Muliyan Irmağı’nın Kokusu

Muliyan Irmağı’nın kokusu geliyor.
Şefkatli sevgili aklıma geliyor.

Amuy Irmağı’nın taşları ve onun sert yolu,
Ayağımın altında bir ipek elbise gibidir.

Ceyhun suyu sevgiliyi görme mutluluğundan,
Atımızın beline kadar yükseliyor.

Ey Buhara! Şad ol ve çok yaşa.
Emir mutlu olarak sana doğru geliyor.

Emir ay ve Buhara da gökyüzüdür.
Ay gökyüzüne doğru geliyor.

Emir selvi ve Buhara da bostandır.
Servi bostana doğru geliyor.

Hazineye zarar verse de her ne kadar,
Yine de aferin ve övgüde fayda var.

Rudekî Semerkandî
Çeviren: Muhammed Çelik

Rûdekî Semerkandî nam-ı diğerle Fars şiirinin babasının Muliyan Irmağı’nın Kokusu adlı şiirinin hikayesini Nizamî Arûzî, Çehâr Mekâle’sinde şu şekilde bize aktarır:

Nasr bin Ahmet kış mevsiminde başkent Buhara’da ikamet ederdi ve yazın ise Semerkant ya da Horasan şehirlerinden birine giderdi. Bir yıl da sıra Herat’a gelmişti; bahar mevsiminde Badğis’e gitmişti ki bu şehir Horasan ve Irak otlaklarından en yemyeşil olanıdır… Hayvanlar bahar mevsiminde iyice otlanınca ve karınlarını doyurunca… Nasr bin Ahmet, Herat’a doğru yola çıktı ve şehirde, Marğ Sepid’de çadırını kurdu. Bahar mevsimiydi… Orada ordu istirahat etti, dinlendi… Bahar ve yaz mevsimlerini bütün ömürleri adına layıkıyla gören bir ordu… Sonbahar mevsimi geldiğinde üzüm şiresi yetişti, olgunlaştı… Gençlik nimetlerinden tat aldılar… Sonbahar uzun sürdü ve havalar da soğumadı… Emir Nasr bin Ahmet sonbahar mevsimi ve onun meyvelerini görünce çok mutlu oldu. Kış mevsiminde orada ikamet etti…

Bahar olduğunda atları Badğis’e gönderdiler ve orduyu da iki ırmak arasında bulunan Malen’e götürdüler. Yaz olduğunda ise meyveler yetişti ve Emir Nasr bin Ahmet şöyle dedi: “Yazın nereye gidelim ki sonbahar mevsiminde gitmek için buradan daha güzel bir yer yoktur.” Sonbahar mevsimi geldiğinde ise şöyle dedi: “Sonbaharda Herat’a gidelim ve (sonra oradan) gideriz.” Mevsimler mevsimleri takip etti taki bu şekilde dört yıl geçti çünkü Samaniler devleti en güçlü dönemindeydi, dünya abad, padişah düşmansız, ordu itaatkar, zaman müsait ve baht da talihliydi… Padişahı huzurlu bir şekilde gördüler, Herat’ın havası onun başında ve aşkı da onun gönlünde… Bunun sırrı olarak bu yaz da orada kalabileceğini düşündüler.

Bunun üzerine ordunun komutanları ve padişaha yakın önde gelen büyükler Ustad Ebû Abdullah-ul Rûdekî’nin yanına gittiler. Çünkü padişahın nedimeleri arasında ondan daha etkileyici ve daha sözü makbul olan hiç kimse yoktu. Dediler ki padişahın bu toprağı terketmesi için eğer bir sanat yaparsan (bir şiir yazarsan) karşılığında sana beş bin dinar vereceğiz. Çünkü gönüllerimiz çocuklarımızı özledi ve canımız da Buhara’yı görme iştiyakıyla tükenmektedir. Rûdekî kabul etti çünkü Emir’in nabzını elinde tutuyordu ve mizacını da biliyordu. Nesirle ona etki edemeyeceğinin farkındaydı. Nazıma yöneldi ve bir kaside yazdı. Emir’in sebuh (güneşin doğmasına yakınken içilen şarap) yaptığı bir zamanda geldi ve yerine oturdu. Mutrıplar sustuklarında o bir çeng alıp “Uşşak” perdesinde bu kasideyi okumaya başladı: “Muliyan Irmağı’nın kokusu geliyor”… Daha da çoşarak devam eder:

Emir servi ve Buhara da bustandır.

Servi bustana doğru geliyor.

Rûdekî bu beyite geldiğinde, Emir çok etkilendiği için süratle tahtından aşağıya indi ve ayakkabısız bir şekilde ata binip Buhara’ya doğru yöneldi. Öyle ki Emir’in ayakkabıları ve zırhını iki ferseng (yaklaşık 12 kilometre) onun arkasından götürdüler. Orada giyip Buhara’ya doğru yöneldi. Gemi Buhara’ya kadar hiç geri çekmedi.

 

بوی جوی مولیان آید همی

بوی جوی مولیان آید همی
یاد یار مهربان آید همی

ریگ آموی و درشتی راه او
زیر پایم پرنیان آید همی

آب جیحون از نشاط روی دوست
خنگ ما را تا میان آید همی

ای بخارا! شاد باش و دیر زی
میر زی تو شادمان آید همی

میر ماه است و بخارا آسمان
ماه سوی آسمان آید همی

میر سرو است و بخارا بوستان
سرو سوی بوستان آید همی

آفرین و مدح سود آید همی
گر به گنج اندر زیان آید همی

رودکی سمرقندی

Yorum Yazın