Otobüs şoförlerinden bir ricam var!

Uçakla Türkiye’ye izine gidip, şehirlerarası otobüslerle yolculuk yapmak zorunda kaldığımda, hep aynı durumla karşı karşıya kalırım. Ve kendi kendime hep aynı soruyu sorarım: Neden?

Ülkemizdeki şehirlerarası ulaşımın büyük bölümü otobüslerle yapılmaktadır. Yani, milyonlarca insan, her gün, hayatını bu otobüsleri kullanan insanlara teslim ediyor.

Ama ne yazık ki, bu hayatımızı teslim ettiğimiz insanların bir çoğu, aldıkları emanetin farkında değiller. Bundan dolayı da, son yıllarda azalmasına rağmen, hemen hemen her gün otobüs kazaları oluyor. Çocuk, yaşlı, engelli demeden, insanlar ölüyor, sakat kalıyor, ve aileler yıkılıp, travmalar yaşanıyor. Sebep? Canımızı teslim ettiğimiz, şoför dediğimiz bazı canavar görünümünde insanlar, aldıkları teslimatın önemini bilmedikleri için. Bu kadar mı zor bunu anlamak? Bu kadar mı zor bunu bilmek? Bu kadar mı zor bunu görmek? Ben anlamıyorum.

2012 senesinde, uçakla yine memlekete gittim. Otobüsle önce Manavgat’a, oradan Anamur’a doğru yola çıktım. Yanımda ufak oğlum da var. Yolda giderken, yine, o hep alışık olduğum görüntü. Şoför kardeş, yola çıktıktan sonra sürekli bir şeylerle uğraştı. Bir bakarsın hostesle sohbet. Bir bakarsın para sayar. Bir bakarsın sigara içer. Bir bakarsın cep telefonu ile sohbet. Bir de bakmışsın, iki eli de meşgul! O anda, dizleri ile de otobüsü sürer. Yani, inanın, dört eli olsa, dört eline de bir şeyler alacak ve otobüsü yine dizleri ile sürecek.

Yeter dedim içimden, yeter! Bu kadar sorumsuzluk da pes doğrusu. Gazipaşa’da, mola verdiğinde, dayanamadım ve yanına gittim. Mümkün olduğunca nazikçe, yaptıklarının doğru olmadığını söyledim. Her şeyi bırakın, çocuğumu düşündüğümü, ona bir şey olmasını istemediğimi söyledim. Ne dedi biliyor musunuz? Aynen şunu söyledi: “Ooo… kardeşim, çok düşünüyorsun. Merak etme. Biz buraları her gün gidip geliyoruz. Sekiz senedir bir şey olmadı, bundan sonra da olmaz.”

Baktım anlamayacak, daha fazla tartışmadan, kaderimize boyun eğmeyi kabullendim. Tabi ki, en azından, belki birazcık dikkat eder ümidi ile.

Ama, ümitlerim boşa gitti. Ne viraj dinledi, ne uçurum, o yine de istediği yerde telefon sohbetlerini yaptı.

Bir insan nasıl bu kadar anlayışsız, sorumsuz, düşüncesiz olur, ben anlamıyorum. Siz anlıyor musunuz?

Onun o kadar vicdansız olmasına rağmen, benim onu, sürdüğü otobüsün şirketine şikâyet etmeye vicdanım elvermedi. Tam bu zamanlarda da, bir ilimizde, yine otobüs kazası olmuş, onlarca insanımız hayatını kaybetmişti.

Almanya’ya gelince, ulaştırma bakanlığına telefon açıp, durumu anlatıp, kontrol mekanizmasının niye islemediğini sordum. Detaylı bir şekilde şikâyette bulunmam gerektiğini söylediler, ben de sonradan peşini bıraktım.

Buradan size sesleniyorum otobüs şoförü abiler, kardeşler! Ne olur yapmayın. Allah’ın verdiği canı, bırakın Allah istediği zaman alsın. Sizler vesile olmayın. Çoluk çocukları anasız babasız bırakmayın. Günah işlemeyin. Bunun bilincine varın artık.

Yorum Yazın