Kavgadan fırsat çıkarmak…

Ahmet ve Mustafa, küçük bir kasabada yaşayan ortaokul öğrencisiydi.

Bir gün sudan bir sebepten dolayı sınıfta tartıştılar. O bahaneyle, kendilerini izleyen kızlara hava atmak için birbirlerine tehditler savurdular:

-Teneffüse çıkınca görüşürüz oğlum!

-Tamam lan, senden korkan senin gibi olsun!

Yarım saat sonra çıktılar. İkisinin de yanında üçer destekçisi vardı. Birbirlerine gaz vermeye başladılar. Ahmet’in yanındaki Kasım atladı:

-İki yumrukluk canları var. Tek başıma döverim onları.

Ali itiraz etti:

-Tamam oğlum ama burası okul. Disipline gönderirler. Zaten dersler kötü. Babam mahveder beni. Bence bunları akşam, tenhada kıstıralım.

Ahmet, zayıf uzun bir çocuktu. Mustafa ise kısa ve tıknaz. İkisinin de dersleri çok iyi sayılmazdı. Haylazlıkta birbirleriyle yarışıyorlardı. Onların derste başlayan küçük atışmaları, iki gün içinde çocukların mahalle kavgasına dönüştü. İnönü mahallesinin veletleri Mustafa’nın, Selçuk mahallesininki ise Ahmet’in arkasındaydı. Cuma akşamına büyük kapışma için randevu verildi. Yellibel’de kozlarını paylaşacaklardı. Okul çıkışında harbe hazırlanıldı. Elma ağaçlarından sopalar, vişne dallarından sapanlar yapıldı. Zincirler bulundu, mınçıkalar gerildi. Okul da ikiye bölünmüştü. Tarafların, ortak dostları kalmadığı için birbirlerinin kuvvetleri hakkında bilgi edinemiyorlardı. Ancak Mustafa’nın büyük bir destekçisi vardı: Deli Kadir! Askerden yeni gelmişti Kadir. Karanlık basınca mahallenin çocuklarını etrafına topladı, bir komutan edasıyla zafer kazanmanın taktiklerini anlattı. Zaten, Yellibel fikri de ondan çıkmıştı. “Bu işler mahalle arasında olmaz, uzağa gideceksiniz” demiş, çocukları sokaktan uzaklaştırmıştı.

Cuma gecesi geldi çattı. Veletler, kasabalıyı kıllandırmadan, karanlık sokaklardan birer ikişer buluşma yerine hareket etti.

Rüzgâr sert, sözler sert, gözler korkuluydu. Arkalarına 20’şer arkadaşını almış iki çocuk da birbirlerine keskin bakışlar atıyordu.

Birden bir gürültü koptu. Evinin yukarısındaki kavgadan haberdar olan Havva Teyze, kaptığı kürekle çocukların arasına bağıra çağıra daldı.

-Ulen eşşeoğulları ne bu haliniz? Dağılın bakem!

Kimsenin gıkı çıkmadı. Teyze sesinin tonunu düşürdü ve azar, yerini nasihate bıraktı:

-Ne vakit büyüdünüz de birbirinize giriyonuz bööle. Ulen Mıstık gel len buraya, sarıl bakim arkadaşına. Ayıp değil mi yaptığınız?

Öfkeleri yatışan çocuklar, sulhun huzuruyla şakalaşarak evlerinin yolunu tuttu.

Asıl kıyamet ise sabah koptu! Zira, çocukları fitleyip Yellibel’e gönderen Deli Kadir, o gece Fatma kızı kaçırmıştı.

Uyanık aşık, kızın kardeşleri evde olmadığı, haliyle babalarına haber veremeyeceği için gizli planını rahatla uygulamaya koymuştu.

***Kardeş kavgası kardeş kavgası

Orta okulda yaşadığımız bu küçük; ama bize büyük bir ders veren hatırayı zaman zaman düşünür gülerim.

Onun için kardeş/arkadaş kavgalardan çok korkarım ben. Zira millet birbirine düşerken birileri kesin bir şeyleri götürüyordur.

 

Yorum Yazın