Müzik gurmeliği

Sokaktan geçen herhangi bir insan bilmediği bir albüm ya da müzisyen hakkında saatlerce atıp tutabilir. Bunu yaparken de egosundan güç alarak kendinden gayet emin bir tavır sergiler, ancak bu kişi sanatkarı ve albümü tanıyan kişi karşısında küçüldüğünün farkında değildir. İyi müzik yorumu yapmak en az müzik yapmak kadar zordur. İyi bir müzik yorumcusu olmak istiyorsanız hayatınızın her anını farklı alanlarda müzik yapan insanlara adamanız gerekiyor. Ancak çoğu toplumda olduğu gibi bizim toplumumuzda da müzik yorumu yapmak, siyaset yapmak gibi yanlış algılanıyor. İnsan kulaktan dolma bilgilerle bir işin ehli olamaz. Dünya üzerinde iyi müzik ve beste yapıp tanınmayan ve daha sonra gereken ilgiyi göremediği için piyasaya veda etmek zorunda kalan o kadar çok müzisyen var ki. Ancak bu o müzisyenlerin değil, kendini yorum yapmada usta sanan şahsiyetlerin suçu. Bu insanlar toplumda var oldukça piyasadan soyutlanan çoğu kaliteli müzisyen üretememeye devam edecek.

Ben müziğin evrensel olduğuna inanan insanlardan sadece biriyim. Doğu’dan Batı’ya her tını benim için kutsaldır. Çünkü her ses bize ait olduğu toplumun iç dünyasının kapılarını açar ve o tını kulağınızdan girip benliğinizi sardığı anda kendinizi o toplumun değerlerini algılamaya çalışırken bulursunuz. Gelelim gurmeliğe. Gurmelik yemeğin kıvamını, lezzetini ve içindeki malzemeyi anlayanlar için kullanılan bir terimdir. Gurmelik bir yetenektir. Herkes gurme olamaz. Zaten herkes gurme olabilseydi kötü yemek yapan ev hanımları ya da beyleri olmazdı. Çünkü yemeğin pişme gidişatını görebilen ve malzemesini ona göre ayarlayabilen insan tadına da hakimdir. Yemek yapmak aslında zor bir sanat değil. Yemek yaparken yağını, tuzunu dengeli ayarlayıp kıvamını tutturup emeğinizi görsel bir şölen halinde karşı tarafa sunarsanız ortaya harikulade bir menü çıkarabilirsiniz. Yani özetle bir iş zoraki yapılmamalı. İnsan, emeğini sevgisiyle sunmalı karşı tarafa ve onu yaşayarak alın terine dönüştürebilmeli.

Peki nedir bu müzik gurmeliği? Müzikle gurmeliğin ne alakası var? Aslında müzik ve gurmelik birbirleriyle zıt kavramlar değil. İyi müzik yapmak melodileri bir orgun ya da elektro aletin içine hapsederek güçlü bir sesle piyasaya sunmak değildir. İyi müzik enstrümanları teker teker konuşturup kaliteli bir sesle desteklemektir (yani ekip işidir). Tüm malzemeleri doğru miktarda kullanarak bir lezzet şöleni ortaya çıkarmaktır. Bu yemeğin tadına bakan gurmeyi de her lokmada kendinden geçirebilmelidir. Ancak çoğu insan elindeki bin bir çeşit malzemeyle iyi bir menü hazırlayanlara değil, aynı miktarda fakat ucuz malzemeyle yemek yapanlara önem veriyor. Yani bu şahısların amaçları sadece karınlarını doyurmaktan ibaret. Bu sebeptendir ki çoğu değerli sanatçı hak ettiği değeri göremeden piyasaya veda etmek zorunda kalıyor. Söyleyin bana kaç genç türkü dinliyor bu ülkede ya da özgün müzik diye bir müzik türünden haberleri var. Türkü ya da Türk Sanat Müziği eseri adı duyunca yüzünü ekşiten ve bu türleri dinleyenleri küçümseyen bir sürü insan gösterebilirim sizlere. Peki yüzünü ekşiten ve müzikten anladıklarını sananlar, sırf popüler olduğu için sözlerini bilmeden anlamadan yabancı parçalar dinleme nedenlerini bizlere nasıl açıklarlar? Ya da kaç kişi Okan Murat Öztürk, Melihat Gülses, Nida Ateş, Ezginin Günlüğü, Gülşen Kutlu, Erol Parlak, Muammer Ketencoğlu, Sumru Ağıryürüyen, İncesaz, Ahuzar gibi birçok grup ve müzisyenden haberdar? Müziğin kitabını yazmış bu alaylı insanları ne kadar tanıyorsunuz? Neden değerlerimize sahip çıkan ve ortaya çıkardıkları ürünlerle piyasada üst basamaklarda yer almayı hak eden bu değerli sanatkarlara toplumumuz gereken önemi vermiyor? Bu kadar mı kör yaşıyoruz? Bu kadar mı kulağımız tıkalı?

Tüm bu soruların cevapları olumsuzsa demek ki müzik dediğimiz şeyde gerçekten gurmelik var ve birçok değerli sanatçımızın iç piyasada varlığını sürdürememesi ya da eserleriyle yurtdışında popülerlik kazanması ülkemizdeki müzik gurmelerinin sayılarının bir hayli düşük olduğunu gösteriyor. Yani ülkemiz her alanda olduğu gibi müzikte de beyin göçü yaşıyor. Aslında bu yazdıklarımdan sonra fazla söze de gerek olmadığını düşünüyorum. Çünkü durum ortada. Ancak temennim müzik gurmelerinin sayısının artmasından yana. Geç olmadan ne kadar değerin farkına varırsak, o kadar fazla sayıda kaliteli sanatçının iç piyasada hayatını sürdürmesine izin vermiş oluruz. Onlar ürettikçe de bizler de işittiğimiz her tınıda kendimizden geçebiliriz.

Müzik gurmeliği Meltem Törün
Müzik Yazıları