Özgecan Aslan’ın Anısına

Son zamanlarda insanlığın öldüğünü derinden hissettiğimiz olaylar yaşıyoruz. Yapılan vahşetin ilk olmadığı gibi, son olmayacağını bilmek, daha da utandırıyor bizleri insanlığımızdan… Gün geçmiyor ki kadına yönelik şiddet haberleri, tecavüz haberleri, kadın cinayetleri ile ilgili haberler duymayalım. Toplum olarak insanlık erozyonu yaşıyoruz adeta. Bu yüzden, geldiğimiz durumu olay temelli değil, bir zihniyet sorunu olarak ele almak gerekiyor.

Öncelikle bilinmelidir ki, namus sadece kadına ait bir kavram değil. Kız çocuklarını yetiştirirken, her şeye dikkat etmesi konusunda defalarca uyaran, kısıtlayan anne babalar, aynı durum oğulları için söz konusu olduğunda övgü malzemesi olarak kullanabiliyor.

Kadının sürekli kısıtlandığı, erkeğin ise her türlü özgürlüğe sahip olduğu bir ailede, erkek yetişkin bir birey olduğunda kadına karşı baskı uyguluyor; baskısına karşı direnç görünce de şiddete başvuran bir canavara dönüşüyor. Onun için, çok önemli olan “namus”un tek kıstası etrafındaki kadınların giyimleri ve davranışlarıdır. Ama bilinmiyor ki, her birey kendinden sorumludur.

Anne babalar evlat yetiştirirken kız çocuklarını birer koyun, erkek çocuklarını ise onları güdecek çoban gibi görmemelidir. Erkek ve kız çocuklarına eşit yaklaşarak, onlara kadın ve erkeğin birbirlerini tamamlayan canlılar olduğunu anlatmalıdır. Oğullarına bir kadına şiddet uyguladığında daha güçlü olmadığını; bir kadına laf attığında daha erkek olmadığını öğretmelidir. Akşam dışarı çıkan kadının aranmadığını; erkekler gibi kadınların da dışarıda olabileceklerini öğretmelidir. Tek başına ya da yardıma muhtaç bir kadın gördüğünde, ondan faydalanmak yerine, ona yardım etmeyi düşünmesi gerektiğini öğretmelidir.

Empati kurma eğitimi vermelidir aile evladına… Çok klişe olabilir; fakat aynı şey kendisinin etrafındaki kadınlara yapılsa nasıl hissedeceğini sormalıdır. Buna göre karşısındaki kadına davranması gerektiğini öğretmelidir.

En önemlisi de, kadınlar sahip çıkmalıdır hemcinslerine. Oğullarının kıskançlıklarını, hayatındaki kadınları kısıtlamasını övünerek anlatmamalıdır. Oğlunun ya da kocasının kendi içtiği suyu bile alamadığıyla övünmemelidir. Kadının bir birey olduğunu, sadece ev işleri, yemek, çocuk yapmak veya cinsellik için yaratılmadığını, önce kadınlar anlamalıdır. Çünkü en nihayetinde, erkeği yetiştiren de bir kadın.

Özgecan Aslan’ın anısına

Yorum Yazın