Sanatsal Zalimlik

Sanatsal Zalimlik - Gizem Karagüzel

“Kimi zaman insanda ” hayvanca ” bir zalimlik olduğundan dem vurulur, ama hayvanlara yapılan korkunç bir haksızlık, bir hakarettir bu.
Bir hayvan asla insan gibi zalim olamaz; böylesine ustalıklı, böylesine sanatsal bir zalimlik insanda olur sadece.”

Dostoyevski (Karamazov Kardeşler)

Sanatsal zalimlik, zalimliğin sanatı olur mu derseniz, burada aslolan, sanatla bağdaştırılan, sanatın inceliği ve derin düşünce sonucunda belirli bir yaratıma gidilebilmesiyle alakalıdır bu durum, var olan herhangi bir sanat dalı veya akabinde meydana çıkan oluşumun ‘sanat eseri’ denilebilmesi ciddi anlamda bir çalışma, hesaplama, disiplin ve düşünenin inceliğinin sonucunda meydana gelir. Genel anlamda bile bakıldığında, ciddi bağlamda bir akıl rahatsızlığımız yoksa, düşüncenin eseri olmayan hiçbir eylem ve sonucu söz konusu olamaz, iyi ya da kötü. Sanatın çeşitleri olduğu gibi, zalimliğin de çeşitleri vardır, iyi ve kötüyle bir arada olan karma yaşam döngüsü, kendini kimi zaman hoşa giden, kimi zaman da gitmeyen renkleriyle bize sunar. Bu yüzden, zalimliğin her türlüsü kötüyken, bir de ince ince, zamana yaydırılarak planlanmış ve bu planlanan süreçte, hem dış yüzeye, hem de derinlere sorgusuz yayılmış ve kabul görmüş bir yaratım düşünün.

Kişi içinde hangi duyguyu beslerse, onun büyüdüğünü görecektir, dış dünyada nasıl bir savaş söz konusuysa, iyi ve kötünün varlığı bağlamında, kişinin içinde de o savaş söz konusudur, ama bu dışarıdakinden biraz farklı olarak, kontrol altına alınması daha kolay olabilir dışarıdakine nazaran, neden mi? Çünkü içeride tek bir kişiyle başa çıkmaya çalışırsınız öncelikle, onunla başa çıkabilirseniz ve bundan galip çıkarsanız, dışarıdaki olana karşı adımlar daha kolay atılabilir olacaktır, gizli düşünceler ininin, dış yüzeyle buluştuğu o geçitte ve kapı bir kez aralandı mı, kapatılması kolay olmayacaktır, başlangıçta en önemli olan, kapıyı aralamaya dair çabadır.
Tüm davranışlarından sorumlu olmalıdır kişi, tekrar ve tekrar üstüne basmadan her zaman bakmalıdır nereye bastığına, nelerin üzerinden geçip gittiğine, ya da nelerin üzerine cidden basıp da gitmesi gerektiğine karar verebilmelidir, huzur içinde . Ağzından kolaylıkla çıkan ve uçuşan cümlelerinin ne yöne doğru uçtuklarından emin olmalı ve tüm bu savrulmalar iyi sonuçlar doğuruyor mu, yoksa kötü sonuçlar mı, bilincinde olmalıdır. Burada bahsedilen hatalarımızın olmamaklığı değildir, olan ve yaşamın sonuna kadar da olması gereken şeylerdir hatalar, bu olmadığı sürece diğerini elde edemeyiz, amaç düzeni ve dengeyi tutturabilmektir, hafif sapmalarla olsa dahi. Ve her zaman düşünce yetisine sahipliğinden dem vuran insanoğlu, kendini arada içsel bir sualler silsilesine maruz bırakmalıdır, iyi ve kötü yaptığı davranışlarının kazanımlarına dair, kendi olmaklığına dair, yer edinebilmesine dair, kendiyle ve kendi dışındaki var olmaya çalışan tüm diğer canlılarla alakalı ki, düşünebildiğini önce kendine sonra diğer tüm canlılara ifadesinde bunca zorlanmaya gerek kalmasın.

Önce kendi varlığının farkında olmalı dedi, bir boşluğa doğru.
Bu boşluk, zamanında her türlü zalimliği misafir etmiş bir boşluktu, belki Pandora’dan kalan,
Duyulabilir bir sesle devam etti, boşluğun etrafında dönerek;
Kendi varlığının farkında olamayan, köşe bucak kendini arayan insan,dedi.
Nasıl olurdu da başka canlılarla yüzleşebilirdi, korkusuzca
Kendininkinden kaçarken, henüz soğumamış, hissedilebilinen varlığından
Bir fırça vardı ve renkler, nerede olmak istiyorsa, ne renk, oraya resmetti kendini.

 

Sanatsal Zalimlik
Gizem Karagüzel

Yorum Yazın