Üç maymunu oynamak

Her insanın bir fikri, ideolojisi olabilir, fakat ideolojiler soyuttur, elle tutulmaz, gözle görülemez. Toplumu kendi fikir ve ideolojisiyle etkilemek isteyen biri anlatmak istediği olayı/durumu kendi görüşüne uygun kalıplara sokarak topluma sunar.  Bu yüzden gözle göremediği bir durumdan haberdar olmak isteyenler sadece o durumu izleyen kişinin olaydan seçtiği ve kurguladığı kesitleri okuyarak/izleyerek/dinleyerek olaya vakıf olur. Mesela, basın işletmelerinin çoğu işletme sahibinin baskın ideolojisini üretir, olayları çoğu zaman taraflı olarak haberleştirir ve topluma satar.

Yasama, yürütme, yargıdan sonra dördüncü kuvvet olarak nitelendirilen basının toplumu bilgilendirme, kamuoyu oluşturma, kurumlar üzerinde kamuoyu adına denetim uygulama gibi hayati derecede önem arz eden işlevleri yadsınamaz bir gerçek. Fakat medya aynı zamanda toplumu da yönlendirir. Bu nedenle belli fikirlere sahip kesimler için, bir basın işletmesi sahibi olmak,  toplum üzerinde ideolojik tahakküm kurma gücünü elde etme imkanını sağlamak adına önemli bir araçtır.  Mevcut gücünü kaybetmemek amacıyla bu etkili güce sahip olmak isteyen erkler, zarar etmeyi göze alarak medya sahipliğine soyunur. Bu sebeple Türkiye’de ve dünyada gazetecilik ya da televizyonculuk tecrübesi olmayan birçok erk sahibinin bir basın işletmesi mevcut.

Basın işletmeleri çoğu işletme gibi işçi-işveren ilişkisinin olduğu, kâr amacı güden, rekabetin esas olduğu, geçimini ilan, reklam, tirajla sağlayan dışa bağımlı fikir işletmeleridir. Bu nedenle bir basın işletmesinden topluma yansıtılan haberler konusunda özgür ya da tarafsız olmasını beklemek yanlış olur. Zaten basın işletmelerinde çalışan çoğu basın mensubunun hayali halk kahramanı olmak değil, eve ekmek götürmektir. Bu nedenle çalışanların çoğu işletme sahibiyle ters düşmemek adına ‘gitme, yapma, yayınlama’ gibi talimatları yerine getirme derdine düşmüştür.

Muhabirlik, mesela, aşk derecesinde sevmezseniz kesinlikle yapamayacağınız bir gönül işidir. Çünkü bu mesleğin ne parası paradır ne de başınızı yastığa koyup rahatça dinlenebilme imkânına sahipsinizdir. Öyle ki çoğu zaman emeklerinizin karşılığı verilmez, haberleriniz yayınlanmaz, moraliniz alt üst olur ama elden bir şey gelmez. Bir muhabirin haberinin yayınlanmaması çeşitli sebeplerle açıklanabilir. Haberini yaptığınız kurum gazetenin reklam müşterisi olabilir, patronunuza sormadan onun sempati duymadığı bir yetkiliyle röportaj yapmış olabilirsiniz. Patronun siyasi görüşüne ters düşen bir haber yapmış olabilirsiniz ya da sıradan bir vatandaşın mağduriyetini dile getirmişsinizdir fakat vatandaşın sorunundan daha önemli görülen bir açılış haberi vardır o sorun yerine gazeteye reklam kapısı açmak adına açılış haberi yayınlanabilir.

Tüm bu örnekler ve daha fazlası saatlerce hatta belki de günlerce çaba sarf ettiğiniz, yayınlanınca patlama yapacağını düşündüğünüz haberinizin yayınlanmasının önüne geçebilir. Muhabir olacağım; çok para istemiyorum; zaman da istemiyorum; haberim yayınlansın, kahraman olmak istiyorum diye kendinizi feda etseniz de kimse buna izin vermez.  Çünkü basın kuruluşları şirkettir ve kâr amacı güderler. Uymak zorunda olduğunuz kuralları ve talimatları vardır. Öyledir ki kâr sağlamak uğruna basın ahlak ve ilkelerini çiğnemenize izin verebilirler ancak işletmenin kural ve talimatlarını çiğnemenize izin vermezler. Yani bu meslekte siz emir kulusunuzdur; emir verenin talimatları doğrultusunda işinizi yapar, maaşınızı alır ve istenmeyen olaylara şahit olduğunuzda ‘görmedim’, ‘duymadım’, ‘bilmiyorum’ biçimindeki üç maymun senaryosunu oynarsınız.

Yorum Yazın