Myanmar’da neler yaşandı?

Myanmar, Burma ya da Birmanya olarak da anılan, Bangladeş, Çin, Hindistan, Laos ve Tayland ile komşu olan, güneybatısı Hint Okyanusu üzerinde yer alan Bengal Körfezine açılan bir Güneydoğu Asya ülkesi. 676.578 kilometrekarelik bir yüzölçümüne ve 55 milyon nüfusa sahip olan ülke içerisinde nüfusun %89’u Budistlerden, %4’ü Hıristiyanlardan ve %4’ü Müslümanlardan oluşuyor.[1]

2012 yılının Haziran ayında, Müslüman nüfusa yönelik insan haklarına aykırı uygulamaların başlaması ve şiddetlenerek devam etmesi ile ülke, uluslararası kamuoyunun dikkatlerini üzerine çekmiştir. Aslında, ülkedeki Müslümanlara yönelik bu tür uygulamalar son birkaç yılı kapsamamaktadır. Zira olayların merkezindeki, ülkenin güneybatı sahillerinde yer alan Arakan eyaletinde yaşayan ve Rohingya olarak isimlendirilen Müslüman azınlık, uzun bir süredir Budist yönetimin zulmü ve baskısı altında yaşamaktadır.[2]

Arakan olayları, 3 Haziran 2012’de başkent Akyab’dan Maungdav şehrine gitmekte olan on Müslüman’ın Budist fanatiklerce katledilmesi ile başlamıştır. Bu saldırıya gerekçe olarak, 29 Mayıs 2012 tarihinde üç genç Müslüman’ın bir Budist kadına tecavüz edip öldürmeleri yer alsa da, ilgili haberin asılsız olduğu gerçeği sonradan gün yüzüne çıkmıştır.[3] 3 Haziran tarihindeki saldırının üzerine yüzlerce Müslüman bu saldırıyı protesto etmiştir.  Bu hareketi tehdit olarak gören Budist fanatikler ve Myanmar polisi de Müslümanlara saldırmış; birçok Müslüman yaralanmış ya da yaşamını yitirmiştir. Bütün Müslümanlara yönelik bir tavır geliştirilmesi sonucu, suçluları barındırdıkları gerekçesi ile yüzlerce Müslüman köyü ile cami ve medreseler ateşe verilerek yakılmıştır.[4]  Şiddeti artarak devam eden saldırılar, Arakan’da adeta bir etnik temizliğe dönüşmüş, yüzlerce kişi yaşamını yitirmiş ve binlerce kişi de evlerini terk etmek zorunda kalmıştır. Evlerini terk edenlerin büyük bir kısmı, komşu ülke Bangladeş’e geçmek istemişlerse de, Bangladeş tarafından kalabalık nüfus ve ekonomik sorunlar gibi nedenlerle kabul edilmemişler ve adeta iki ülke arasında kalıp yaşam mücadelesi vermeye başlamışlardır.[5]

Yaşananlara uluslararası kamuoyu sessiz kalmamış olsa da, çözüme yönelik etkin bir adım atılamamıştır. Bu noktada, özellikle Türkiye’nin gerek devlet kurumları, gerekse de çeşitli Sivil Toplum Kuruluşları vasıtasıyla Arakan Müslümanlarının yaralarını sarmak ve onların yalnız olmadıklarını göstermek için gereken insani desteği vermiş olduğu eklenmelidir. Buna rağmen, uluslararası alanda Myanmar’daki Müslüman nüfus yalnız kaldığı/bırakıldığı için Myanmar yönetiminin göz yumduğu Budist çetelerce gerçekleştirilen saldırılar devam etmektedir.

Aradan geçen bir yılın ardından, Mayıs ayının son günlerinde ülkedeki cami, Müslümanlara ait yetimhane ve evlerin ateşe verildiği haberleri görülmeye ve duyulmaya başlanmıştır.[6] Saldırıların gerekçesi, 29 Mayıs 2012 tarihine dayandırılan iddiayı hatırlatmaktadır. Zira iddialara göre Çin sınırına yakın Şan eyaletinin Laşio kasabasında 48 yaşındaki Müslüman bir adam, 24 yaşındaki Budist kadının üzerine benzin döküp yakmıştır.[7] Budistler de intikam almak amacıyla kasabadaki cami, Müslümanlara ait yetimhane ve evleri ateşe vermişlerdir. Yine, yaşananlara uluslararası alanda sözlü olarak tepkiler gelmiş olsa da, çatışmaların durması bir yana şiddetinin her geçen gün arttığı görülmektedir. Ayrıca dikkat çekici olan bir diğer husus ise, Myanmar yetkililerinin Arakan eyaletinde çocuk doğumuna sınırlama getirmiş olmalarıdır. Buna göre, bölgede yaşayan aileler artık sadece iki çocuğa sahip olabileceklerdir.[8] Karar, aynı zamanda Müslüman nüfusun yoğun olduğu Buthidaung ve Maungdawiki adlı iki kentte de uygulanacaktır.[9] Temel insan haklarına aykırı bu karar, Myanmar yönetimine göre yaşanan etnik çatışmayı azaltacaktır. Yani, çözüm adeta Müslüman nüfusun yok edilmesinde görülmekte ve bunun için gereken her türlü hamle hiçbir insani faktör gözetilmeksizin hayata geçirilmektedir.

Sadece son bir yıldır şahit olunduğu üzere, yaşananların “yanlış olduğu” yönündeki beyanatlarla, olayların son bulmayacağı bir gerçektir. Bunun için, öncelikle Myanmar’daki Müslüman nüfusa kulak vermek ve yaşatılan mezalimi görmek ve en nihayetinde zulme ortak olmamak gerekmektedir.


[1] https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/geos/bm.html

[2]Oğuzhan Yanarışık, Myanmar’daki Müslüman Soykırımına Sessiz Kalamayız, 23.07.2012, http://akademikperspektif.com/2012/07/23/myanmardaki-musluman-soykirimina-sessiz-kalamayiz/ (Erişim: 29.05.2013)

[3] “Arakan’daki Vahşetin Bahanesi Bir Yalan Haber”, 31.07.2012, http://www.samanyoluhaber.com/dunya/Arakandaki-vahsetin-bahanesi-bakin-neymis/807680/ (Erişim: 29.05.2013)

[4] İnsani Yardım Vakfı, Arakan Raporu, Temmuz 2012, http://www.ihh.org.tr/uploads/2012/arakanraporu2012.pdf, s. 16. (Erişim: 30.05.2013)

[5] “Arakan’ın Arada Kalan Müslümanları”, 25.07.2012, http://www.sabah.com.tr/Dunya/2012/07/25/arakanin-arada-kalan-muslumanlari (Erişim: 30.05.2013)

[6] “Myanmar’da Şiddet Tırmanıyor”, 29.05.2013, http://www.radikal.com.tr/dunya/myanmarda_siddet_tirmaniyor-1135471 (Erişim: 31.05.2013)

[7] “Myanmar’da Şiddete Karşı Şiddet”, 30.05.2013, http://www.hurriyet.com.tr/planet/23395839.asp (Erişim: 31.05.2013)

[8] “Myanmar’da Müslümanlara Çocuk Sınırlaması”, 28.05.2013, http://turkish.ruvr.ru/2013_05_28/myanmarda-muslumanlara-cocuk-sinirlamasi/ (Erişim: 30.05.2013)

[9] “Myanmar’da Müslümanlara İki Çocuk Sınırlaması”, 27.05.2013, http://dunya.bugun.com.tr/tepkiler-cig-gibi–haberi/642325 (Erişim: 31.05.2013)

Yorum Yazın