Sol ayağına hapsolmuş dahi

Yazmak, düşleyebilmek ve hissedebilmek kabiliyetidir, hissedebildiğin kadar yazabilirsin. Hissedemiyorsan çorak bir toprak gibi tozlarını savurursun sayfalar boyu ve sadece tozlardan birikmiş bir yazı, bir orta çağ kütüphanesinin raflarında küflenmeye mahkumdur.

Peki hissedebildiğin halde yazamamak, akarsular gibi çağladığın halde yatağından taşamamak, hapsolmak…

Christy Brown , ‘’Sol Ayağım’’ adlı kitabında bu durumu şu sözlerle özetliyor;’Onun orada oturup ne hakkında yazacağını bulamaması ve benim burada cam kenarında, fikirlerim beynimde cirit atarken kalem tutamamam sandalyeden fırlayıp sağa sola saldırarak koşma isteği uyandırdı…’

Christy Brown 1932 yılında serebral palsi (beyin felci) hastası olarak dünyaya geldi. 49 yaşında hayata gözelerini yumana kadar onu hayata bağlayan tek şey ise sol ayağı oldu. Sol ayağına hapsolmuş bir dahiydi o. Doktorlara ve çevresindekilere inat, annesinin ona olan inanmışlığıyla filizlenen bir dahi…

Sol ayak parmaklarına tebeşiri sıkıştırdığı zaman yazdığı ilk kelime ‘’anne’’ oldu. Boşuna değildi bu sevgi çünkü kimsenin umudunun olmadığı, onu bir özürlü olarak kabul ettiği, daha henüz konuşmayı bile beceremediği bir dönemde ondan umudunu kesmeyen tek kişi annesiydi. Aradan yıllar geçtikten sonra kaleme aldığı ‘Sol Ayağım’ da çokça teşekkür edecekti annesine.

Yazarlıktan önce onu içine çeken resimde  ayak parmaklarının arasına sıkıştırdığı fırçayla yaptığı resimleri bir sergide insanlarla buluşturacak kadar da başarılı olmuştu. Bu konuda ona destek olan ise doktoru ve konuşma öğretmeni olan genç bir kadındı. Daha sonra bu doktora duyduğu ilgi aşka dönüşecek ve karşılık göremeyince kısa süreliğine depresyona girecekti.

On üç kardeşti Christy Brown, toprağın altında yatanlarla beraber tam yirmi üç kardeş. İrlanda’nın yoksul bir sokağında yer alan evleri, bir duvar işçisi olan babalarının üç kuruş kazancıyla ayakta durmaya çalışıyordu.

İrlanda’nın yoksul bir evinde dünyaya geldiğinde , ünü dünyaya yayılacak bir yazar olacağı kimsenin aklına gelmezdi. Lakin bu hayat bir savaş alanıysa onun en yürekli savaşçılarından biriydi Christy Brown. Bu savaşın nasıl kazanıldığını anlatan bir kitap yazdığında ise sadece 22 yaşındaydı.

Otobiyografik bir kitap olan Sol Ayağım’ın filme alınması ise Christy Brown’un ölümünden 8 yıl sonra gerçekleşti. Filmin yönetmeni Jim Sheridan’dır. Film, en iyi erkek oyuncu ve en iyi yardımcı kadın oyuncu dallarında Oscar ödülü kazandı. Daniel Day-Lewis bu filmde canlandırdığı Christy Brown rolüyle sinema tarihinin en unutulmaz oyunculuklarından birine imza atmış ve adeta ilahlaşmıştır. Filmin hazırlık sürecinde aylarca tekerlikli sandalye üzerinde pratik yaptığı söylenen ünlü aktör, rolünü en ince ayrıntısına kadar özümsemiş ve aktarmış. Bunun yanında Christy Brown’un çocukluğunu oynayan genç yetenek ve yine Christy Brown’un annesi rolüyle oscar’ı alan Brenda Fricker’in göz dolduran oyunculukları da takdir e değer.

Bu filmi izlememek belki size bir şey kaybettirmez; ama izlerseniz bir şeyler kazanabilirsiniz…

 

Yorum Yazın