Konuşulmayan Ülke

Bir zamanlar sayısı belli olmayan yaşamların olduğu bir gezegendi, bizim yaşadığımızdan farklı değildi aslında geçmişte, sonrasında ise tamamen sessizliğe bürünülen bir yer. Yalnız ne zaman gidileceği belli değildi, tamamen oraya ait olmak kastedilen. Gidiş yolu belliydi lakin. Konuşulmayan ülkeyi ziyaret edebilirdiniz ara sıra, yalnız bunun çok hoşunuza gideceğini sanmıyorum. Görev bilincinin bulaştığı hiçbir bedeni kabul etmeyen bir yer ve tüm o huzursuzluğa katlanabilirseniz, neden olmasın. Bugüne kadar konuşup konuşup da elde edemediğiniz şeyleri susarak edemeyecektiniz. Henüz oraya ait değildiniz ama bir gün, belli olmayan bir zaman dilimi içinde gerçekleşecekti. Bu konuşabildiğiniz hiçbir an aklına getirmediğiniz bir gerçeklikti, bir ülkeden diğerine fakat sessizlikten öte bir şey barındırmayan, tek fark buydu. Yeterince konuşulmuştu her şey, ama yeteri kadar yaşanmışlık olmasa da kimine göre. Merakınız yüksekti, bilinmeyene her zaman olduğu gibi, aynı zamanda korkutucu olduğundan ötürü bundan kaçınarak.

Konuşulmayan ülkede iyi bir çaba da artık sonuç vermeyecekti bu oranın karamsarlığı değil aksine gerçekçiliğiydi. Kurumuş bir çiçek ve içten gelen derin bir sulama arzusu, hayır, canlandırmayacaktı, bu sefer değil. Bir şeyi değiştiremeyecek olanın verdiği huzursuzluk ve bununla beraber gelen, her yerinizi sarıp sarmalayan o kaygı hissi gittiğinizde hissedeceğiniz tek şey olabilirdi. Ama insan, bunu da yaşamalıydı, diğerinin çözümüne ulaşmak adına. Bazı özel durumlar dışında, insanlara iletişimi veren ya da bunu alan bir gerçeklikle arada yüzleşmeli, istemeden de olsa. Çünkü her şey , her türden hikayenin içinde gerçekliğini yansıtıyordu. Görmek isterseniz ve zamanında işitmek buna sahip olabilirsiniz.

Tüm kötü duygular ve iyi geçmişten gelen
İki ülkenin, iki yüzünde resmedildi
Duyulabilecek bir sesteydi önceleri tüm hikayeler,
Söndü, zamansız çıkan rüzgardaki mum
Ne ses kaldı geriye ne de ışık
Hayıflandı varlıklar, her an hatırlamaya çalışarak unuttukları her şeyi
Zaman hatırlanmaya değer kılmıştı ilk kez gerçeklikle, düşü.
Ve bir şey yapmak adına,
ya çok geç ya da çok erkendi, gerçekleştikten sonra çarpışma.

Konuşulmayan Ülke
Gizem Karagüzel

Yorum Yazın