Türkiye’de futbol ve sözlü şiddet

Türkiye’de, Süper Lig’den amatör liglere kadar futbol müsabakalarında yaşanan şiddet olaylarına son dönemlerde daha fazla tanık oluyoruz. Hafta sonu ya da haftanın ilk günü medyada yer alan haberlerde, futbol karşılaşmalarında yaşanan şiddet olaylarını sıklıkla müşahede etmek mümkün. Çoğunluğu fiziki şiddet içeren bu olaylara karşı önleyici ve caydırıcı tedbirler henüz yeterince alınabilmiş değil.

Fakat benim özellikle dikkat çekmek istediğim husus, Türkiye’deki futbol takımlarının uluslararası bir organizasyonda yaşadığı mağlubiyet ve başarısızlığın ardından sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen sözlü şiddettir. Ülke içindeki karşılaşmalara ilişkin sosyal medya üzerinde yaşanan rekabet doğal görülebilir ki burada bile hakaret içerikli paylaşımlarla karşılaşıldığı unutulmamalıdır.

Ülkemizin uluslararası organizasyonlarda temsilcisi konumunda olan A veya B takımının almış olduğu herhangi bir mağlubiyetin ardından, sosyal medyada bu yenilgiye yönelik övücü söylemlere rastlamak ya da bir galibiyetin ardından yerici söylemlerle ve sözlü şiddetle karşılaşmak şaşırtıcı. Şaşırtıcı, çünkü bu tür sözlü şiddet unsurları bu coğrafyanın ruhuna tamamen aykırı. Dolayısıyla, şu soruya ciddi cevap aramak gerekiyor: “Bizler toplum olarak neden ve nasıl bu kadar tahammülsüz olduk?”

Burada takımların tüm taraflarına yönelik bir genellemede bulunuyor değilim.

Ancak bu olumsuz hadiselerin yaşanması bir yana, herhangi bir takımın birkaç taraftarının bu yöndeki söylemlerinin bütün bir camiaya atfedilmesi de başlı başına bir sorun.

Bu olumsuzlukları aşmak ve futbolda şiddete son vermek için ne yapmak gerekiyor?

Öncelikle futbol sahalarını birer arena, futbolcuları birer gladyatör ve maçları da birer savaş olarak görmekten vazgeçmemiz gerekiyor. Türkiye liglerinde A takımının şampiyon olması, B takımının yenildiğini gösterse de, uluslararası organizasyonlarda, A takımının kazanmasının B takımının da kazanması, kaybetmesinin onun da kaybetmesi anlamına geldiğini bilmek gerekiyor.

Bu keyfi bir ifade değil. Çünkü A takımının kazanma veya kaybetmesi halinde, uluslararası puanlamalar bakımından B takımının da doğrudan yararı veya zararı söz konusu. Dolayısıyla, bir takımın uluslararası bir maçta mağlup olmasının ardından, Türkiye’deki rakip takımların taraftarlarının gerçekleştirdikleri sözlü şiddet aslında farkında olmadan, bir bakıma kendi mağlubiyetlerini de kutlama aracı haline dönüşüyor.

Sonuçta söylenebilecek çok şey olmasına rağmen, takımlar ve taraflar en azından şöyle düşünebilirler: “Ben ve kardeşim evde rakibiz. Fakat dışarıdaki diğer rakipler karşısında ‘biz’ beraberiz.”

Bu coğrafyanın ruhuna uygun olarak sözlü şiddetten uzaklaşmış bir spor ve futbol ümidiyle.

 

Yorum Yazın