Trafik lambaları

trafik-lambalariArt arda duran araçlar… Gergin bir bekleyiş hâkim. Şoför mahallinde oturanlar ön cama mümkün olduğu kadar yakın. Gözler trafik lambasında. Safların sık tutulması noktasında gösterilen ihtimam da dikkate şayan. Öndeki araçlardan birinin birkaç santim ilerlemesinin ardından, küçük bir dalga halinde hafifçe öndeki araca yaklaşılıyor.

Eller tetikte; kırmızı ve sarı lambaların ardı sıra yanmasının ardından kuyruğun arkalarından öne doğru uzanan ve gittikçe yükselen “ikaz” ve “stres” içerikli korna sesleri. Hele bir de öndeki araçlardan biri kalkış esnasında durmaya görsün. Bu seslerin şiddeti daha da artıyor.

Ve elbette yayalar… Yayalar için yanan yeşil ışığın sönmesine birkaç saniye kala karşı tarafa geçmeye çalışanların yolun ortasında kalma ihtimali, şoförlerin genelini birkaç saniye geç hareket etme endişesine sevk ediyor. Hatta araçlar için kırmızı ışığın yerini sarı ve yeşil ışığa bırakmasına birkaç saniye kala, karşı tarafa geçmek isteyen yayalara karşı yükselen yine ikaz ve stres içerikli korna seslerine şahit oluyoruz. Yaşlı yayaların durumu ise zaten hepimizin malumu…

“İnsanlar ikiye ayrılırlar” diyor Hakan Günday: “yeşil ışıktan sonra yanan sarı ışığı görünce gaza basanlar ve frene basanlar.” Sanırım Türkiye’de ilk şıkkı tercih edenler çoğunlukta. Zira ikinci şıkkı tercih edenler, birinci şıkta ısrar eden arkadaki araçlardan adeta “isyan” dolu fren seslerini duyabiliyorlar. Bundan kaynaklanan kazaların oranı ise göz ardı edilemeyecek kadar fazla.

Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Hizmetleri Başkanlığı 2012 yılına dair “Trafik Kazalarına (Ölümlü–Yaralanmalı) Neden Olan Sürücü Kusurları” başlığı altında, ‘Kırmızı Işık veya Görevlinin Dur İşaretine Uymamak’tan ötürü gerçekleşen kaza sayısını 3,666 olarak tespit etmiş. Son verilerde ise 2013 yılı Mart ayında 263, toplamda ise 694 kaza yer alıyor. Bu konudaki hassasiyet artmadığı takdirde, bu sayıların yükselmesi sürpriz olmayacak.

Aslında bütün bu tabloyu müşahede edenlerin ortak sorusunu yeniden sormakta ve düşünmekte fayda var: “Neden bu kadar çok sabırsızız?” Buna hep birlikte cevap bulmamız gerekiyor.

Sonuç olarak, insan hayatının birkaç saniyelik aceleciliğe tercih edilmediği, hoşgörünün arttığı, yeşil ışığın insanların sabırsızlığı ile yine insanlar tarafından kırmızıya dönüştürülmediği günler umarım çok uzaklarda değildir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>