Macbeth / Birinci perdenin devamı

BİRİNCİ PERDE

SAHNE IV

Fores. Sarayda bir oda.

Borazan çalar, Duncan, Malcolm, Donalbain, Lenox ve hizmetliler girer.

Duncan – Cawdor idam edilmiş mi? Bu işle görevlendirilenler daha dönmediler mi?

Malcolm – Daha dönmediler, hükümdarım; ama, onu ölürken gören biriyle görüştüm; anlattığına göre, yaptığı hainlikleri açıkça itiraf etmiş, siz efendimizin onu bağışlaması için yalvarmış, çok pişmanlık duyduğu görülüyormuş. Yaşamda hiçbir şey ona bu yaşamdan ayrılışı kadar yakışmamış. Ölümüne uzun uzun hazırlanmış bir insan gibi ölmüş. Sahip olduğu en değerli şeyi sanki değersiz bir oyuncakmış gibi atıp gitmiş.

Duncan – Zihnin neler kurduğunu insanın yüzünden anlayacak hiçbir sanat yok. Kendisine sarsılmaz bir güvenle dayandığım bir beydi…

(Macbeth, Banquo, Rosse ve Angus girerler).

Ah benim çok değerli amca oğlum! Daha az önce, iyilik bilmezlik günahının ağır yükü altında eziliyordum. Sen o kadar yükseklerdesin ki armağanlar kanat bile taksalar sana erişemiyor. Ne olurdu daha az şeyi hak etseydin de seninle ödeşebilecek güçte olsaydım. Ama şimdi bana bir şunu söylemek kalıyor: Ne verilirse verilsin yine sen alacaklısın. Sana borcumuzu ödeyemeyiz.

Macbeth – Size bağlılık benim boynumun borcudur. Yerine getirilmekle kendini öder. Siz efendimiz bizden bağlılığımızı kabul edin, yeter. Bizler tahtınızın, devletinizin çocukları, hizmetlileriyiz; yaptığımız, yapmak zorunda olduklarımızdır; bunlar size duyduğumuz sevgi ve saygıyla yapılmıştır.

Duncan – Hoş geldin, yerin yüreğimdedir: Orada seni daha da büyütmeye çalışacağım. Soylu Banquo, senin hak ettiğin değerin de, hak ettiğin armağan da daha az değil. Gel seni kucaklayıp bağrıma basayım.

Banquo – Orada kök salarsam meyvesi sizindir.

Duncan – Coşup taşan, gemlenemez sevincim kendini göz yaşlarıyla saklamaya çalışıyor. Oğullar, yakınlar, İskoç soyluları! Yeri tahtımızın yanı başı olanlar! Hepiniz de bilin ki devleti en büyük oğlumuz Malcolm’a bırakacağız; kendisine bundan böyle Cumberland Prensi adını veriyoruz. Bu onur yalnızca ona verilip yoldaşsız kalmayacak; hak edenlerin hepsinin üstünde soyluluk nişanı yıldızlar gibi parlayacak. Buradan Inverness’e gidelim, daha yakından bağlanalım birbirimize.

Macbeth – Sizin için hizmet etmiyorsak, dinlenmek yorulmak demektir. Ben kendim habercilik edip karıma gelişinizi müjdeleyeceğim. Bunun için, saygıyla izninizi istiyorum.

Duncan – Benim değerli Cawdorum!

Macbeth – (Kendi kendine.) Cumberland Prensi ha! Bu basamağın ya önünde kapaklanmam, yahut üstünden aşmam gerek çünkü yolumu kapıyor. Yıldızlar ateşinizi gizleyin! Işık benim o kapkara isteklerimi görmesin. Göz, eli görmezlikten gelsin, ama yine de, gözün bakmaya korkacağı o iş gerçekleşsin.

(Çıkar.)

Duncan – Haklısın, değerli Banquo, o çok yiğit bir adam. Ona yapılan övgüler beni mutluluğa boğuyor. Bizi karşılamak için bizden önce yola çıktı. Peşinden gidelim. Eşi bulunmaz bir akraba!

(Borazanlar çalar, çıkarlar.)

SAHNE V

Inverness, Macbeth’in şatosunda bir oda.

Bir mektup okuyarak Lady Macbeth girer.

Lady Macbeth – “Cadılar zafer günü karşıma çıktılar; ölümlülerin bilgisinden üstün bilgileri olduğunu anladım. Onlara daha başka şeyler de sormak için yanıp tutuşuyordum ama havada kaybolup gittiler. Ben şaşkınlıktan dona kalmış dururken kraldan haberciler geldi, beni Cawdor Beyi diye selamladılar. O cadılar da beni bu unvanla selamlamışlar, ilerisi için de bana ‘Selam, geleceğin kralı!’ demişlerdi. Şan ve şerefte benim en sevgili ortağım, bunu hemen haber vermek istedim, sana sözü verilen şerefli gelecekten habersiz olup sevinmekten yoksun kalmayasın diye. Bunu yüreğinde tut ve hoşçakal!” Hem Glamissin, hem Cawdor; sana söz verilen şey de olacaksın. Ama kişiliğinden korkuyorum: En kestirme yolu tutamayacak kadar insanlık sütüyle beslenmişsin. Yükselmek istiyorsun, içinde tutku yok değil; ama onunla birlikte bulunması gereken kötülük eksik. Gönlünün çektiği yüksekliğe günah işlemeden erişmek istiyorsun; sahtekârlık yapmak istemiyorsun, ama hakkın olmayan yere de sahip olmak istiyorsun. Büyük Glamis, gönlün sana “Dilediğine erişmek istiyorsan böyle yapmalısın; yapmaktan korktuğun, ama yapılmadan bırakılmasını istemediğin şeyi yapmalısın!” diye haykıran sesten yana. Çabuk buraya gel de bütün gücüm söz olup kulaklarına aksın. Senin yazgın olan ve olağanüstü güçlerin de başına geçirmeye yardım ettikleri altın çelenkle arana giren bütün engelleri, dilimin gözüpekliği bir bir devirsin.

(Bir haberci girer.)

Haberci – Kral bu gece buraya geliyor.

Lady Macbeth – Çıldırmışsın sen. Efendim onun yanında değil mi? Geliyor olsa, hazırlanalım diye haber verirdi.

Haberci – Doğru söylüyorum. Efendimiz geliyor; yalnızca arkadaşlarımdan biri ondan çabuk davranmış, geldiği zaman soluğu öyle kesilmişti ki, bu haberden daha fazla bir şey söyleyemedi.

Lady Macbeth – Ona iyi bakın, büyük haber getirdi.

(Haberci çıkar.)

Duncan’ın hisarlarımızdan içeri girişini, uğursuz haykırışlarıyla haber veren kuzgunun bile sesi kısılmış. Kanlı isteklere hizmet eden ruhlar! Gelin beni burada kadınlığımdan sıyırın, tepeden tırnağa, baştan aşağa kıyıcılıkların en korkuncuyla doldurun! Kanımı dondurun, acımanın yolunu tıkayın ki, geçmesin de zaman zaman göndereceği pişmanlık, korkunç kararımı sarsmasın, sonuyla onun arasına girmesin. Ey cinayet elçileri, görünmez cisimlerinizle her nerede hangi varlığa zarar vermeye bakıyorsanız bırakın da buraya, şu kadın göğsüne gelin, sütümü zehire çevirin! Gel karanlık gece, cehennemin en koyu dumanına bürünerek gel ki keskin bıçağım açtığı yarayı görmesin; gök de karanlığı aralayıp bakarak, “Dur! Dur!” diye bağırmasın.

(Macbeth girer.)

Ulu Glamis! Değerli Cawdor! Gelecekteki şanla her ikisinden de ulu olan Macbeth! Mektupların beni hiçbir şeyden habersiz yaşadığım bugünden alıp yarına götürdü. Şimdi bu anın içinde geleceği duyuyorum.

Macbeth – Benim canım sevgilim, bu gece Duncan buraya geliyor.

Lady Macbeth – Sonra ne zaman gidiyor?

Macbeth – Yarın, niyeti öyle.

Lady Macbeth – Hayır! Öyle bir yarını güneş görmeyecek! Yüzünüz, soylu efendim, bir kitap gibidir, onda insanlar garip şeyler okuyabilirler. Zamanı aldatmak için zaman gibi gözükün; gözünüz, eliniz, diliniz hoş geldin desin. Görünüşünüz günahsız bir çiçek olsun, siz onda gizlenen bir yılan. Gelenler için hazırlıklı olmalıyız. Bu gecenin büyük işini bana bırakın. Bu büyük iş, gelecekteki bütün gecelerimize, bütün günlerimize erkin gücünü kazandıracaktır.

Macbeth – Bunu sonra görüşürüz.

Lady Macbeth – Yalnızca siz rahat görünün, yüzün değişmesi, korkmak demektir. Gerisini bana bırakın.

(Çıkarlar.)

SAHNE VI

Inverness. Şatonun önü.

Obualar çalar, meşaleler gözükür. Duncan, Malcolm, Donalbain, Banquo, Lenox, Macduff, Rosse, Angus ve hizmetliler girerler.

Duncan – Bu şatonun yeri ne güzel; havası insana ne tatlı, ne hafif geliyor!

Banquo – Şu yaz konuğu, yapılardan ayrılmayan kırlangıcın, sevgili yuvasını burada kurması, gökyüzünün soluğunun ne kadar hoş koktuğunu gösteriyor. Hiçbir çıkıntı, hiçbir saçak, hiçbir payanda, hiçbir uygun köşe yok ki, bu kuş oraya yuvasını asıp yavrularının beşiğini kurmuş olmasın. Dikkat ettim, onlar en çok nerelere geliyorsa, nerelerde yuva yapıyorlarsa, oraların havası çok güzel oluyor.

(Lady Macbeth girer.)

Duncan – Bakın, bakın! Saygıdeğer ev sahibimiz… Peşimizi bırakmayan sevgi, bazen bize elem verir, yük olur, ama yine de ona sevgidir diye şükrederiz. Bunu size şunun için söylüyorum, sizde, katlandığınız sıkıntılara karşılık şükredecek, size yük olduğumuz için bize teşekkür edeceksiniz.

Lady Macbeth – Gördüğümüz bütün hizmetler, noktası noktasına iki kez görülse, sonra iki kez daha yinelense gene de siz efendimizin evimize yağdırdığınız onurların büyüklüğü karşısında çok zavallı, çok aciz kalır. Eski, yeni verdiğiniz her şey ve tüm iyilikleriniz için dünyadan elimizi eteğimizi çekip yaşamımızın sonuna kadar size dua etsek yeridir.

Duncan – Cawdor Beyi nerede? Ardından dolu dizgin geldik, onun öncüsü olmayı istiyorduk. Ama iyi binici; mahmuzu kadar keskin olan büyük sevgisi de ona yardım etti, evine bizden önce ulaştı. Güzel ve soylu ev sahibimiz, bu gece konuğunuzuz..

Lady Macbeth – Biz hizmetlileriniz, buyruğumuzda çalışanları, canımızı, varımızı yoğumuzu, efendimiz dilediği anda hesabını vermek ve ona teslim etmek üzere ödünç olarak saklıyoruz.

Duncan – Elinizi verin, beni efendinize götürün. Kendisini çok seviyoruz, ona vereceklerimiz daha bitmedi. İzninizle ev sahibimiz.

(Çıkarlar.)

SAHNE VII

Inverness. Şatoda bir oda.

Macbeth girer.

Macbeth – Yapmakla olup bitseydi, bu işi bir an önce yapardım. Eğer cinayet başarıyla sonuçlanabilse, bir vuruşta sonuna erişilebilse işin, şuracıkta zamanın şu sığlık kıyısında öbür dünyayı gözden çıkarırdık. Ama bu işlerin hesabını bu dünyada vermeye başlıyoruz: kanlı dersler öğretiyoruz, sonra, bunlar, dönüp öğretenin başına bela kesiliyor; tanrısal adalet içine zehir koyduğumuz kadehi kendi dudaklarımıza sunuyor. Adam burada iki kat güvenlikte: bir kez, ben onun akrabasıyım, hem de uyruğu; bunların ikisi de cinayetin işlenmemesi için gerekli nedenler. Sonra, ev sahibi olarak, değil kendi elimle bıçağı saplamak, onun katiline kapıyı açmamam gerek. Üstelik Duncan gücünü öyle tatlılıkla kullandı, büyük görevini öyle eksiksiz gördü ki onun bu iyilikleri melekler gibi seslerini en yükseğe ulaştırıp ilençleyecektir bu ölümü. Acıma da, yeni doğmuş bir çocuk gibi çırçıplak, kasırganın yelelerinde ya da gökyüzünün küçük melekleri gibi, görünmez soylu atlar üstünde bu korkunç cinayeti her göze üfleyecek; böylece de göz yaşları rüzgârları bastıracaktır. Niyetimin sağrılarını dürtecek mahmuzum yok; yalnızca atın üstüne sıçramaya kalkan tutkum var ki, o da gereğinden fazla sıçrayıp öbür yana düşüyor.

(Lady Macbeth girer.)

Ne o! Ne haber?

Lady Macbeth – Neredeyse yemekten kalkacak. Odadan niye çıktınız?

Macbeth – Beni aradı mı?

Lady Macbeth – Bilmiyor musunuz, aradı elbet.

Macbeth – Bu işte daha ileri gitmeyelim. Beni daha yeni ödüllendirdi; üstelik her sınıf halkın değerli sevgisini de kazandırdı. Bunlar pırıl pırıl, yeniyken giyilecek şeyler, o kadar çabuk bir yana atılacak şeyler değil.

Lady Macbeth – Öyleyse kuşandığınız umut, sarhoş muydu? O zamandan bu yana uyudu da şimdi, o kadar gözüpekçe kurduğu düşten korkup uyanıyor. Bundan sonra senin sevgini böyle bileceğim. Dileğinin gerçekleşmesi için yiğitlik gerekiyor. Böyle olmaktan korkuyor musun? Hem yaşamında çok önemli olacak bir şeye sahip olmak isteyeceksin, hem de korkak olacaksın. Atasözündeki, balık yemek isteyen ancak ayaklarını ıslatmaktan korkan zavallı kedi gibi isteği korkuya köle etmek mi istiyorsun?

Macbeth – Ne olur yeter! Bir erkeğe yaraşan her şeyi yapmayı göze alırım; ama daha fazlasını göze almak erkeklik değildir.

Lady Macbeth – Öyleyse kalkıştığınız bu işi bana haber vermeye sizi zorlayan hangi canavardı? O işi yapmayı göze aldığınız zaman, işte asıl o zaman erkektiniz; erdiğinizden daha fazlasına ermek için daha çok erkeklik göstermeye hazırdınız. O sırada ne zaman uygundu, ne de yer; ama siz ikisini de yaratmaya bakıyordunuz. Onlar kendiliğinden oldu, fakat bu durum sizi, siz olmaktan çıkarttı. Çocuk büyüttüm; insanın meme verdiği yavruya sevgisi ne kadar sevecenlikle doludur biliyorum; ama sizin bu iş için içtiğiniz ant gibi bir ant içmiş olsaydım daha dişleri çıkmamış ağzından memenin başını çeker de onun beynini dağıtırdım.

Macbeth – Ya başaramazsak…

Lady Macbeth – Başaramazsak mı? Sen sadece gözüpekliğini gergin tut, bak nasıl başarırız. Duncan uykuya dalınca – zaten bütün gün süren yolculuktan yorgun düştüğü için derin bir uykuya dalacaktır – iki oda uşağını öylesine içkiye boğarım ki, beynin bekçisi olan bellek dumana dönüşür, aklın saklandığı kap da boş bir imbik olur. Onlar körkütük sarhoş, ölü domuzlar gibi uyurken kalkansız kalan Duncan’a seninle biz ne isteyip de yapamayız ki? Korkunç cinayeti de sarhoş adamlarına yükleriz.

Macbeth – Sen yalnızca erkek çocuk doğur! Çünkü senin korku nedir bilmeyen hamurundan yalnızca erkek ruhlar yoğrulmalı. Odasındaki o iki uyuntunun üstlerini kana bular ve onların hançerlerini kullanırsak işi onların yaptığına herkes kolaylıkla inanır.

Lady Macbeth – Ölümü üzerine biz acı cığlıklarıyla haykırınca, kim başka türlü düşünmek cesaretini gösterir ki?

Macbeth – Kararımı verdim. Bedenimde ne kadar güç varsa, hepsini bu işe koşacağım. Hadi gidelim, en tatlı bir yüz takınarak zamanla alay edelim. Yalancı gönlün bildiğini, yalancı yüzle gizlemek gerek.

Devam edecek…

Çeviren: Orhan Burian

Macbeth kitap
Macbeth
William Shakespeare
William Shakespeare hayatı
William Shakespeare oyunları

Yorum Yazın