O eski hücreye benzer ki

 

O eski hücreye benzer ki

Güneş ışığına kapanmış bütün pencereleri
Öyle bir odaya benzer ömrümün kederi

Karamsarlık ve yokluk tozu sinmiş orada renklere
Umutla istek bırakılmış susup unutmaya

Bütün duygu bahçelerinden toplanan o çiçekler
Uyur sırça mezarlarda bahardan umudu kesmiş.

Bu pembe gül, bu karanfil ağır ağır erimiş
Üzerlerinde değiştikçe her üzüntülü kış.

Ocak yıkık ve boş, lamba kimsesiz, kör,
Bu hasta susuş hüzünle yalnızlığı anımsatır.

Soluk duvara asılmış, durur sıkıntıya boğulmuş
O çehreler ki uyur gözlerinde eski hayâl…

O eski odaya benzer ki ömrümün kederi
Çekilmiş teselli ufkuna karşı perdeleri…

***Şiirin aslı***

O eski hücreye benzer ki

Ziyâ-yı şemse kapanmış bütün derîçeleri
Bir öyle hücreye benzer ki ömrümün kederi

Gubâr-ı ye’s ü fenâ sinmiş orda elvâna
Emel, heves bırakılmış sükût u nisyâna,

Bütün hadâyık-ı histen o toplanan ezhâr
Uyur mekaabir-i mînâda bî-ümîd-i bahâr.

Bu penbe gül, bu karanfil ağır ağır erimiş
Üzerlerinde değiştikçe her mükedder kış.

Ocak harâbu tehî, lambâ kimsesiz, a’mâ,
Bu samt-ı haste eder hüzn ü uzleti îmâ.

Soluk cidâra asılmış, durur garîk-i melâl
O çehreler uyur ki gözlerinde eski hayâl…

O eski hücreye benzer ki ömrümün kederi
Çekilmiş ufk-ı tesellîye karşı perdeleri…

Yorum Yazın