Siyasal Propaganda Aracı Olarak Twitter Kullanımı

Giriş

İnsanoğlu bir başka türdeşiyle karşılaştığında onu anlamanın yanında ona bir şeyler aktarma ve birçok konuda karşısındakini kendisi gibi düşündürme gayreti içine girmiştir. Bu ikna süreci siyasi arenada varlık göstermeye başladığı anda propaganda bu amacın gerçekleştirmesi için en önemli araç olarak ortaya çıkmıştır.

Propaganda yöntemleri önceki dönemlerde birincil ilişkiler üzerinden şekil alırken, gelişen teknolojiyle birlikte yeni yöntemleri de bünyesine katarak daha da karmaşık bir hale gelmiştir. Bu çalışmada özellikle web 2.0’ın gelişmesiyle yeni bir boyut kazanan yeni medya ortamlarında öne çıkan Twitter’ın yeni bir propaganda aracı olarak nasıl kullanıldığı incelenmeye çalışılacaktır. 2008 yılında ABD’de yapılan Başkanlık seçimlerinde gücünü uluslararası siyasi arenada da kabul ettirmiş olan bu alanda, keşfedici bir araştırma niteliğinde olan bu çalışmayla Twitter kullanımının siyasi parti liderlerinin seçim çalışmalarındaki etkisi ve rolü incelenecektir.

Bu kapsamda çalışmada öncelikli olarak propaganda kavramı ve uygulamalarına değinilecektir. Daha sonra Türk siyasetçilerinin sosyal medya kullanım performansı araştırılacaktır. Bu bağlamda 7 Haziran 2015 seçimlerinde seçim barajını aşan ve TBMM’ye giren siyasi parti liderlerinin Twitter hesapları baz alınarak propaganda aracı olarak Twitter kullanım alışkanlıkları tespit edilmeye çalışılacaktır.

Propaganda Nedir?

Çeşitli şekillerde tanımlanan propaganda kelimesi, Latince kökenli olup, bahçıvanın taze bir bitkinin filizlerini yeni bitkiler üretmek için toprağa dikmesi anlamına gelen “propagare “kelimesinden türetilmiştir.

Türk Dil Kurumu Sözlüğü’ne göre propaganda: Herhangi bir düşünceyi bir kanıyı yaymak ve ondan yana olanları çoğaltmak için söz, yazı ya da başka araçlarla yapılan etki” olarak tarif edilirken, Oxford Sözlüğü’nde ise,“Bir doktrin ya da uygulamayı yaymak için desteklemek ya da tasavvurda bulunmak” olarak açıklanır.

Propaganda bir doktrini yaymak, hedef millet veya kitleyi fikren kazanmak, karşı taraf zihin ve psikolojisini arzu edilen tesire tabi kılmak için teşkilâtlı ve devamlı surette telkinlerde bulunmak ve faaliyet göstermektir. Daha kısa bir tarifle propaganda; bir fikrin her çeşit vasıtadan istifade etmek suretiyle hedef kitleye telkin edilmesidir. (Özsoy, 2007)

Başka bir tanıma göre propaganda, “kamuoyunu etkilemek için gerçek, yarı gerçek ya da yalan bilgiler yaymada simgeler aracılığıyla inanç, tutum ve davranışları etkileme yönünde sistemli gayretlerin tümüne verilen addır.” (Bektaş, 1996:153)

Siyasal zemin üzerinde değerlendirildiğinde ise propaganda kısaca “siyasal sistemi elde etmek isteyenlerin seçmen desteğini elde etmek amacıyla ortaya koydukları, genellikle seçmen beklentilerine göre oluşturdukları programlarını ifade etmektedir.” (Köseoğlu, Al, 2013:107)

Siyasal Propaganda Yöntemlerinin Tarihsel Gelişimi

Temel amacı hedef kitlelerdeki istenilen eylem ya da düşünce değişiklerini gerçekleştirmek olan propaganda, uygulama alanına, yapılış amacına, kaynağına, içeriğine ve hedef kitlenin niteliği, donanımı ve konumuna göre farklı metotlarla yapıla gelmektedir. Bu metotlar; kampanyalar, kamuoyu araştırmaları, yüz yüze oy toplama teknikleri, kitle iletişim araçları, parti toplantıları, mitingler, broşür ve pankartlar olarak tasnif edilebilir. Burada sayılmayan birçok propaganda yönteminin var olduğu kabul edilmekle beraber kullanım yoğunluğu bakımından en sık rastlanılanlar yukarıdakilerdir.

Klasik dönem propaganda araçları olarak da kabul edilen yukarıdaki propaganda yöntem ve araçlarının hemen hemen tümünde, yoğunluklu olarak yüz yüze gerçekleştirilen temaslar ya da birincil ilişkiler söz konusudur. Fakat gerek teknolojik gelişmeler ve gerekse kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması ve çeşitlenmesiyle yüz yüze iletişimin yanında alternatif iletişim sistemleri de birer propaganda aracı olarak ön plana çıkmaya başlamışlardır. (Aziz, 2007: 57; Kuruoğlu, 2006/Aktaran: Köseoğlu, Al).

Bu gelişmeler ışığında bireyleri olduğu kadar toplumları etkilemek, yönlendirmek üzere propagandanın önemi giderek artmıştır. Bir araç olarak kullanılan propaganda siyasal zeminde önemli bir aktör haline gelmiştir.

Özellikle 20. Yüzyılda kavramsallaşan “politik propaganda” komünist devrim ve Alman faşizminin, kapitalizmin yayılmasında önemli bir rol oynamıştır. Bu yüzyıla damga vuran liderler bu gücün farkına varmış olanlardır.

Propaganda ve ajitasyon üzerinde önemle duran Lenin, propaganda ile birlikte mevcut olan çelişkilerin bir bütün olarak açıklamasının, kitlelere aktarılması gerektiğini ifade eder; “propagandacı birçok düşünceyi vermelidir, o kadar ki bu düşünceler birbiriyle bağlantılı bir bütün olarak nispeten az sayıda kimseler tarafından anlaşılabilir olacaktır. …. Bu, göze batan haksızlığa karşı yığınlar arasında hoşnutsuzluk ve öfke yaratmaya çalışacaktır. İşte bu yüzdendir ki propagandacı genellikle yazı yazarak görevini getirir; ajitatör ise konuşarak.” (Lenin, 2013)

Propagandanın gücünü Alman diktatörü Adolf Hitler ise Kavgam adlı kitabında, “Ustaca bir propaganda ile insanları cennetin cehennem olduğuna ve cennette en sefil hayatın yaşandığına inandırmak mümkündür” diyerek ifade etmiştir. (Hitler, 1994)

Chomsky, siyasal rejim ne olursa olsun propagandanın, amaçlara ulaşmak için en büyük araç olarak her zaman tarihteki yerini aldığını belirtir:

“Toplum çıkarlarının en iyi yargıcı bileriz. Bu yüzden, sıradan ahlaki değerlere göre de onların, kendi yanlış kararlarına dayanarak harekete geçmelerine fırsat tanımamalıyız. Günümüzde, totaliter ya da askeri rejim olarak tanımlanan yöntemlerde bu oldukça basittir. Kafalarının üstünde bir copu hazır bekletirsiniz ve yoldan çıktıkları taktirde onu kafalarında parçalarsınız. Ama toplum, daha özgür ve demokratik bir hale dönüşmüşse bu gücü kaybedersiniz. Bu nedenle artık propaganda tekniklerine yönelmek zorundasınız. Mantık çok açık. Totaliter devlette cop neyse demokraside de propaganda odur. Bu bilgecedir ve iyidir; çünkü yine, şaşkın sürü ortak çıkarları bir kenara atar. Onları anlayamazlar.” (Chomsky, 2013: 7)

Teknoloji ve paralelinde kitle iletişim araçlarının giderek gelişmesi ve yaygınlaşmasıyla propaganda yöntem ve araçları da bu doğrultuda gelişmiştir. Özellikle görsel medya alanındaki gelişmeler neticesinde televizyon en etkin propaganda aracı haline gelmiştir. Son yıllarda başkanlık seçimlerinde, özellikle ABD’de, televizyon kanallarında başkan adaylarının yaptığı tartışmalar seçmenler üzerinde etkili olmaktadır. Televizyonun kolay erişilebilirliği, kullanım kolaylığı gibi etkenler daha çok kitleye ulaşma imkanı vermekte ve propagandanın etki alanını genişletmektedir.

Yine internet teknolojilerinde meydana gelen gelişmeler ve internet kullanımının yaygınlaşması beraberinde bir takım yeni propaganda araçlarını da ortaya çıkarmıştır. Özellikle 2000’li yılların ikinci yarısından itibaren Web 2.0‘ın gelişmesiyle büyük bir yaygınlık kazanan sosyal medya, propaganda aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Sosyal Medyanın Siyasi Propaganda Alanına Dönüşmesi

Kullanıcıların diğer kullanıcılarla çevrimiçi haber, fotoğraf, video, metin, içerik paylaşmasını sağlayan web sitelerine verilen ortak ad olarak tanımlanan sosyal medyada, çift yönlü ve etkileşimli bir akış söz konusudur. Zaman ve mekan sınırlaması olamayan sosyal medya aracılığıyla kullanıcılar birbirleriyle fikir alışverişinde bulunabilmektedir. Aynı zamanda sosyal medya Web 2.0 tabanlı hizmetlerin üretilmesine ve yaygınlaşmasına imkan veren yeni iletişim ortamlarına verilen genel addır. (Kırık, 2013: 74,75)

Sosyal medyanın sunduğu kitlelere ulaşma ve daha çok kitleyi harekete geçirme imkânı kısa sürede siyasi zeminde kendine yer bulmuştur. Bu gelişmeler bağlamında siyasal propaganda, gerek propaganda yapıcılar ve gerekse hedef kitleler tarafından sosyal medya alanına taşınmaktadır. Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere birçok ülkede seçim süreçlerinde sosyal medya propaganda amacıyla kullanılmaya başlanmıştır.

İnternet ve sosyal medya ilk olarak 2000 ABD Başkanlık Seçimleri’nde etkisini gösterdi. John McCain, internet üzerinden yürüttüğü kampanya ile sadece dört günde 2 milyon dolar bağış topladı. 2004 Başkanlık Seçimleri’nde ise Howard Dean, destekçilerini internet üzerinden örgütlemeye çalıştı.

Sosyal medya ABD’de en etkin şekilde ise 2008 Başkanlık Seçimleri’nde Barack Obama ve ekibi tarafından kullanıldı. Obama, sosyal medyada yaptığı propagandaya seçmeni de dahil ederek kampanyasını sosyalleştirmeyi başardı. Obama’nın kampanya yöneticileri sadece Facebook, Twitter ve Youtube gibi ana akım sosyal mecralarla da sınırlı kalmayarak toplam 15 sosyal ağda aktif olmuşlardır. Obama’nın kampanyası, hedef kitleye mesajı iletmekle sınırlı kalmadı, aynı zamanda o kitlenin söz konusu mesajları diğer insanlara da aktarmasını sağladı.

Barack Obama’nın seçimi kazanması ve bunun öncesinde sosyal medya üzerinden milyonlarca seçmene ulaşması, dahası önemli miktarda bağış toplaması ABD’deki pek çok politikacıya örnek olurken, dünya genelinde özellikle Facebook ve Twitter’ın propaganda amacıyla nasıl kullanılabileceğine dair önemli fikirler verdi.

Türkiye’de Seçimler ve Sosyal Medya

Türkiye’de sosyal medya, siyasi propaganda amacıyla ilk olarak 2007 Genel Seçimleri’nde kullanılmaya başlandı. Bu dönemde Facebook etkisiz olduğu; Twitter, Instagram gibi mecralar da henüz kullanılmadıkları için bloglar ve Youtube öne çıkmıştı.

2007 yılında Türkiye’de politik seçim blogları, az sayıda olsalar da, ilk kez sistemli ve aktif olarak kullanıldı. Örneğin 2007 milletvekili genel seçimlerine İstanbul 1. ve 2. bölge bağımsız adayları olan Prof. Dr. Ufuk Uras ve Prof. Dr. Baskın Oran’ın seçim blogları bulunmaktaydı. Bu iki blog adayların propaganda çalışmasının önemli bir gücü haline gelmişti. (YÜKSEL, 2015) Bu bloglar aracılığıyla seçim dönemi boyunca adayların günlük ve haftalık programları duyurularak, destekçilerine bilgi veriliyor aynı zamanda yine adayların görüşleri kitlelere ulaştırılıyordu.

2009 yılındaki yerel seçimlerde ise özellikle siyasi partilerin genç üyeleri Facebook’u ve kısmen de Twitter’ı partilerin propagandasını yapmak için kullanmaya başladı. Bazı belediye başkan adayları Facebook duvarlarından seçmene ulaşmaya çalıştı.

12 Haziran 2011 seçimlerinde ise sosyal medya partiler tarafından da oldukça aktif ve sistemli olarak kullanılmaya başlandı. Bu süreçte Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi ile birlikte bağımsız adaylar da Twitter ve Facebook’ta propaganda çalışması yaptı.

Bugün geldiğimiz noktada ise Twitter seçimlerde önemli bir propaganda aracı haline dönüştü. Bu bağlamda seçimlere hazırlanırken genel başkanların kullandıkları Twitter hesapları her geçen gün önemini ve etkisini daha da arttırmaktadır.

Türkiye’de Parti Genel Başkanlarının Twitter Kullanımı

Tüm bu gelişmelerin paralelinde Türkiye’de de seçim kampanyası ve bir propaganda aracı olarak sosyal medya önemini giderek arttırmaktadır. Bu bağlamda özellikle parti liderlerinin kullandıkları Twitter hesapları propaganda aracı olarak önemli bir konumda bulunmaktadır.

7 Haziran 2015 Seçimleri’nde Meclis’e giren partilerin genel başkanlarının Twitter hesaplarına baktığımızda AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 2010 yılında twitter hesaplarını açtıkları görülmektedir.

Liderlerin takip edilme sıralamasında Davutoğlu 3.52 milyon kişi ile ilk sırada, Kılıçdaroğlu 3.37 milyon kişi ile ikinci sırada, Bahçeli 2 milyon kişi ile üçüncü sırada ve Demirtaş ise 1.13 milyon kişi ile üçüncü sırada yer almaktadır.

Liderlerin takip ettikleri kişi sayısına bakıldığında ise yukarıdaki sıralamadan farklı bir durum söz konusudur. Buna göre Kılıçdaroğlu 9.739, Demirtaş 1031, Davutoğlu 82 kişiyi takip ederken Bahçeli ise hiç kimseyi takip etmemektir.

Siyasal propaganda aracı olarak Twitter kullanımının her geçen gün önemini arttırdığı bu dönemde gelişen bilgi ve iletişim teknolojileri sosyal medyanın siyasal zeminde Türk politikacıları tarafından nasıl kullanıldığını kavrayabilmek de oldukça faydalıdır.

Bu bağlamda Twitter kullanımının seçim kampanyalarıyla ilişkisini ve seçim dönemlerinde nasıl kullanıldığını kavrayabilmek için 24 Ağustos-1 Kasım tarihleri ile sınırlandırılarak ele aldığımızda Genel başkanların Twitter hesapları önemli veriler sunmaktadır.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu

1 Kasım Genel seçimleri için harekete geçen ilk parti olarak CHP, 30 Eylül’de seçim bildirgesini açıkladı. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu seçim tarihinin netleştiği 24 Ağustos’tan 1 Kasım’a kadar olan süreçte 61 tweet atarken, bu tweetlerden 17’sinin doğrudan seçim kampanyası olduğu gözlenmiştir. Bu dönemde Kılıçdaroğlu’nun 150.300 tweeti diğer kullanıcılar tarafından retweetlenmiştir. 31 Ekim itibariyle Kılıçdaroğlu’nun takipçi sayısı 3.37 milyon’dur.

AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu

1 Kasım Genel seçimleri için AKP 4 Ekim’de seçim bildirgesini açıkladı. AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu seçim tarihinin netleştiği 24 Ağustos’tan 1 Kasım’a kadar olan süreçte 81 tweet atarken, bu tweetlerden 16’sının doğrudan seçim kampanyası olduğu gözlenmiştir. Bu dönemde sadece 4 kez başka bir tweeti retweetleyen Davutoğlu’nun 176.948 tweeti diğer kullanıcılar tarafından retweetlenmiştir. Yine bu dönemde 31.10.2015 tarihinde attığı bir tweetin 8100 kullanıcı tarafından retweetlendiği görülmektedir. 31 Ekim itibariyle Davutoğlu’nun takipçi sayısı 3.61 milyon’dur.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli

1 Kasım Genel seçimleri için MHP 3 Ekim’de seçim bildirgesini açıkladı. MHP Genel Başkanı Bahçeli seçim tarihinin netleştiği 24 Ağustos’tan 1 Kasım’a kadar olan süreçte 259 tweet atarak seçim sürecinde en çok tweet atan parti lideri olarak öne çıkmaktadır. Bu tablonun oluşmasında Bahçeli’nin açıklamalarını Twitter aracılığıyla yapması önemli bir etken olmuştur. Bu dönemde başka hiçbir tweeti retweetlemeyen Bahçeli’nin 315.629 tweeti diğer kullanıcılar tarafından retweetlenmiştir. 31 Ekim itibariyle Bahçeli’nin takipçi sayısı 2 milyon’dur.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş

1 Kasım Genel seçimleri için HDP 30 Eylül’de seçim bildirgesini açıkladı. HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş seçim tarihinin netleştiği 24 Ağustos’tan 1 Kasım’a kadar olan süreçte 35 tweet atarken, bu tweetlerden 11’inin doğrudan seçim kampanyası olduğu gözlenmiştir. Demirtaş’ın atmış olduğu tweetlerde diğer siyasilerin aksine daha samimi bir dil kullandığı gözlemlenmiştir. Bu dönemde sadece 1 kez başka bir tweeti retweetleyen Demirtaş’ın 190.900 tweeti diğer kullanıcılar tarafından retweetlenmiştir. 31 Ekim itibariyle Demirtaş’ın takipçi sayısı 1.13 milyon’dur.

Sonuç

Siyasal iletişim çalışmalarında son yıllarda sosyal medya bir alternatif olarak kullanılmaya başlanmıştır. Özellikle 2008 Amerika Başkanlık seçimlerinde Obama’nın verimli bir şekilde uyguladığı sosyal medya stratejileri bu alanda bir ilk oluşturması bakımından önemlidir. Bu mecranın Türk politikacılar tarafından da son yıllarda artarak kullanıldığı görülmektedir. Çalışmayla birlikte Türk politikacılarının sosyal medyada aktif olmaya çalıştıkları fakat bu alanın istenilen düzeyde kullanılamadığı saptanmıştır.

Çalışmaya konu olan siyasi liderlerin Twitter hesaplarında, yok denecek düzeyde takip listelerinin azlığı, siyasi kampanya süreci dâhilinde sosyal medyaya çok kısa denebilecek derecede zaman ayırmaları, sosyal medyayı daha çok “demeç verme” platformu olarak görüp etkileşimden uzak durmaları dikkat çeken olumsuzluklardan bazılarıdır. Siyasi liderlerin sosyal medyada ele aldıkları konuların da sınırlı oldukları gözlemlenmiştir.

Tüm bu olumsuzlukların yanında Twitter’ın katılımcı demokrasiye olabilecek katkıları göz ardı edilmemelidir. Twitter hesaplarının gerçek amacıyla ve işleviyle kullanıldığı zaman Yunan site devlerindeki halk meclislerinin yerini alabilme potansiyeline sahip olduğu çok sık tekrarlansa da fişlenme korkusu, bilgi kirliliği ve dezenformasyona neden olması gibi olumsuz tarafları da dikkate alınmalıdır.

Gelişen teknolojiyle birlikte sosyal medyanın propaganda aracı olarak kullanımın yaygınlaşacağı görülmektedir. Bu bağlamda sosyal medya platformlarının doğru ve etkili kullanımı için ‘etkileşim’ ögesinin üzerinde önemle durulması gerekmekte ve bu alanda uzmanlaşmış kişi ve kurumlardan destek alınması gerekliliği her geçen gün daha da artmaktadır.

Tüm bu değerlendirmeleri yaparken sosyal medya kullanımının, ülkelerin gelişmişlik düzeyine, iletişim teknolojilerine yapılan yatırımlara, siyasi kültürün değişkenliğine ve seçmen davranışlarına bağlı olduğu unutulmamalıdır.

Kaynakça

Chomsky, N. (2013). Medya Denetimi. İstanbul: Everest Yayınları.
Hitler, A. (1994). Kavgam. İstanbul: Toker Yayınları.
Kırık, A. M. (2013). Gelişen Web Teknolojileri ve Sosyal Medya Bağımlılığı. A. M. Ali Büyükaslan içinde, Sosyal Medya Araştırmaları 1 (s. 69-102). İstanbul: Çizgi Kitabevi.
Lenin, V.İ. (2013). Ne Yapmalı? Ankara: Sol yayınları.
Özsoy, O. (2007). Propagandanın Seçmen Davranışları Üzerindeki Etkisi. Siyasetin İletişimi. içinde Ankara: Siyasal İletişim Enstitüsü Yayınları.
Köseoğlu Y., Al H. (2013). Bir Sosyal Propaganda Aracı Olarak Sosyal Medya. Akademik İncelemeler Dergisi , s. 103-125.
Yüksel, O. (2015, Nisan 9). Sosyal Meya ve Seçimler. Aralık 8, 2015 tarihinde http://okanyuksel.com/2015/04/sosyal-medya-ve-secimler-i-bolum/ adresinden alındı.

 

Genel Başkanların Twitter Kullanımı
Liderlerin Twitter Kullanımı

Siyasal Propaganda Aracı Olarak Twitter Kullanımı
Devrim Karadağ
Propaganda Nedir?
Siyasal Propaganda Yöntemlerinin Tarihsel Gelişimi
Sosyal Medyanın Siyasi Propaganda Alanına Dönüşmesi
Türkiye’de Seçimler ve Sosyal Medya
Türkiye’de Parti Genel Başkanlarının Twitter Kullanımı

Yorum Yazın