Küreselleşme, Kamusal İletişim ve Demokrasi

İçerisinde bulunulan zaman boyutunu anlamlandırmada anahtar bir kavram olarak işlev gören küreselleşme sürecinin önemli bir boyutunu imleyen iletişim devrimiyle verili sosyo-politik anlam evreninin yeniden üretimi farklı alanlara kaymış gözükmektedir.

Web 2.0 teknolojileriyle kullanıcıların katılımına imkan vererek çift yönlü bir nitelik kazanan internet üzerindeki portallardan oluşan yeni medya, bu bağlamda, geçmişin mekansallık tasavvuru dâhilinde tanımlanan kamusallık algısının yeni mecrası olmaklığını teşkil etmektedir. Facebook, twitter, youtube vb. gibi yeni medya kuruluşlarının dolayımıyla gencinden yaşlısına, fakirinden zenginine, birçok faklı kimlik grubundan insan bireysel ve toplumsal yaşantılarına dair duygu ve düşüncelerini özgürce paylaşabilmekte, taşıyıcısı olduğu ya da taşımak istediği kimliği ifade edebilmektedir. Öte yandan, sosyal mecra düzleminde yeniden üretimini gerçekleştiren kamusallığın sibernetik bir karakter kazanmışlığı, anlamını iletişimsel bir doğayı barındırmasında bulan demokrasinin konsolidasyonuna ket vurma potansiyeli de taşımaktadır. Sosyal medya aracılığıyla oluşan kamusallık biçimlerinin toplumsal müzakere düzeneklerini sürdürülebilir kılacak söylem etiğini parçalamasının neden olduğu bu durum siyasal olanı bir güç mücadelesine indirgemektedir. Diyalojik süreçlerin oluşturduğu ortak anlam evreni kaybolmakta, Aristo’cu anlamıyla “en üstün insani eylem” olarak nitelendirilebilecek siyaset, iktidarı ele geçirme yarışındaki farklı görüşlerin savaşımına dönüşmektedir. Böylelikle, ortak iyi üzerine uzlaşma şansı azalarak aynı mekanı paylaşmaktan doğan toplumsal biraradalığa dair ethos yıkıma uğramaktadır.

Yorum Yazın