Sana bir tepeden baktım aziz İstanbul

Yazıyı okumadan önce fotoğrafa bakın, burasının neresi olduğunu bir düşünün. Levent mi dediniz? Maslak mı? Yoksa Fulya mı?

Yakın zamana kadar İstanbul’un Anadolu yakası, Avrupa yakasında çalışanlar için bir ‘sığınak’ görülüyordu. Ancak bu yakanın da diğerinden bir farkı kalmadı. Şehrin en yüksek noktası olan Çamlıca’dan çektiğim ve Kadıköy-Acıbadem civarını gösteren bu görüntü tek karede bunu ispatlıyor. Buradaki betonlaşmayı ve bu betonlaşma üzerine yükselen “ultra betonlaşma”yı çok düşündürücü buldum. Fotoğrafı birkaç arkadaşımla paylaşma ihtiyacı hissettim. Açıkçası herkesin benim gibi düşündüğünü, “İstanbul ne hale gelmiş” diye bir tepki vereceğini bekliyordum… Oysa herkesten farklı bir ses çıktı.

Emlak piyasasını yakından takip eden arkadaşım, iç çekerek “Ah!” dedi, “Zamanında babamlar gelip de şuradan şöyle 5-10 dönüm arsa kapatsalardı şimdi ihya olmuştuk!”…

Biraz daha konformizm tutkunu arkadaşımın tepkisi ise kendi cihetindendi. “Hah” dedi, “Güzel bir fotoğraf çekmişsin. İşte modernizm. Dünyanın gelişmiş bütün metropollerinde karşılaşacağın manzara budur. Bunu bulamıyorsan o ülke gelişmiş sayılmaz. Gerçi şu apartmanların çatıları, insanın gözünü tırmalıyor ama gökdelenler şahane…”

Çocukluğu bu semtte geçmiş olan arkadaşım da bir ah çekti ve devam etti: “Şu yüksek binaların olduğu yerde otomobil fabrikası vardı. Fabrikanın etrafı yeşillikti. Biraz ileride mesire alanı bulunuyordu. Ailece pikniğe giderdik. Şimdi bu binaların yanından, gölgesinden geçiyorum ama ilk defa bu açıdan gördüm, çok değişmiş.” Bir tasarımcı arkadaşımın yorumu ise kısa ve netti: “Burada bir kafa karışıklığı var yahu…”

Aynı fotoğrafa, bir mimar tasarım açısından bakacaktır. Bir zoolog kuşlara yuva kalmadığına temas edecektir. Belki bir belediye başkanı da gördüğü yeri kentsel dönüşüme örnek gösterecektir.

Demek ki sizin ne gösterdiğinizden ziyade, onun insanlar tarafından nasıl anlamlandırıldığı önemli.

Peki siz burada ne görüyorsunuz?

Yorum Yazın