Şarlo’dan Quinn’e sinemada bilinmeyenler

Beyaz perdede insanları büyüleyen yüzler, izleyiciyi perdenin arkasındaki hayatlarıylada sürekli meşgul etmiştir. Oyuncularla ilgili bilinmeyenler, oyuncuların ilginç yönleri sinema severler için her zaman merak konusudur. Bu merakımızı bir nebze olsun giderebilmeyi,  dünya çapında  öneme sahip bazı aktörlerin pek de bilinmeyen yönlerini paylaşmayı amaçlıyorum.

İlk olarak melon şapkası ve bastonuyla “Şarlo” olarak akıllara çakılan, mim sanatının büyük ustası, dünya sinema tarihinin dahilerinden kabul edilen Charlie Chaplin’den başlayalım.

Chaplin, ABD tarafından her zaman tehlikeli adam olarak kabul edildi ve başı hiçbir zaman beladan kurtulmadı. ABD vatandaşlığını kabul etmek istememesi kendisine yönelik karalama kampanyalarının da startını vermiş oldu. “Altına Hücum” filmi başta olmak üzere, filmlerinde komünizm propagandası yaptığı iddia edildi. Avrupalı bir göçmeni canlandırdığı  “The Immigrant (Göçmen)” filminde, ABD’li bir memuru tekmelemesi, ABD egemenliğine bir saldırı olarak yorumlandı.  Bu ve buna benzer olaylar neticesinde Charlie Chaplin’in ABD’ye girişi yasaklandı, ancak 1972 de Oscar Özel Ödülü’nü almak için tekrar ABD’ye girebildi.

Mesleği konusunda inanılmaz titiz olan Charlie Chaplin “The Immigrant” filminin lokanta sahnesinin çekimlerini o kadar fazla tekrarlatmıştı ki, sahne gereği fasulye yemek zorunda olan kadın oyuncu, daha fazla dayanamayıp hastalanmıştı.

1977’de ölen Charlie Chaplin’in cesedi 1978 yılında bir grup fidyeci tarafından kaçırıldı. Fidyeciler amaçlarında başarısız oldular ama Charlie Chaplin’in cesedi ancak on bir hafta sonra Cenevre Gölü’nün derinliklerinden çıkarılarak tekrar mezarına defnedilebildi.

Şimdi Charlie Chaplin’i geçiyor ve başta “The Godfather” olmak üzere pek çok kült filmde gönüllere taht kuran, dünya sinema tarihinin en büyüklerinden Marlon Brando’ya geliyoruz. The Godfather’ın Don Vito Corleonesi aslında sosyal duyarlılıklar ve siyahilerin hakları konusunda hızlı bir aktivistti.

ABD’nin Kızılderililere karşı uyguladığı politikaları protesto etmek amacıyla ikinci kez almaya hak kazandığı Oscar ödülünü reddetmiş, ödül törenine ise konuşmayı yapmak üzere yerel kıyafetleriye bir Kızılderili kız göndermişti.

Ayrıca bir mahkeme konuşmasında ateist olduğunu söylese de, başka zamanlarda verdiği beyanlarda dini bir inancının olduğunu, bu anlamda kendini Kızılderili inançlarına yakın hissettiğini de belirtmişti.

Yine sinemanın büyük ustalarından Al Pacino, Oscar ödülü kazandığı “Kadın Kokusu (Scent of a Woman)” filminde üstlendiği  kör rolü için altı ay körler okulunda yaşamak zorunda kalmıştı.  Film çekimleri boyunca sürekli bir noktaya bakmak zorunda olduğundan, gözlerinden rahatsızlanmış, filmden sonra tedavi olmuştu.

“Asteriks ve Oburiks” filminin şişko Oburiks’i yani Fransız Sinemasının en büyük aktörü olarak kabul edilen Gérard Depardieu,  Fidel Castro’nun en sevdiği aktör ve yakın arkadaşıdır.

Ayrıca Gérard Depardieu bağcılıkla uğraşmakta, şaraplık üzüm yetiştirmektedir. Kendi şarabını da yetiştiren Depardieu’nun Paris’te iki lokantası bulunmaktadır. Yemek yapma konusunda başarısı bilinen ünlü aktörün 2004 yılında bir yemek kitabı da yayınlanmıştır.

Sinemanın bir başka büyük ismi Anthony Hopkins “Kuzuların Sessizliği” filminde sadece ama sadece on altı dakikalık rolü ile Oscar ödülünü kazanmıştır.

“Çağrı (The Message)” ve “Ömer Muhtar” başta olmak üzere pek çok önemli filmle unutulmazlar arsına giren, dünya sinemasının en önemli aktörlerinden Anthony Quinn, oyunculuğun yanısıra ressam ve yazardı. Üç kere evlenmiş olan Quinn’in evlilik ve evlilik dışı toplam 13 çocuğu bulunuyor.

Şarlo nedir
Şarlo kimdir
Charlie Chaplin hayatı
Marlon Brando hayatı
Al Pacino hayatı
Gérard Depardieu hayatı
Anthony Quinn hayatı
Anthony Hopkins hayatı

Yorum Yazın