Yaşanmamış yaşamlara nispet

Yaz sabahında cıvıl cıvıl kuş sesleriyle uyansan. Pencereni açıp, tertemiz havayı içine çeksen uzun uzun. Güneş tatlı tatlı yalasa yüzünü. Bir kuş gelip kulağına üflese muzipçe. Kıkır kıkır gülsen, gönlünce, sebepsiz. Anneciğin aşağıdan seslense:

– “Hadi benim kuzum, yumurtanı soğutma!”

Koşarak insen merdivenlerden ya da tırabzandan kaysan ıslık çala çala. Öpsen anneciğinin yanağından,

– “Günaydın babacığım!” diye haykırsan.

Küçük kardeşini kucağına alsan, öpücüklere boğsan. Muziplikler yapsan onu güldürmek için. Mamasından bir kaşık da sen alsan.

Ekmeğine yağ sürsen, yarısına vişne, yarısına çilek reçeli döksen, annen gülümsese. Baban;

– “Aynısından ben de isterim” dese, ona da bir dilim yapsan aynısından.

Evden çıkarken;

– “Allahım bu güzel yuva için, ailem için, mutluluğum için, teşekkür ederim sana!” diye dua etsen.

– “Günaydın bakkal amca, günaydın Ayşe Teyze!” diye selam versen.

– “Kolay gelsin amca!” desen, sokağı süpüren çöpçüye.

İki dakika sonra okula varsan. Bir fırıldak alsan okulun önündeki satıcıdan. Ders ziline kadar üfleyip döndürsen.

Aşık olsan, ama öyle böyle değil, delicesine. Kalbin güm güm atsa sevdiğini görünce. Onun da sana deli gibi aşık olduğunu hissetsen.

Bir ömür boyu hiç ayrılmamak için söz verseniz birbirinize sevdiğinle.

Biriniz;

– “Hoşça kal bir tanem!” dese, diğeriniz:

– “Güle güle aşkım!”

sabah evden ayrılırken.

Küçücük, rengarenk kağıtlara notlar yazsanız birbirinize, yüreğinizden geldiğince, sevginizi anlatan, yuvanızın her köşesine serpiştirseniz.

İlkbaharda kırlarda, yazları deniz kıyısında, sonbaharda koruda, kışın karların üstünde yürüseniz el ele. Bazen konuşsanız mırıl mırıl, bazen de sussanız, sevgi sevgi baksanız birbirinize dakikalarca. Ya da boş verseniz zamanı, kaybolsanız birbirinizin gözlerinde.

Annelerinizi, babalarınızı ziyaret etseniz sık sık, mutluluğunuzu paylaşsanız onlarla. Gerçek dostlarınız olsa, davet etseniz onları evinize. Sevgi alışverişi yapsanız onlarla.

Yuvanıza çocuk cıvıltıları dolsa. Sevginizle besleseniz onları. İlk adımlarında, ilk konuşmalarında, okula ilk başladıklarında, ilk aşık olduklarında hep yanlarında olsanız. Yuvadan uçma zamanı geldiğinde, kanat çırpmaları için cesaretlendirseniz, her zaman yanlarında olacağınızı hissettirseniz.

Evde baş başa kaldığınızda, çocukların mutluluğundan bahsetseniz, yarın mutlaka, anne-babalarınızın mezarlarını ziyaret etmeye karar verseniz birlikte.

– “İlaçlarını aldın mı hayatım?” diye sorsanız birbirinize. Suyunu getirseniz bardakta, ilacını içebilsin diye.

Havalar serinledi mi, biriniz yeleğini giydirse, biriniz şalını örtse omuzuna birbirinizin.

Çocuklarınız ziyaretinize gelse sık sık, tıpkı gençken sizin de yaptığınız gibi. Çocuk cıvıltıları dolsa yine yuvanıza. Sofralar hazırlasanız birlikte, ama çok zengin olsa sofranız. Önce sevgi çorbası, ardından mutluluk yemekleri, yanında mutlaka muhabbet salatası.

Yemekler neşe içinde yenirken, siz şöyle bir seyretseniz bu muhteşem tabloyu ve bir dua mırıldansanız, yok yok en iyisi yüksek sesle söyleseniz içinizden geldiğince:

– “Allahım bu güzel yuva için, ailem için, mutluluğum için, bu mükemmel yaşamım için teşekkür ederim sana!”

 

Yorum Yazın