Papatyalar

Ben en çok papatyaları severim. Çünkü güzelliklerini göstermek için süslü cama girmeyi beklemezler. Bazen hoyrat bir kayada, bazen alelade bir çimende, bazense bir yamaçta yer bulurlar kendilerine. Papatyanın güzel olmak için pahalı ambalajlara da ihtiyacı yoktur. Dürüst bir çiçektir. İçindeki neyse dışında olan da odur. Ne bir eksik ne bir fazla.

Çoğu insan papatyaları görmez bile. Üzerine basıp geçenler de olur. Kırılır papatya ama yeniden başını kaldırması diğerleri kadar uzun sürmez. Naiftir, hemen kırılıverir. Yine de değerini bilmeyip üzerine basıp geçenlerden bile saklamaz kendini. Yeniden kalkar ayağa, tüm sabır ve güzelliğiyle.

Bakımı zor da değildir toprağa bağlı ise kökü; yağmurla güneş de varsa azıcık, değmeyin keyfine. Kaprisleri yoktur; her gün düzenli sulanma istemez; rüzgardan korunmayı beklemez. İlla saksı da büyürüm diye de diretmez. Fedakardır, çoğu zaman seviyor mu sevmiyor mu diye fallara adar bedenini. Kimi zamansa bir taç oluverir başımıza. İnsanlar genellikle gülleri, laleleri hatta orkideleri sever. Papatyalar değersizdir gözlerinde. Eve giderken çiçek alınacaksa kimsenin aklına papatya gelmez.

Bazı insanlar da papatyalar gibidir; hayatta fedakardırlar, kapris yapmazlar, kolay ulaşılabilirler. Tüm güzelliklerini karşılık beklemeden sunar, kırılsalar bile hemen toparlarlar; lüksü sevmez, şu olmazsa olmaz demezler. Fakat akıbetleri de papatyalar gibi değersiz olur. Ne yazık ki, insanoğlu uğruna bedel ödemeden sahip olduğu hiç bir şeyin değerini bilemez!

Rabia Yetkin Yıldırım
Papatyalar
Yazı oku, okuryazar

Yorum Yazın