cevelândır. Âlâm-ı hayâtın iki kat büktüğü ecsâd Feyzindeki te’sîr ile âsûde revandır. Ferdâ-yı sükûn perveridir sâl-i cidâlin, Nevmîd düşen kalbe ümîd-âver-i […]

Dervişlik Dedikleri

Dervişlik dedikleri Hırka ile taç değil Gönlün derviş eyleyen Hırkaya muhtaç değil Hırkanın ne suçu var Sen yoluna varmazsan Vargıl yolunca yürü Er yolu kalmaç değil Dirsin Şeyh’in aşkına Yalın ayak başı açık Er var dirlik dirlikmiş Yalın ayak aç değil Durmuş marifet söyler Erene Yunus Emrem Yol eriyle yoldadır Yolsuza yoldaş değil   Yunus […]

Sabah olursa

Bu memlekette de bir gün sabah olursa, Haluk, Eğer bu memleketin sislenen alın yazısı Dirençli, dinç bir elin güçlü, canlılık verici Dokunmasındaki titremle silkinip, şu donuk, Şu paslanan yüzü halkın biraz gülerse… – O gün Ben ölmemiş bile olsam, hayata pek ölgün, Pek az ilişkim olur kuşkusuz; – o gün benden Ümidi kes; beni kötrüm […]

Kötülüğün Parıltısı

Kötülüğün Parıltısı –Yeryüzünde her zaman iyiliğe inanan az sayıdaki iyi insana ithaf edilmiştir– Bilirim bu topraklarda Hayli uzun bir zamandır Kötülük yayılır durur. Esamesi mi okunur İyiliğin bir başına, Kötülüğün parıltısı Debdebesi karşısında? Kime sorsan, hep iyidir Sureti haktan görünür, Tonla alınır satılır Kötülük halde, pazarda. İyilik mi? –Gariptir, Kimsesizdir şu alemde. Ne arayan soran olur, […]

Çürük Yapıştırıcılar

Yakıcı güneşin soğukluğunda, Çalılıkların arasından yüzeye çıktı görkemli balina. Dans etmek için büzüşmüş organlarınla. Öldürdüm kendimi dedi, yeniden doğmak için. Suladı kurak kalmış bedenini, tahmin edilemez bir yağmurla. Yavaş yavaş yükseldi dans ederek, gecenin yarım kalmış karanlığında. Zaman dedi, benim. Üzerine oturmuş, onunla alay edermişçesine yakaladığını sandığı, önceden kalma çürük bir yapıştırıcıyla. Ve yoluna devam […]