Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet

Bireysel ve toplumsal açıdan şiddet olaylarının artış gösterdiğine üzülerek şahit olmaktayız. Ailede, okulda, sokakta, kısaca sosyal hayatın her alanında şiddet içeren olaylar kamuoyunun tepkisiyle karşılaşsa da maalesef bu tür olaylarda herhangi bir azalma görülmediği dikkat çekmektedir. Üstelik fiziksel şiddet kadar önemli bir sorun olan psikolojik şiddetin özellikle iş hayatında yaygın olduğunun ve fiziksel şiddetten daha kalıcı hasarlara yol açtığının altını çizmekte fayda var.

 

Şiddet olaylarının yaygın olduğu alanların başında sağlık sektörü gelmektedir. Sağlık hizmeti alanlar ile sağlık hizmeti sunanlar arasında ortaya çıkan çatışma ve bunun şiddete dönüşmesinin temelinde, tarafların tutumları ve sağlık hizmeti sunumunda yaşanan birtakım aksaklıklar bulunmaktadır. Sağlık hizmetine erişememe, bekleme sürelerinin uzaması, koşulların yetersizliği, hastaya ayrılan sürenin yetersiz olması gibi faktörler “hasta ve hasta yakını psikolojisi” ile birleşince, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olayları yaşanmakta. Kuşkusuz gerek söz konusu faktörler, gerekse hasta veya hasta yakını olma sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarının mazereti olarak kabul edilemez.

17 Nisan 2012 tarihinde Dr. Ersin Arslan’ın bir hasta yakını tarafından bıçaklanarak ağır yaralanması ve bunun sonucunda hayatını kaybetmesi, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarında belki de bir dönüm noktası oldu. Nitekim bu elim olaydan 10 gün sonra “Sağlık Bakanlığı Personeline Karşı İşlenen Suçlar Nedeniyle Yapılacak Hukuki Yardımın Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” yürürlüğe girdi ve şiddet olaylarında mağdur olan sağlık çalışanlarına hukuki yardım imkânı sağlandı. Bu çerçevede, sağlık çalışanlarının karşılaşacağı şiddet olaylarını bildirmek amacıyla “Alo 113” hattı hizmete girdi. Ancak üzülerek belirtmek gerekir ki, söz konusu Yönetmelik, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarının azalmasına önemli bir katkı sağlayamadı.

Bu olayın üzerinden 1 yıl geçmeden farklı bir açıdan sağlık çalışanına yönelik şiddet vakası gündeme geldi. 30 Kasım 2012 tarihinde Dr. Melike Erdem, psikolojik şiddete maruz kaldığı gerekçesiyle hayatına son verdi. Hasta yakının şikâyeti üzerine kendisinden savunma istenmesi ile ağır ve yorucu çalışma koşullarıyla birleşince bu sonucun ortaya çıktığı düşünülmektedir. Dr. Melike Erdem’in hayatına son vermesinde, bir hasta yakını tarafından kendisi hakkında ‘Alo 184’ Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezine yapılan şikâyet nedeniyle görev yaptığı hastane yönetimi tarafından açılan soruşturmanın etkili olduğu iddia edilmekte.

Sağlık hizmeti alan ve sağlık hizmeti sunan tarafın “insan” olduğu göz önünde bulundurulduğunda, en az şiddet uygulayan taraf kadar şiddete maruz kalan tarafın da en temel insan hakkı olan yaşam hakkına saygı gösterilmesi ve bu konuda Sağlık Bakanlığı’nın kesin ve etkili çözümleri en kısa sürede uygulamaya koyması gerekmektedir. Vatandaşların daha nitelikli, erişilebilir ve güler yüzlü sağlık hizmetine ulaşması ne kadar gerekliyse, sağlık çalışanlarının da fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalmadan uygun koşullarda çalışmalarının temini de o derece gereklidir. Bu noktada sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarının önüne geçebilmek için atılması gereken adımları şu şekilde sıralayabiliriz:

• 2004 yılında uygulamaya geçen “Alo 184” Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezinin işleyişi gözden geçirilmelidir.

• “Alo 184” hattına yapılan şikâyetler ön incelemeye tabi tutulmalı; asılsız ve isimsiz şikâyetler dikkate alınmamalıdır.

• Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarında caydırıcı ve önleyici tedbirler alınmalı, Sağlık Bakanlığı bu konuda proaktif bir rol üstlenmelidir.

• Sağlık hizmet sunumundan kaynaklı olumsuzluklar giderilmeli, hasta ve çalışan memnuniyeti birlikte ele alınmalıdır.

• Hastanelerde özellikle acil servislerde güvenlik kameralarının kayıt yapması sağlanmalı ve kayıt yapıldığı herkesçe görülebilecek bir yerde duyurulmalıdır.

• Hasta yoğunluğunun olduğu poliklinikler ve acil servislerde, ortaya çıkabilecek şiddet olaylarının önüne geçmek için, uzlaşma rolü üstlenecek personel (psikolog, sosyolog, sosyal çalışmacı) bulundurulmalıdır.

• Fiziksel şiddet olaylarını önlemek amacıyla yeterli sayıda güvenlik görevlisi istihdam edilmeli; güvenlik görevlileri verdikleri hizmete uygun olarak periyodik olarak eğitime alınmalıdır.

• Sağlık çalışanlarına kişilerarası ilişkiler ve iletişim alanında eğitim verilmelidir.

• Şikâyet ve denetim mekanizması, sağlık çalışanlarında mobing hissi uyandırmayacak şekilde düzenlenmeli ve işletilmelidir.

 

Yorum Yazın