Sosyal medya hapishanesi

İnternet teknolojilerinin hayatımıza girmesiyle birlikte, kişisel ve sosyal hayatımızda önemli değişiklikler oldu. Kitle kültürü ya da popüler kültürün yaşam alanlarımızı daraltması yetmezmiş gibi, buna multimedya teknolojileri de eklendi. Bu kimilerine göre yaşamı daha çekilmez hale getirdi, kimilerine göre ise çok kolaylıklar sağladı. Özlem, hasret, gurbet gibi edebi eserlere konu olan kavramların artık anlamını yitirdiğini düşünenler de var, kendileriyle yarışılamayacak ölçüde yeni teknolojiye övgüler düzenler de. Ben ise bu ortamların, bizleri dört duvara değil de, dört köşeli ekranlara hapsettiğini düşünüyorum. Fakat biliyoruz ki, eleştirenler de, savunanlar da, bu teknolojilerden en az birini kullanıyor veya kullanmak zorunda kalıyor.

Peki hiç düşünüyor muyuz?

Paylaştığımız her video, fotoğraf veya haber bizim kendi özgür seçimimiz mi? Yoksa sunulan seçenekleri seçme özgürlüğü mü? Birçok televizyon, gazete bize daha yakın olmak için mi bu ortamlarda? Daha çok takipçi, daha çok kullanıcı ve ardından daha çok reklam ve daha çok para için mi? “Daha”ları uzatabiliriz uzatabildiğimiz kadar… Gerçekten söz hakkının biz de mi olduğunu düşünüyoruz? Paylaşarak, beğenerek, ekleyerek, tıklayarak mı özgür oluyoruz? Toplum olarak nereye, nasıl, neden gidiyoruz? İşte tüm bu sorulara cevap vermemiz gerekiyor. “Dünya dönsün, biz dönmesek de olur” diye bakıyorsak ayrı tabi. Sosyal medya istatistikçileri, kullanıcıların yaş ortalamalarına dair analizlerinde bu ortamları en fazla gençlerin kullandığını söylüyorlar. Peki, bu istatistikleri neden tutuyorlar, hiç düşündünüz mü? Gerçekten amaç kullanıcı sayısı mı? Daha çok kâr mı?

Medya aygıtlarının sahiplik yapısı ekonomik olarak zayıf olanlara medya sahipliği imkânı tanımazken, gelişen sosyal medya alanlarının, vatandaş gazeteciliği ile bu imkânı tanıdığı da doğrudur. Bu süreçte yönetimlere düşen görev, ekonomik çıkarların bir aracı haline gelip, halkın taleplerine gözlerini yummak değil, aksine vatandaşların demokratik taleplerine yeterince yanıt vermektir.

Toplum olarak değişirken, yaşananları anlamak, anlamlandırmak da önemli. Gerçeği görmezden gelmemeliyiz; sosyal ağları elbette yaşayarak öğreneceğiz; bu ağları kullanırken ortaya çıkan sorunları da, hep birlikte sorgulayabilmeliyiz.

Sosyal medya hapishanesi
İnternet teknolojileri
internet bağımlılığı
teknoloji bağımlılığı
Televizyon bağımlılığı

Yorum Yazın