Stratejik bakış

‘Keşke` değil, ‘iyi ki` demek için stratejik bakışa ihtiyaç var.

Stratejik bakış, stratejik yönetim ve planlama günümüzde başarılı birçok kurum ve örgüt tarafından benimsenmiştir. Devletler, şirketler, üniversiteler, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları dâhil pek çok yapı ve kurum günümüzde stratejik planlamaya ve stratejik yönetime geçmiştir. Geçemeyenler ise, bir türlü çözemedikleri sorunlarla uğraşıp durmaktadır.
Strateji esas itibariyle ‘karar’, ‘zaman’ ve ‘mekân’ faktörlerinin optimumda, yani olabilecek en uygun noktada buluşturulmasıdır. İşin özü, doğru kararı, doğru zamanda ve doğru yerde almak ve uygulamaktır.

Stratejiden söz edebilmek için, öncelikle bir amaç olmalıdır. Bunun için bir tahayyül ve tasavvur gerek. Amacı, hayâli ve gerçekleştirmek istediği bir programı olmayanın stratejik bir bakışa sahip olması da düşünülemez. Stratejik bakışı olmayan kişiler ve örgütler keyfe keder iş yaparlar. Ne ‘ne yaptıklarını bilirler’, ne ‘nasıl yapmaları gerektiğini’, ne de ‘yaptıklarının ne ölçüde gerçekleşip gerçekleşmediğini’.

Bu yaklaşımda, önce amaç ve daha sonra da strateji ve taktikler belirlenir. Amacı gerçekleştirmeye yönelik aşamalar ve alt-amaçlar tespit edilir. Bunlar hedeflerdir. Amaca ulaşmak ve başarılı sonuçlar elde etmek için amaç ve strateji yeterli değildir. İşin bir de uygulama kısmı söz konusudur. Bunun için doğru araçların, yol ve yöntemlerin ve eylem planlarının olması gerekir. ‘Kem alet ile kemâlât olmaz’ demiş atalarımız. Pek doğru bir tespit ve uyarı.

Belki en önemlisi de, doğru insanların işin içine katılması gerekir. Yanlış insanla doğru amaç belirlenemez, doğru strateji gerçekleştirilemez. Net ve altını çizerek ifade ediyorum; her alanda olduğu gibi stratejik yönetimde de işin özü insan. Yanlış insanla doğru amaca ve hedefe ulaşılamaz. Yanlış insanla doğru iş yapılamaz, yanlış insanla doğru araç kullanılamaz. Burada yanlış insan derken kişilerin birey olarak yanlışlık veya kötülüklerinden ziyade amaçla, stratejiyle, araçlarla ve rollerle ilgili uyumsuzluğunu ve uygunsuzluğunu kastediyorum. Kişi çok hanımefendi veya beyefendi olabilir, çok güzel veya yakışıklı olabilir, çok çalışkan veya konuşkan olabilir veyahut da çok zengin olabilir. Ancak kurumun amacına ve işin gereklerine uygun niteliklerden, liyakatten yoksun olabilir. Böyle bir kişi üstlendiği role uygun davranamaz; doğru kararları alamaz, alınmış olan doğru kararları da uygulayamaz. Üstüne üstlük, doğru amaçları, doğru stratejileri, doğru yöntem ve araçları olduğu kadar, doğru insanları da paramparça eder, dağıtır. Kaldı ki, yanlış ve liyakatsiz insanların çevresinde doğru insanlar zaten bulunmaz, bir vakit bulunsa da tutunamaz.

Öyleyse, stratejik yönetimin ayrılmaz bir parçası da katılımcı olmasıdır. Katı hiyerarşik bir düzenden ziyade herkesin bilgisini, tecrübesini hesaba katan, insandan ziyade iş ve süreç yöneten demokratik bir anlayışa sahip olmasıdır. Zaman öyle bir akıyor ki…

Stratejik bakışa ve stratejik planlamaya gereken önemi ve özeni gösterenler amaçlarına ulaşabilirler.

Stratejik bakışa sahip olan kurum ve örgütler en az enerji ile en yüksek verimi sağlayabilirler, doğru hedefleri ve eylem planlarını belirleyebilirler, kendilerini çevreleriyle uyumlu hale getirebilirler; doğru analizler yapabilir, hem finansal kaynaklarını hem de beşeri unsurlarını çoğaltabilir ve uyum içinde harekete geçirebilirler.

Kurumların ve kişilerin gücü, organizasyon ve koordinasyon kapasiteleri ile ölçülür. Stratejik bakışı olmayanların stratejik yönetimi, stratejik planı ve programı olabilir mi?

Yorum Yazın